Elveda Katya (2012): Bir Dizinin Tüm Sezonu Kıvamında

Kaan Karsan
Kaan Karsan
17 Aralık 2012

Elveda Katya’nın önemli olarak addedilmesinin sebebi başrolde Kadir İnanır’ın olması mı yoksa filmin Altın Portakal’da kucakladığı ödüller mi meçhul. Kesin olan bir şey varsa, bu da günlerini televizyondaki diziler karşısında geçiren bir kitlenin gördüğü anda vurulacağı bir filmle karşı karşıya olduğumuz gerçeği… Sinemamızın yeni ‘kardeş’ ikilisi yönetmen Ahmet Sönmez ve yapımcı Osman Sönmez’in üretimi olan Elveda Katya, televizyon ile sinema arasında olan etkileşimin tüm alâmetifarikalarını üzerinde taşıyor.

Elveda Katya’nın öyküsünün sebebi Kadir İnanır tarafından canlandırılan Yunus Kaptan. Yunus Kaptan, yıllar önce deniz aşırı ‘kaptanlık’ yaparken, evli olmasına rağmen yabancı bir kadına aşık oluyor. Bu aşk meyvesini veriyor; ancak Yunus Kaptan bu meyveden bihaber. Genç Katya’nın yollara düşüp de babasını bulma isteğiyle beraber Trabzon’da işler karışıyor elbette. Bunun neticesinde de Yunus Kaptan ve ailesi, hep beraber kendilerini oldukça karanlık bir sürecin içerisinde buluyorlar.

elveda katya 2

Kimi öykünmeleri bulunsa da Elveda Katya tipik bir Yeşilçam melodramı değil. Özellikle diyaloglarda ve öykünün dönemeçlerinde fazlasıyla yakınsıyor olsa da, başkarakteri olan Yunus Kaptan’ı anti-kahramanlaştırma çabasıyla bir şekilde o noktadan gayrı kalıyor. Tabii bunun neticesinde de asıl tartışmaya doğru yol alıyoruz. Elveda Katya tam olarak ne olmayı seçiyor? İşte bu kesinlikle hepimizi bir bilinmezliğe doğru sürüklüyor. Zira Elveda Katya kimi zaman en ağır trajediyi takdim edercesine dramatik kimi zaman ise kendini hiç ciddiye almadan komik… Bu da filmin bütününe hâkim olan kararsızlık mefhumunu iyiden iyiye tetikliyor. Elveda Katya, bir sezonu tek bir bölüme sığdırılmış bir dizi gibi, farklı duyulara çok kısa aralıklarla ve tatminkâr olmayan bir biçimle hitap ediyor.

Bunun ışığında da anaakım sinemamızın temel problemine varabiliriz. Türkiye’de televizyonun kimliğinden ötürü herkese dayattığı bir suni gerçeklik var. Sadece kanal kuşaklarının ‘prime-time’larına hâkim olan bu gerçekliğe kısaca ‘dizi gerçekliği’ diyebiliriz. Bu gerçek, iki saat boyunca karşısında bulduğu herkesi avucuna alıp izleyenine tamamen kendi belirlediği standartlarda hisler bahşediyor.  Bunun akabinde televizyon, alıcı eşiğini belirleyen ve herkese hükmeden eşikler belirliyor. Türkiye sinemasında ‘anaakım’ işler yapabilmek için de mutlaka ‘anaakım’ seyirciye hitap edebilmek gerekiyor ve bu seyirciyi de elbette ki televizyonun koyduğu kurallar şekillendiriyor.

Elveda Katya, estetik olarak –en azından kimi mizansen kurgularında- Ahmet Sönmez’in kimi anlık çabalarıyla belli eşikleri aşmayı başarsa da genel anlamda televizyonun tesiri altında kotarılmış gibi görünüyor. Oldukça kolaycı bir renk düzeltme ile ‘dönem dizilerini’ andıran Elveda Katya, en büyük sorunlarını öyküsünü kurarken yaşıyor. Tam anlamıyla ‘beylik’ olan ve ‘slogan’ niteliğindeki replikler hiç şüphe yok ki filmin akılda kalıcılık oranını arttıran bir hava yaratsa da filmin mevzubahis insanlarının ağzına pek yakışmıyor. Film, üslupsal olarak büsbütün ‘hızlandırılmış dizi anlatısı’ formülünü benimserken karakterlerin geçirdikleri ya da geçiremedikleri dönüşümlere de layıkıyla odaklanamıyor. Siyah ile beyaz renkleri arasında baştan sona kabuk değiştiren filmi ne yaparsa yapsın kendine özgü renge bir türlü kavuşamıyor. Yani Elveda Katya, öyküsünü anlatırken mütemadiyen en kolay yolları seçiyor ve bunun sonucunda anı kurtarıyor olsa da bütünü kurtaramıyor.

elveda katya

Bolca konuşulan, tartışılan ve merak edilen Kadir İnanır performansından da bahsetmek gerekiyor. Açıkça söyleyelim, Kadir İnanır sanki başka bir filmin performansını sergiliyor. Sürekli olarak depresif, içine kapanık ve sessiz karakteri senenin en geveze filmlerinden biri olan Elveda Katya’nın genel yapısıyla bir türlü uyum sağlayamıyor. Filmin atmosferi ve Kadir İnanır’ın performansı arasında öyle bir uçurum var ki, sanki Kadir İnanır’ın başka bir filmdeki rolü Elveda Katya’nın kurgu masasında unutulmuş ve yapım tarafından değerlendirilmiş. Kısacası tüm filmin nedeni olan bir karakterin devamsızlığı da filmin zayıf karınlarından bir tanesini oluşturuyor.

Bütün bu eksikliklerinin yanına Elveda Katya’nın oldukça temiz çekilmiş ve vaat ettiğini takdim de etmeyi başaran bir film olduğunu eklemeliyiz. İlk filmini çeken Ahmet Sönmez’in sinemaya attığı ilk adım sağlam olmadığı gibi zayıf da değil. Elveda Katya, en azından yapmak istediğini yapmayı beceren ve bundan fazlasını hedeflemeyen film. En azından kendi gidiş yolunu belirlerken tökezlemiyor olması filmin artı hanesine yazılmalı. Elveda Katya, televizyon karşısındakini mutlu edecek, güldürecek ve ağlatacak.

**

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 5