Universal Soldier: Day of Reckoning (2012): Ne Bilim Ne Kurgu

Kaan Karsan
Kaan Karsan
29 Kasım 2012

Adı yanıltmasın, Evrenin Askerleri 82 darbesiyle alakalı bir film değil. Keşke öyle olsaydı; ancak değil. Hatta şöyle söyleyelim, Evrenin Askerleri tam olarak neyle ilgili olduğunun tam olarak farkında olabilen bir film de değil. Görelim ve arttıralım, Evrenin Askerleri bazı yönlerden bir film bile değil. Bir de takdir edelim, Evrenin Askerleri, sinema içerisinde kendini yıllar içerisinde konumlandırdığı ayrıksı yere rağmen halen gidip de dördüncü filmini çekebilen bir ‘şey’.

Film bir intikam hikâyesi ‘gibi’ başlıyor. ‘Gibi’ kelimesi Evrenin Askerleri filmini anlatmak için fazlasıyla önemli. Zira tüm film ‘-miş gibi yapmak’ kalıbı üzerine kurulu… Ailesi gözlerinin önünde katledilen John, yaşanan kıyamet gecesinin ardından katil Luc Deveraux’un peşine düşüyor. Ancak elbette ki eli kanlı bir teröriste ulaşıp da hesap sormak öyle pek de kolay değil. Bu nedenle John’un içine girmesi gereken birçok tehlike ve stres var. Ancak bu ailesinin katledildiği gece bir güzel dayak yiyen sakat bir adam için pek de kolay değil. Bu nedenle John, yeniden güçlenmek ve zihninin derinliklerine gömülü olan yetilerini ortaya çıkarmak için çabalıyor.

Filmin ilk saniyesinden itibaren başrolüne oturttuğu bir de oyuncusu var. Bu oyuncunun adı muğlâklık… Öyle gülünç bir muğlâklık ki sanki yönetmen John Hyams bir David Lynch filminin parodisini çekiyor. Film, öyküsünü ite kaka, zorlayarak, çekiştirerek yönlendirmeye ve bu esnada da kimi aksiyon sekanslarıyla ‘erkek’ seyircinin gönlünü fethetmeye çalışıyor. Zaten film yapısal olarak erkeklik hormonlarının katıldığı bir anketle yapışmış gibi. Anketin sonucunda belli başlı sonuçlar öne çıkmış: Çıplaklık, kan, dövüş sanatları ve ‘bilimkurgu’…

Filmi derme-çatma dramatik yapısından bahsetmeye bile gerek yok. Zira bu filmdeki iyi-kötü hiçbir karakterin herhangi bir motivasyona sahip olduklarından bahsetmemiz pek mümkün değil. Filmin izlenme süresinden daha kısa bir sürede yazılan senaryosu neden-sonuç ilişkilerinin hiçbirini umursamadan, bodoslama bir biçimde ‘kaçınılmaz bir finale’ doğru sürüklüyor izleyenini. O finale vardığımızda ise filmin neden çekildiğini anlıyoruz. John Hyams, sıradan bir bilgisayar oyunu kıvamını tutturarak ‘joystick’i eline alıyor. John karakteri, karşısına kim çıkarsa olağanüstü bir azimle dövüşerek ona öbür dünyanın yolunu gösteriyor.

Evet, yanlış okumadınız Universal Soldier serisinin dördüncü filminin ‘janr’ köşesinde bilimkurgu yazıyor. Ancak bu filmde ne bilim var ne de kurgu… En azından bir fikir olsaydı diyoruz; ancak o da yok. Tam bu noktada, birileri, sırf onu eğlendirmek adına, artık yüzü eskilikten dökülen ve bir dönem ‘iyi’ karakterleri nasıl oynadığını anlayamadığımız Jean-Claude Van Damme’a bir jübile filmi çekmek isterdi deyip de iç geçiriyoruz. Kendisinin halen bir yerlerde takipçileri varsa, kendisinden vazgeçebilmek adına bu filmi izleyebilirler.

Senenin en kötü filmlerinden biri olduğunu dillendirmek konusunda herhangi bir engel görmediğimiz Universal Soldier: Day of Reckoning, kimi açılardan senenin en iyi korku filmi olarak addedilebilir. Zira seyircisini böylesi bir endişeye sevk edebilecek bir film öyle kolay kolay gelmez. Filmi aksiyon sinemasının gelebileceği en dip noktaları görmebilmeleri adına ‘trash movie’ hayranlarına tavsiye edebiliriz belki… Ancak onu bile yapmıyoruz, düşünün artık.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 5