X-Men: Geçmiş Günler Gelecek (2014): Zaman Zarfı Önemsiz

Fırat Ataç
Fırat Ataç
23 Mayıs 2014

X-Men serisi, sahip oldukları güçlerden ötürü iktidar ve toplum tarafından ötekileştirilen, bir nevi ‘ucube’ tanımına hapsolmuş mutantların  hikayesinin derinliğinden ötürü bugüne kadar hiç bir anında sıkıcı olmamayı başardı. Mücadelenin hem barışçıl hem isyankar karakterler üzerinden yürümesi ve bunun getirisi olan çok katmanlılık, seriyi süper kahraman filmleri içerisinde farklı bir yerde konumlandırdı. Bryan Singer’ın X2’den günümüze verdiği on bir senelik arada, iki devam filmi, iki de Wolverine denemesi ile boşlukları doldurmaya oynayan bir grup yönetmen içerisinde uç noktayı görebilen yalnızca Matthew Vaughn oldu. Mitolojinin saygınlığını geri kazanmasına ön ayak olan X-Men: First Class, Bryan Singer’ın yalnızca kendi çıtasını değil öncülünün de çıtasını ciddiye alması gerektiğini gösteriyordu. İşi daha zordu Singer’ın. Özellikle o on bir senede çektiği birbirinden kötü filmlerden sonra…

Mutantlar için işlerin hiç de iyi gitmediği bir gelecekte açılan film, insanlar tarafından yaratılan kusursuza yakın nöbetçilerin mutant soykırımını tamamına erdirmek üzere olduğunu gösteriyor bizlere. Bu nöbetçileri sahip olunan güçlerle durdurmak imkansız çünkü mutant genleriyle mükemmelleştirilmiş durumdalar. Shadowcat olarak da bildiğimiz Kitty Pryde’ın kendini geliştirmeye çalıştığı ‘zaman atlaması yaratma’ becerisi sayesinde ciddi saldırılardan minimum zayiatla kurtulan kahramanlarımız, beyin konumunda olmanın her daim hakkını vermiş Profesör Xavier’in fikriyle gidişatı durdurabileceklerine ikna oluyorlar. Shadowcat’in yeteneğini kullanarak 1973’e dönecek olan Wolverine, (bu sert yolculuğun yan etkileri var ve bunu yalnızca o kaldırabiliyor) nöbetçilerin yaratıcısı Dr. Bolivar Trask’a Mystique tarafından düzenlenen suikastı durdurmak zorunda.

3837829-trio-3

Wolverine için çocuk oyuncağı gibi görünebilecek bu görevin asıl zorluğu ise Mystique’le iletişim kurmak için genç Xavier ve Erik/Magneto’e ihtiyacı olması. First Class’ta olanlardan sonra birbirlerine olan sevgi bağlarında düzelmesi zor kopmalar yaşanan ikiliden Xavier, Hank/Beast’in yarattığı bir serum sayesinde bacaklarını kullanabilir durumda ama serumun yan etkisi olarak zihin gücünü kullanamıyor. Yetmezmiş gibi bir de kendini alkole vermiş, iyice salmış. Erik ise JFK suikastının sanığı olarak Pentagon’un altında tutuluyor. İşleri kaba kuvvetle halletmek söz konusu olunca üzerine adam tanımadığımız Wolverine geleceği değiştirmek için birlik/beraberlik çöpçatanlığı yapmalı anlayacağınız. Ve sinirlerine hakim olmalı…

X-Men: Days of Future Past’ın hem iki dünya kurma hem de First Class’a dört başı mamur bir bağlantı çekebilmek için zaman yolculuğu konseptini kullanma gibi iki zor görevi var. Ağırlık olarak 70’lerde geçse de işin gelecek kısmına da anlam katması gerekiyor. Özellikle First Class’taki 60’lar deneyiminden sonra, Bryan Singer’ın geçmişinin biraz yavan kaldığını belirtmekte fayda var. Vaughn’ın kusursuza yakın bir estetikle yarattığı retro atmosfer burada belli başlı dönem ayrıntılarıyla geçilmiş. Disko toplarına, saçlara, deri ceketlere, su yataklarına eğilmeyi seçen Singer’ın belli anlarda kullandığı eskitilmiş görüntüler, Super 8 ve 16 mm kullanımıyla sizi içine çeken tercihlerin toplamı, Vaughn’ın ‘eski bir Bond filmi çekiyormuşçasına’ bütüne sindirebildiği hissiyatın rakibi olamıyor.

