Yönetmenlik Harikası Sahneler: Bölüm 2

Kaan Karsan
Kaan Karsan
13 Ağustos 2011

Bu yazı dizisinde, telif hakları el verdiğince, sinemanın büyüsünü hakkıyla ortaya koyan film sahnelerini hatırlatmak istiyorum. Her yazıda üç farklı filmden alınmış üç etkileyici sahneyi paylaşacağım. Bu yazıda Wim Wenders’ın  Paris, Texas‘ından, genç usta Paul Thomas Anderson’ın Magnolia‘sından ve David Lynch’in Lost Highway‘inden birer sahne olacak. Filmleri henüz görme şansı bulamamış olan kişilerin sahneleri izlememesini tavsiye ederim.

Önceki Yazılar :

http://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-1/

Sonraki Yazılar:

 

http://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-3/

http://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-4/

http://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-5/

http://eksisinema.com/yonetmenlik-harikasi-sahneler-bolum-6/

 

4) Wim Wenders – Paris, Texas (1984)

Wim Wenders’ın bu derin, sarsıcı, etkileyici ve kesinlikle çok duygusal filmi yönetmenin çoğu yeteneğini sergileme şansı bulduğu bir sanat eseridir aynı zamanda. Wim Wenders’ın bu duygusal metininin içerisinde kendine yer bulan bir başka metin daha vardır ki, hiç beklenmedik bir anda filmin karanlığına karanlık katar ve seyircinin içine dipsiz bir sıkıntı düşürür. Bu ürkütücü ve akılda kalıcı sahne sahne kısa sürede sinema tarihinin unutulmazları arasına yazılmıştır. Filmin derinliğine başka bir derinlik, düşünselliğine ise başka bir düşünsellik katan bu sahne belki de sinema tarihinin en özgün felaket tellallığılarından biridir.

5) Paul Thomas Anderson – Magnolia (1999)

26 yaşında Hard Eight’i, 27’sinde Boogie Nights’ı ve 29’unda Magnolia’yı çeken; kısa sürede büyük setlere ve karmaşık hikayelere karşı olan hükmetme yeteneğiyle büyük dikkat çeken; yer yer tarzıyla Robert Altman’a benzetilen ve Amerikan sinemasının son dönem başına gelmiş en iyi şeylerden biri olarak kabul edilen Paul Thomas Anderson’ın bu “garip ve müthiş” filmi Magnolia kısa sürede kült haline gelmiştir. Magnolia’nın övgülere boğulmasının sebebi yalnızca zekice yazılmış senaryosu değildir. Paul Thomas Anderson filminde çekilmesi çok zor sahneler çekmiş, yer yer klasik hikaye anlatımının temel unsurlarını hiç umursamadan beyazperdede at koşturmuş ve kendine özgü bir tat yakalamıştır. Bu 2 dakikadan uzun tek çekim sahne ise, yönetmenin kamerayla neler yapabileceğinin kısa bir özetidir sadece. Anderson, bir televizyon kanalının yoğun ve telaşlı ortamına takipçi bir kamerayla dalıp ortamdaki müthiş kaosa rağmen bir kez bile sahneyi kesmeden, tek kamerayla, tek planla çoğu yönetmenin çekmeye cesaret dahi edemeyeceği bir sahne sunmuştur seyircisine.

6) David Lynch – Lost Highway (1997)

Sinemanın karanlık tarafına bir hediye olan David Lynch sinemasının o güne kadar birikmiş bütün özelliklerini üzerinde taşıyan Lost Highway, izleyenine yine alışılmışın çok dışında bir sinema tadı sunarken çeşitli “David Lynch’likler” ile akıllarda sonsuza kadar yer edecek olan birkaç sahneyle algı kapılarımızı zorluyordu. Öyle ki partinin orta yerinde, aydınlık bir ortamda, sadece diyalog ve mimiklerle izleyeni bu kadar gerebilmek hastalıklı ve özel bir sinemanın ürünü olabilirdi yalnızca. Filmi beğenen ve beğenmeyen herkesin aklında yer eden Mystery Man sahnesi, sinema tarihinin en ürkütücü sahnelerinden biridir.