Frankenweenie (2012): Tim Burton Hortluyor

Kaan Karsan
Kaan Karsan
11 Kasım 2012

Tim Burton’ın Ağıtı

Tim Burton sinemasının son on beş yılı, ilk dönem filmlerini ne kadar sevdiğimizi yad etmekle geçti, malumunuz. Karanlık, gotik, grotesk atmosferiyle, kendine özgü mizahıyla ve mikro ölçekli kültür yaratımıyla sadece sinemalarımıza değil pasajlarımıza kadar nufüz eden Burton, sadece iflah olmaz sinema sevdalılarına değil; toplumsal çemberin dışında kalmış, modern zamanlar yabancılarına dahi aracı oluyordu. Aslında o günden bu güne geçen süreçte değişen Burton değildi. Zaten temel problem de buydu, Burton benzeri fikirlerle yoluna devam etmeye kalkıştı. Eski ‘tuhaflığı’ günümüz sinemasında Burton sıradanlığına dönüştü. Sonuç olarak bu sinemanın eski parıltısı kalmadı. Birkaç ay önce görücüye çıkan Dark Shadows ise tam anlamıyla bir çöküşe ve fikirleri eskiyen bir yönetmenin çaresizliğine işaret ediyordu.

Frankenweenie ise en geniş açıdan baktığımızda bile, Burton’ın eski günleri için yakılmış bir ağıt gibi. Ve yine bu açıdan bakıp vardığımız noktada, zihinlerimize doğru savrulan, oldukça trajik bir yansıması var sanki. Burton’ın 1984’de çektiği ve dönemin beklentilerine nazaran fazla ‘karanlık’ bulunduğu için genç ve heyecanlı bir sinemacı olarak bünyesinde çalıştığı Disney ile arasının açılmasına sebebiyet veren Frankenweenie isimli müthiş kısa film, bu kez uzun metraj olarak karşımızda. Mevzunun trajik olmasının sebebi, son on senesini eski formuna kavuşma çabasıyla geçiren bir yönetmenin bir ilk dönem heyecanına yöneliyor ve itiraf edelim ki ancak bu şekilde belli bir heyecan dalgası yaratabiliyor olması…

Basitçe, Bir Korku Animasyonu

Frankenweenie, ismiyle müsemma, bir Frankenstein uyarlaması. Çok sevdiği köpeğini bir araba kazasına kurban veren bir çocuğun onu geri getirme çabasını ve bu konuda başarılı olmasını ele alıyor. Tam bu noktada filmin içerisinde geçen ve tüm mevzunun ana iskeletini oluşturan şu cümleden dem vurmak gerekiyor: “Bilim iyi veya kötü değildir; ancak iki amaçla da kullanılabilir.”. Filmin çıkış noktasını oluşturan dramatik çatışmadan hareketle, Victor’un köpeği Sparky’yi geri getirmeyi başarması, bilim fuarı için proje hazırlamakta olan akranları tarafından farklı amaçlarla örnek alınıyor. Zaten filme lezzetini ve rengini veren asıl fikir de bu noktadan sonra serpilmeye başlıyor.

Frankenweenie, ‘hortlatılan’ ucubelerin kasabayı esir almasıyla beraber, karanlık, ucuz ve hayranlık uyandırıcı sinemanın şanlı geçmişine karşı uzun bir saygı duruşuna kalkıyor. Burton’ın karakterleri için seçtiği isimler dahi, yönetmenin sinemayla olan ilişkisinin farklı kıvrımlarını gözler önüne seriyor. Frankenweenie, siyah-beyaz estetiğini ve stop-motion animation tekniğinin benzersizliğini arkasına alarak bir 1930’lar eseriymiş ‘gibi yapmanın’ ayrıksı estetik yapısına kavuşuyor. Filmin apaçık korku sineması atmosferini temel alan ve onunla beraber ana çatıyı oluşturan tavizsiz tavrı neredeyse Murnau’nun Nosferatu’su ile bir bağ kuran bir görsellik takdim ediyor. Bu esnada da Burton’ın ne  güldüren ne de düşündüren, sadece seyirciye kendini tuhaf hissettiren mizahı da filmin üzerindee hem yabancılaştırıcı hem de yakınlaştırıcı bir ilüzyon oluşturuyor.

