Zengin Mutfağı (1988): Zenginin Malı, Züğürdün Hizmet Ahlakı

Salihcan Sezer
Salihcan Sezer
27 Mayıs 2013

Tarihin çoğu zaman kanla yazıldığı coğrafyalarda, uyku öncesi okumalarının/tatlı rüyaların hazırlayıcısı mürekkebin yahut klavyenin üzerinde gezdirildiği kağıtlardır. Genelde seçkin kitlelere, aydınlara, modernizm yanlılarına, sanat sevdalılarına hitap eden eserlerin; yalnızca bilinç arttırdığını ancak hareket kazandıramadığını fark etmek üzücü. 1970 yılındaki 15-16 Haziran Olayları Türkiye tarihinin en büyük işçi hareketlerinden biri örneğin ve maalesef kanla durduruluyor, sıkıyönetimle de direniş ‘bıçak gibi’ kesiliyor. Fakat maalesefler hiç biter mi? Aradan geçen yıllar, konuşmalar, yazılar, kitaplar 1977’deki Kanlı 1 Mayıs’ı ya da 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ni engelleyemiyor.

Elbette geçmişteki hatalarla ilgili, kitaplara aşırı misyon yükleyerek kabahat sırf onlardaymış gibi davranmak basit bir tavır olurdu. Hele ki eleştirel kimliğini açıkça ortaya koymasına rağmen, profilini insani sıcaklıkla resmeden bir eserden bahsedeceksek… Zengin Mutfağı, 15-16 Haziran Olayları’nın arka planını anlatan önemli eserlerden biri. 1977’de ilk kez Başar Sabuncu tarafından sahneye konmuş, 1988 yılında Erdal Özyağcılar hariç hemen hemen aynı kadroyla, aynı yönetmen tarafından sinemaya aktarılmış ve bugünlerdeyse Aslı Öngören rejisiyle İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneleniyor. Yazıdan ziyade tez konusu, perspektifi geniş bir sanat-toplum ilişkisidir ancak sormak isterim. Bu oyun/film, asıl mevzu ettiği işçilere ya da ezilenlere ulaşamıyorsa, yani derdini onlara aktarsa da etkilemiyorsa veya onlarda bir ivme kazandır(a)mıyorsa nasıl değerlendirilmeli? Tersten alırsak; toplumun ekonomik anlamda alt katmanlarını etkilemek zorunda mıdır, kendi içinde bir edebi/sinema yapıtı olarak değerlendirilemez mi, ‘halkı geliştirmeli, bilinçlendirmeli’ gibi bir misyona gerek var mıdır?

