Yönetmenlik Harikası Sahneler: Bölüm 5

Kaan Karsan
Kaan Karsan
28 Ağustos 2011

Bu yazı dizisinde, telif hakları el verdiğince, sinemanın büyüsünü hakkıyla ortaya koyan film sahnelerini hatırlatmak istiyorum. Her yazıda üç farklı filmden alınmış üç etkileyici sahneyi paylaşacağım. Bu yazıda Zeki Demirkubuz’un Masumiyet‘inden, Darren Aranofsky’nin Pi‘sinden ve David Fincher’ın Zodiac’ından birer sahne olacak. Filmleri henüz görme şansı bulamamış olan kişilerin sahneleri izlememesini tavsiye ederim.

 

 

Önceki Yazılar:

https://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-1/

https://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-2/

https://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-3/

https://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-4/

13) Zeki Demirkubuz – Masumiyet (1997)

Zeki Demirkubuz’un sinema tarihimizin en önemli filmlerinden biri olarak kabul edilen Masumiyet’inin bu şerefe nail olmasının birçok nedeni vardı elbette. Takıntılı, saplantılı ve biraz da gerçeküstü bir aşk hikayesini dibine kadar gerçek karakterlerle anlatan Demirkubuz, sinema tarihimizin en gerçek acılarından birini yaşatıyordu izleyenine. Bunu öyle bir sinema cesaretiyle yapıyordu ki, alışık olduğumuz senaryo sapmalarından hiçbiri karşımıza çıkmıyordu. Filmin için de öyle bir sahne vardı ki, “yönetmenlik harikası bir sahne” olduğu gibi “oyunculuk harikası bir sahne” idi. Haluk Bilginer unutulmaz tiradı ile bir oyuncuya yapılabilecek her türlü övgüyü hak ediyordu. Film her sahnesiyle bizi bu takıntılı aşka biraz daha çekerken, müthiş bir yönetmeni ve onun müthiş oyuncularını bir kez daha vitrine çıkarıyordu.

http://www.youtube.com/watch?v=mXDac_BHkE0

 

14) Darren Aranofsky – Pi (1998)

Bir deha çıkıyor, ilk filminden kimi yönetmenin hayal dahi edemeyeceği gergin, diken üstünde bir dünyayı dakikalar içinde yaratıyor. Darren Aranofsky’den bahsediyorum elbette ki. Birkaç kısanın ardından çektiği ilk uzun metrajında Aranofsky bizi Pi sayısının gizemine ve dolayısıyla derinliğine doğru yol alan bir matematikçinin ilginç ve ürkütücü öyküsünü sunuyordu. Aranofsky günümüz için cesaret gerektiren bir davranış olan bir yol seçiyor ve filmi siyah-beyaz çekiyordu. Film bu açıdan Christopher Nolan’ın siyah-beyaz ilk filmi, ilk tercihi Following’i de anımsatıyordu. Filmin belki de her anı şok ediciydi; ancak “beklenen” finali bütün o beklentiye rağmen daha da şok ediciydi. Çünkü Aranofsky bu sahnede de, “sinema cesaret işidir.” diyordu.

http://www.youtube.com/watch?v=1U1PM-p3860

 

15) David Fincher – Zodiac (2007)

David Fincher deyince akla Fight Club, Se7en ya da Curious Case of Benjamin Button gibi nispeten daha popüler işleri geliyor belki de akla ilk anda. Halbuki ustanın Benjamin Button ile kendi sinemasından tamamen uzaklaşıp ödül sinemasıyla flört etmeye çalıştığı çabasının hemen öncesinde Zodiac gibi bir başyapıt var. Gizem sunup sonuç sunmaması nedeniyle diğer işlerine göre çok daha az ilgi gösterilen Zodiac’ın son yılların en iyi gerilim filmlerinden olduğu su götürmez bir gerçek. Filmin saydam temeline rağmen gün-gece dinlemeden her anında gerilim yaratabilme başarısı ise çok büyük bir takdiri hak ediyor. Fincher’ın The Social Network ile kendi sinemasına dönmesinin şerefine gelsin, Zodiac’ın enfes açılışı.

http://www.youtube.com/watch?v=hBu8BdhUnmE