Filmin kısa sürede pişmesine olanak veren bir diğer mesele de elbette ki film tarihinin en meşakkatli yapım yöntemi olan stop-motion teknolojisinin(ki bu teknolojinin aynı zamanda oldukça ilkel bir teknoloji olduğu da malumunuz) atmosfer üzerindeki hakimiyeti. Filmin nostaljik tavrına ve geleneksel sinemayı yansıtma konusundaki tutkusuna koşut giden bu teknik tercih, filmin görsel dünyasını kısa sürede tatmin edici bir şekilde betimlemesini sağlıyor. Danny Elfman’ın alacakaranlık kuşağı müzikleri ve Burton’ın kimi anlardaki mizansen başarıları da bu yapıyı oldukça güçlendiriyor. En basit ve kolaycı tanımla bir ‘korku animasyonu’ olarak nitelendirebileceğimiz Frankenweenie, asıl hedef kitlesinin tanımını da zaten filmin ilk saniyelerindeki Disney jeneriğindeki zıtlaşma ile yapıyor.

Burton’ın Toplumu ve Ucubeleri

Burton’ın tüm kariyeri boyunca yaptığı kişisel sinemanın toplumun kör topal işleyen çarkları içerisindeki ‘ucubelere’ ve o ucubelerin hiçbir daim kaybetmedikleri çocuk ruhlarına bağlı olduğu açık bir şekilde ortada. Frankenweenie de, toplumdaki her normal birey tarafından çaresizce kabul edilen bir kavram olan ölüm mefhumuna karşı itirazı olan bir çocuğu ele alıyor. Zaten Victor’un yeniden canlandırmayı başardığı köpeği Sparky de, tabuları hiçe sayan canlılığı ile bu toplumun asla kabul edemeyeceği, devrimci ve devrimsel bir varlık. Bu nedenle de saklanması gerekiyor. Victor’un ölümü reddeden saf tavrı da, kendisinden farklı ve saf olmayan amaçlar güden diğer çocuklar tarafından devşiriliyor. Bu da filmin acilen ihtiyaç duyduğu iyi-kötü çatışmasını meydana getiriyor ve deyim yerindeyse ‘maç o vakit başlıyor.’.

Filmi ortadan ikiye bölersek, filmin ikinci bölümünü oluşturan ‘hortlak canavarlar’ ve ‘onlara engel olmaya çalışanlar’ çatışması, ‘b-film’ deyince ilk aklımıza gelen yapının Burton sinemasındaki tezahürü oluyorlar. Victor’un filmin henüz başlangıcında, oyuncaklarını ve Sparky’yi kullanarak çektiği kendi ‘stop-motion animation’ filmi, bu şekilde filmin sonuna doğru gerçek tabanına oturuyor. Sparky, iyi niyetlerle hortlatılan, iyi niyetli bir hortlak olarak yıkım için gelmiş, duygusuz hortlakların karşısında bir kahraman olmak için dikiliyor. Muhtelif ritüellerden oluşan düzenlerine çomak sokulan kasaba halkının gözünün önünde kendi tabularıyla yüzleşecekleri tuhaf bir savaş başlıyor böylece.

Şunu söylemek lazım ki Frankenweenie, Burton’ın son yıllarda tamamen samimi olmayı başarabildiği tek filmi… Hatta kişiye kendi çocukluğunu aratacak, duygusal, keyifli ve heyacanlı bir sirk eğlencesi… Burton’ın aradığı ruhu geri dönüp de 1984’te ortaya çıkardığı bir fikrinde bulması ise, yazının başlarında da bahsettiğimiz gibi oldukça manidar.  Umuyoruz ki, bir dönemin sinema sahnesindeki ‘ucubesi’ Frankenweenie ile eskiye geri dönüşün istikrarlı bir biçimde süreceğinin sinyallerini de veriyordur.

**

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5