Zengin Mutfağı’nı sosyal yönden değil sinema sanatı çerçevesinden ele alırsak, akla gelebilecek ilk tabir ‘sıcak bir film’ olduğudur sanırım. Karakterlerinden, özellikle birinden dolayı bu güzel vasfı kazanıyor film. Pehlivan eskisi, mutfağın ahçısı Lütfü Usta (Şener Şen) nedeniyle… Tarafsızlığı, doğallığı, adil olmaya çalışması, vicdanı ve ‘ezilenlerden’ biri olduğu için de sınıfsal konumunun zayıflığı yüzünden hemen sevdiriyor kendini Lütfü Usta. Empati kurması kolay; o yüzden izleyici ustanın ikilemlerini anlayabiliyor ve arada kalan kendisiymiş gibi onun yerine kararlar verebiliyor. Zenginle fakir, iyiyle kötü, ezenle ezilen, komünistle milliyetçi; bu kararlar içinde, zıt kutuplar arasında gidip gelmek de var. Aslında tüm bu savaşlar tek bir üst başlıkta toplanabilir, o da elbet sınıf/çıkar çatışması. Mutfağın sahibi fabrikatör Kerim Bey ve ailesi, Kerim Bey tarafından faşizme kayan fikirlerle beyni yıkanan ancak amacın ‘vatanperverlik’ değil, zenginliği korumak olduğunu algılayamayan ‘maşa’ Selim (Okday Korunan) ve onun mutfaktaki hizmetçi nişanlısı genç kız (Nilüfer Açıkalın), mutfağın şoförü Seyfi (Osman Görgen) ve Seyfi’nin sendikal faaliyetlerde bulunan işçi-komünist ağabeyi Ahmet (Gökhan Mete)… Böylece Lütfü Usta ile beraber tüm kadro tekmili birden ortaya çıktı. Paranteze sahip olmayan zenginler filmde görünmüyorlar, çünkü mutfağa girmeye tenezzül bile etmiyorlar. Zira gerek yok, kendileri yerine iş gören aracıları Selim var zaten. Yoksul bir kesimden gelmesine rağmen Kerim Bey’in pis ve karanlık işlerini yaparak cebi para gören ve ufak tefek imtiyazlar kazanan Selim, bugünün şartlarında bir çok alanda (devletin derininde dahi) kendisine karşılık bulan bir karakter. Mutfaktakilerin huzurunu kaçıran ve olayları kızıştıran Kerim Bey’den ziyade paranoyak fikirlerle kafayı bozmuş Selim oluyor zaten. Elbette Kerim Bey’in kendini ve konağı korumakla birlikte çevreye korku saçmak, gücünü göstererek egemenliğinin reklamını yapmak için satın aldığı vahşi köpeğin de bu huzursuzlukta payı büyük. Mesai saatleri kavramına önem verse de  ‘esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilen’ Lütfü Usta’nın insanları beslemekten yana hiçbir sorunu yok. Ancak kimsenin yemediği eti yiyen, insanları yaralayıp öldüren ‘kör olasıca’ köpeği beslemeye geldiğinde iş, biraz ağırına gidiyor doğrusu. ‘‘İnsan kime hizmet ettiğini düşünmeli’’ diyor Lütfü Usta, hatta: ‘‘Ahçıysak eşek değiliz ya’’. Hiç istemediği halde, bu ve benzeri olaylarla insanlık onurunun çiğnenmesinden rahatsızlık duyuyor. Haksız yere ezilen birinin söylemi olarak; yaşamın basit ihtiyaçlarına yani ekmeğe, suya, satın almaya karşı mecburiyeti yüzünden gitmekle kalmak arasında kalıyor. Ve bu, arada kalmaların en kötüsü…

Siyasi içerikli filmlerden angaje, didaktik ve sert/kalın mesajlara sahip olmalarını bekleyen kitleye ulaşacağız diye tatsız, tuzsuz, sossuz filmler çekildi hep. Ancak Zengin Mutfağı’nın polislere ihbar, yasa dışı baskınlar, işçilerin tereddütteki iş güvenceleri ve sendikal faaliyetleri, sömürü hiyerarşisi, zenginlerin şımarık isteklerine karşı fakirlerin çaresizliği gibi doygun siyasi/sosyal altyapısına rağmen lezzetli bir yapım olduğunu ve sıkıcılığa bulanmadığını özellikle belirtmek gerek. Ayrıca belli bir tarihsel olaydan yola çıkılsa da, içerik itibariyle kıyısından bir epik nitelik taşıdığından da bahsedilebilir. Çağdaş Türk Tiyatrosunda kuşağında sayılabilecek az sayıda tozlanmayıp/ışıldayan oyun yazarından biri olan ve 46 yaşında, ‘‘yaşasaydı ne yazardı?’’ sorularını ardında bırakarak erkenden ölen Vasıf Öngören’in eseri üzerinden, yönetmen Başar Sabuncu’nun tek mekanda geçmesi gibi klostrofobik bir dev sorunun üstesinden iyi geldiğini gözlemleyebiliyoruz. Oyunculuklar açısından da üst düzey başarılara olanak tanıyan bir ortam yok; yalnızca Şener Şen’in her zamanki gibi döktürdüğü Lütfü Usta’da, seneler sonra İkinci Bahar dizisindeki Ali Haydar Usta’yı oynarken sergilediği üstün performansın izleri görülebilir.

Salihcan Sezer

salihcanzer@gmail.com

****

Yönetmen: Başar Sabuncu

Senaryo: Vasıf Öngören, Başar Sabuncu

Yapım: Türkiye, 1988

Oyuncular: Şener Şen,Nilüfer Açıkalın, Okday Korunan, Gökhan Mete, Osman Görgen

Süre: 81′

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 5