Yönetmenlik Harikası Sahneler: Bölüm 11

Kaan Karsan
Kaan Karsan
18 Ocak 2012

Bu yazı dizisinde, telif hakları el verdiğince, sinemanın büyüsünü hakkıyla ortaya koyan film sahnelerini hatırlatmak istiyorum. Her yazıda üç farklı filmden alınmış üç etkileyici sahneyi paylaşacağım. Bu yazıda Alain Resnais’ın Hiroshima Mon Amour’undan, Charlie Chaplin’in Modern Times‘ından ve Vittorio De Sica’nın Ladri di biciclette’sinden birer sahne olacak. Filmleri henüz görme şansı bulamamış olan kişilerin sahneleri izlememesini tavsiye ederim.

***

 

31) Alain Resnais – Hiroshima Mon Amour (1959)

Fransız Yeni Dalga’sının ilk ve en güçlü örneklerinden biri olan Hiroshima Mon Amour, toplumsal acılarla  kişisel acılar arasında kurduğu bağlantı üzerinden çarpıcı bir savaş sonrası portresi çiziyor. Filmin şiirsel bir anlatımla Hiroşima’nın acılarını özetleyen giriş sahnesi ise, sinema tarihinin en etkileyici sahnelerinden biri. Film boyunca filmin ana odağında olacak olan bir erkek ile bir kadının diyaloglarını arkasına alarak, gerçek görüntüler eşliğinde belgesel vuruculuğunda, acı bir tat yakalayan sahne, sizi on beş dakika boyunca filmin geri kalanına hazırlıyor.

 

32) Charlie Chaplin – Modern Times (1936)

Modern Times için Charlie Chaplin’in kapitalizmi ve sanayileşmeyi sopayla dövdüğü filmi desek çok da yanlış olmaz. Hayran olduğumuz Tramp tiplemesiyle henüz ilk saniyelerinden itibaren izleyen herkesi gülmekten yerlerde sürükleyen Chaplin, filmin belki de en müthiş sahnelerinden birini sonlara saklıyor. Chaplin’in bizzat şarkı söylediği sahne, sözleri üzerine yazdığı kağıdı yanına almayı unutmasıyla şenleniyor. Bunun sonucunda kaynaklarda “Nonsense song” olarak da bilinen şarkı, Şarlo’nun özel sesiyle şenleniyor. Chaplin izliyor olmanın neşesi, her dakika katlanarak büyüyor.

 

33) Vittorio De Sica – Ladri di biciclette (1948)

İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin bayrak taşıyıcılarından biri olan Ladri di biciclette, savaş sonrası İtalya’sının en gerçekçi tablolarından birini çiziyor. Hafızalara bir daha silinmemek üzere kazınan müzikleri, dokunaklı hikayesi ve çok boyutlu karakterleriyle kendinden sonraki birçok akımı da etkilemiş olan film, bir diğer yönüyle de bir yoksulluk ağıdı adeta. Filmin boğazda düğümlenen enfes final sahnesi ise insanın içindeki iyiliğin, acımasız sistem tarafından yerle yeksan edilebileceğini yüzümüze vuruyor. Küçük bir çocuğun yüzündeki hayal kırıklığı ise, hayatın acımasızlığını bir kez daha sorgulatıyor.

 

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter
***