x-men-days-of-future-past-photo-mystique-magneto-70s-2

Her anında bir savaş olsa da filmin temposunda aksaklıklar yarattığını düşündüğüm gelecek kısımları ise kusursuza yakın özel efekt kullanımı sayesinde ayakta durmayı başarıyor. Geçmişte olacaklara göre yeniden şekilleneceğini bildiğimiz kapışmaların heyecan yaratma ya da bilinmezlik gibi bir tarafının olmaması -birisi ölse, geçmişteki değişimle yeniden hayata döneceğini adınız gibi bilmek- ve daha renkli karakterlerin cirit attığı paralel hikayeye dönüş isteğiniz işin bu tarafını biraz sallantıda tutuyor.

Gelelim asıl meseleye…İçinde bu kadar çok karakter barındıran bir filmin her birinin hakkını verebilmesi X-Men filmlerinin en güçlü tarafı. X-Men Days of Future Past’ın merkezine Mystique’i alarak çok akıllıca bir iş yapıyor. Arkadaş sohbetlerinde konu ‘X-Men’den hangi mutantın gücüne sahip olmak istersin?’ dendiğinde her daim birinci sıraya koyduğum Mystique, hem Erik ve Xavier ile kurduğu belli belirsiz aşk üçgeni, hem de iş bitiriciliğiyle filmin -mavi- rengi oluyor. Erik ile Xavier arasındaki sevgi-nefret ilişkisinin iyi adam tarafına daha çok hak vermemizi sağlayan arkadan bıçaklamalar devam ededursun; yine de ‘şiddete şiddetle karşılık vererek peşinden koşulan devrim’ konusunda Erik’e kızmamız imkansız.

hugh-jackman-wolverine-x-men-days-of-future-past 2

Wolverine’i bir biçerdöverden daha anlamlı kılan hikaye örgüsü içerisinde, karakterler bazında sırıtan tek isim  Dr. Bolivar Trask. Mutantların güçlerine hayranlık dıyduğunu bir kaç kez dile getirmesine rağmen neden onların sonunu getirmeye çalıştığı ve nöbetçi programına duyduğu takıntı konusundaki motivasyonlarını daha açık bir şekilde öğrenmemiz iyi olabilirdi. Bu sayede Peter Dinklage’yi de Lawrence, Fassbender, McAvoy ve Jackman dörtlüsünün yanına rahatça yerleştirebilirdik.

Filmin parlayan yıldızı Quicksilver’ın olduğu bütün sekansların muazzamlığından dem vurmadan bu yazıyı nihayete erdirmem beklenemezdi tabi ki. Işık hızından daha hızlı olması yetmezmiş gibi mizahi yönü de kuvvetli olan  Quicksilver, Magneto’nun Pentagon’dan kaçırılma anlarının filmin zirvesi olmasının ana sebebi. Jim Croce’nin Time in a Bottle parçası eşliğinde yaratılan slow-motion sahnenin ucuzlukla şaheserlik gibi iki zıt kutuba gelip gidişinde yaratılan tarifi imkansız denge, Bryan Singer’ın içinde hala renkli bir taraf olduğunu gösteriyor.

X-Men Days of Future Past, serinin hayranlarını tatmin, Singer’ı ihya edecek bir film. Belki de buradan çıkışla onun için de ‘geçmiş günler gelecek’…

Fırat Ataç

firatatac.com

***

Yönetmen: Bryan Singer

Senaryo: Simon Kinberg  (senaryo),  Jane Goldman (hikaye), Simon Kinberg, (hikaye), Matthew Vaughn (hikaye)

Yapım: ABD, 2014

Oyuncular: Hugh Jackman, James McAvoy, Michael Fassbender, Jennifer Lawrence, Halle Berry, Anna Paquin, Ellen Page, Peter Dinklage

Süre: 131′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5