We’re The Millers (2013): Doyamayanlar İçin Geliyor

Gulcin Kaya
Gulcin Kaya
12 Eylül 2013

Amerikalı sinemacılar komedi alanında bir yandan kendilerinden beklenmeyen özgünlükteki işlerle heyecan yaratırken, diğer taraftan iyi bildiği ve yıllardır sattığı şeyi yaparak intikam almaya devam ediyor. 2004 yılında çektiği ve çokça beğenilen Dodgeball: A True Underdog Story filmiyle dikkat çeken Rawson Marshall Thurber, henüz üçüncü uzun metrajına imza atan ve belli ki komedi türünde faal olmayı seven bir yönetmen. We’re the Millers ile birlikte bir kez daha komedi türünün kapısını çalan Thurber, dört farklı yazarın ürünü olan senaryosu ve komedi çevrelerinde ünlü isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla bu kez daha sağlam bir şekilde zile basmaya çalışıyor. We’re the Millers kendi ailemizden daha çok vakit geçirdiğimiz ‘tipik Amerikan ailesini’ tersyüz ediyormuş gibi yapan ancak bunu başaramayan bir komedi.

we

Uyuşturucu satıcısı David Clark’ın son işinde çuvallaması neticesinde tuhaf patronuna borçlanması, ancak ondan gelen bir teklifle çözümlenebilecektir. Meksika’ya gidip oradaki uyuşturucu baronlarından marijuana alımı yaparak paçayı kurtarabilecek olan David için Meksika sınırından içi uyuşturucu dolu bir araçla geçmek kolay değildir. David bu sorunu tez zamanda çözer ve kendisine kurmaca bir aile yaratır. Bu aile de striptizci karısı, sokakta bulduğu başıboş bir genç kız ve ailesi tarafından pek de önemsenmeyen bir komşu oğlu… Böylesine gerçek hayatta kulağa normal gelmeyen ve sinemada artık heyecanlandırmayan tiplemelerden kurulu aykırı ailemizin macerası tahmin ettiğiniz üzere pek de sıradan gelişmez.

We’re the Millers’ın temel amacının aile kurumunun önemine değinip onu yüceltmek olduğunu fark etmek güç değil. David’in çok eğlendiği işi dışında hiçbir şeyi olmayan bir adamdan, Millers ailesinin babası oluşuna giden yolda geçirdiği dönüşüm, bunu kanıtlar nitelikte. Aynı şekilde diğer aile bireylerinin David tarafından kiralanmadan evvel sürdürdükleri hayatları da bunu desteklemekte. Eğer ki aileniz yok ise uyuşturucu satıcısı, striptizci, kimsenin merak etmediği bir ergen ya da sokaklarda amaçsızca dolaşan bir genç kıza dönüşme ihtimaliniz yüksek. Toplumun ötekileştirdiği; gerek soyut gerekse somut anlamda suça batmış bu yalnız karakterlerin topluma yakınlaşmasının, mutlu sonla tanışmanın tek yolu ise rol de olsa gerçek aile ritüelleriyle karşılaşmak. David Clark ve kurmaca ailesinin başına gelen de bu. Bu katıksız Amerikan ailesi resmine giden, türlü aksilikler ve belalarla dolu yol hikayesinde, gelişimini ve sonunu izlemeden tahmin edebileceğiniz yolları katediyorlar.

jennifer

We’re the Millers’ın size bu arızalı yol hikayesi süresince sunduğu numaralar, ortalama bir komedi filminde rastlayabileceğiniz nitelikte. Yolculukların olmazsa olmazları ‘aksilikler’, arıza komşular, türlü garipliklere sahip patronlar, zeka ortalaması pek de yüksek olmayan düşmanlar… Bu bilindik durumları ve sıradan sürprizleri birbirine zincirleyerek oluşturulmaya çalışılan aksiyon ve macera duygusu tek kelimeyle tatsız; sunduğu mizah ise belirli anlar dışında vasat bir seyirde ilerlemekte. Öncelikle Jennifer Aniston’ın canlandırdığı striptizci tiplemesi, film boyunca sıkça başvurulan bel altı mizahı için bulunmaz bir nimet olduğunu kabul ediyoruz. Ancak Aniston’ı –tıpkı Horrible Bosses’da da olduğu gibi- böyle bir rolde izlemenin yarattığı tuhaf hissiyatı bir kenara bırakırsak, karakterine dair eğlenceli bulunabilecek tek bir yanın olmadığını da kabul etmek zorundayız. Bu yüzden de gerek Aniston’ın karakterinden gerekse diğer karakterlerin onunla olan ilişkisinden doğan, bayatlamış komiklikteki durumları sıkıcı bulmamak bir hayli güç oluyor. En az cinsel şakalar kadar sevilen bir diğer komedi çabası ise filme Meksika topraklarının eklenmesiyle vuku buluyor. Meksika’yı ve Meksikalı karakterlerini bu dünyaya ait olmayan bir yapılanma ve atmosferde sunan film, artık sinemada görmekten fazlaca sıkıldığımız, eğlence namına eskitilebilir bir yanı dahi kalmayan ırkçı şakalar peşinde. We’re The Millers izledikten sonra kendisini unutmamızı içerlemeyecek bir yapıt. Ne olduğunu çok iyi bilen ve bildikleri kendisine yeten bir hali var. Özgüveni tam. Bu yüzden de onu sıkıcı bir film ya da eğlenceli bir seyirlik olarak adlandırmak sizin elinizde.

***

Türkçe Adı: Bu Nasıl Aile!

Yönetmen: Rawson Marshall Thurber

Senaryo: Bob Fisher, Steve Faber, Sean Anders, John Morris

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular: Jason Sudeikis, Jennifer Aniston, Emma Roberts, Will Poulter, Ed Helms, Nick Offerman

Süre: 110’

 ***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5