The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 2 (2012): Bitti, Dağılın!

Kaan Karsan
Kaan Karsan
16 Kasım 2012

Muhtemelen ergen hanımefendiler dışında kimselerin merak etmediği bir film serisi nihayet sonlandı. Edebiyatla neredeyse alay eden, Stephen King’in sinirlerini oynatan ve Justin Bieber kültürü diyerek genelleyebileceğimiz bir akımın bir tür uzantısı olan Twilight, izleyenlerin gençliğine vererek kendimizi avutabileceğimiz ticari başarısının ardından sinema perdesine –umuyoruz ki- veda etti. 4 ila 15 yaş arası gençliğin duygusal dünyalarını titreştiren serinin ‘epik final’ olarak sunulan son macerası ‘The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 2’, son beş seneyi komada geçiren bir sinema seyircisi için kopan tüm fırtınayı algılayabilmesi için apayrı bir fırsat sunuyor elbette ki. Shakespeare alıntılarıyla ve dolayısıyla bir tür ‘ergen tregedya’sı hüviyetinde tüm külliyatını bahşeden Twilight serisi, insani duyguların en sığ sularını dalgalandırmayı yine, yeniden sürdürüyor.

Evet, eğer afişine yeterince uzun süre baktıysanız tüm meseleyi anladınız. Vampirler, kurt adamlar, insanlar arasında Güney Amerika dizisi tadında birtakım gönül olayları cereyan ediyor. Sinema tarihinin en antipatik karakterlerinden biri olarak addedebileceğimiz esas kızımız Bella, aşkının peşinden giderken yolundaki birçok taşa takılıp tökezliyor. En nihayetinde ‘dağ dağa kavuşur, insan insana kavuşmaz’ söylemli film serisi dramatik açıdan gülümseyen bir noktaya varıyor. Ancak bu kez de ‘epik final’ kalıbının altını doldurabilmek adına karakterlerini yepyeni bir çatışmanın ortasına sürüklüyor. Bella, Edward ve Jacob arasındaki aşk üçgeni şöyle azıcık kenarda dursun diyerek ‘daha önemli dertlerimiz’ var formunda karlı ve kanlı bir uçuruma varıyor.

Hemen söyleyelim, Twilight öyle ya da böyle sinemaya yeni bir yapım formatı kazandırdı. Stephenie Meyer’in müthiş ticari dehasının mahsulü olan bir yapı bu. Saniyesi bir sonraki sahnesiyle yeterince tutarlı olmayan muhtelif sahnelerin fonuna yerleştirilen ve filmin çiğ ruhuna koşut giden bir müzik ‘playlist’i; mümkün mertebe karakterlerinden tiksiniyormuş tavrını takınan oyuncular; bırakın filmi öyküye dahi hakim görünmeyen bir film yönetimi ve bütün bunların neticesinde peyda olan lezzetsiz ama bir o kadar da benzersiz bir çorba… İşte ‘Breaking Dawn – Part 2’ bu yapıyı hiçbir şekilde bozmadan ilerleyerek serinin ayrıksı başarısını sürdürüyor. Serinin başına getirilmiş, –nispeten- saygıdeğer olarak kabul edebileceğimiz bir yönetmen olan Bill Condon’ın dokunuşları da, serinin dönüştürebilme becerisinin bir tür ispatı olsa gerek.

Hedef kitlesini çok iyi belirleyen Twilight’ın her zamanki gibi amacına ulaşacağı aşikar. Zira ilk filmden ve ilk romandan bu yana filmdeki türlü lafları parfüm kokan not defterine alıntılayan kitle, yine bu aktivitesinden geri kalmayacaktır. Zaten Twilight’ın en önemli özelliği de bu değil mi? Bizlere muhtelif tespit imkanları tanıması… Bu bakımdan aynı yaş aralığının adını bile es kaza duyduğu Shakespeare’in gençlere ulaşmasına fırsat tanıyan ve aracılık eden Stephenie Meier’in adını bir kez daha zikretmeliyiz. Twilight ‘Shakespeare for dummies’ olarak atandığı görevini başarıyla yerine getiriyor.

Hiç şüphe yok ki amacımız Twilight’ı göklere çıkaran genç kitleyi yerden yere vurmak değil. Zira farkındayız ki, o kitle tamamen refleksif bir tavırla önüne gelen en kolay yolu tercih ediyor. Asıl sorun o kitleyi ahmak yerine koymak için çabalayan yazar-çizerlerde. Zira bu davranış, beraberinde erken bir yozlaşmayı getiriyor. Deyim yerindeyse, ‘tutan’ bir seri, dikiş ‘tutturmak’ için çabalayan diğer ticari odaklı yaratıcı kitleyi tetikliyor. Twilight ile birlikte düşük bir eşiğin altında mahkum olan izleyici öyle kolayca iflah olamıyor. Bu bakımdan duygusal bakımdan neredeyse ‘sahtekarlık’ yaptığını iddia edebileceğimiz Twilight serisi, iyi niyetli yaklaşımları pek de hak etmiyor.

Vampir mitolojisi başta olmak üzere onlarca miti çocuk oyuncağına çeviren serinin sonlanması umuyoruz ki birçok yüreğe toparlanabilmesi açısından bir fırsat tanıyacaktır. Lakin asıl toparlanması gereken kitle şüphesiz bu eziyete beş sene boyunca katlanmak durumunda kalan diğer saf. Bir diğer iyi niyetli dileğimiz ise Stephenie Meyer’in bir daha ’Twilight’ı hortlatmak zorunda kalmaması… Parasız kalmaması…

**

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5