Victoria (2015): ‘Gece Yarısı Sokakta Banka Soyan Bir Kız’

Kaan Karsan
Kaan Karsan
28 Temmuz 2015

Victoria, gece yarısında bir gece kulübünden evine dönmek üzere dışarı çıktığında, yanına yaklaşan birkaç erkeğe korkuyla yaklaşmıyor. Ne kadar tekinsiz görünseler de, etrafını saran, kaynağı bilinmez bir samimiyetle sokaktaki yalnızlığına yönelen ve belli ki onunla hızlı yoldan iletişim kurmaya çabalayan bir grup gencin karşısına duvar örmüyor. Pek tabii ki bu gece dahil her gece, bu ana kadar, itilmiş ‘zavallı’ erkeklik de şaşkın. Amiyane tabirle laf attıkları bir kadın, onlara dostlukla geri dönüş yapıyor. Bu hiç beklenmedik ilişki her şeyin başlangıcı. Victoria ve ‘serseriler’in bir bakkaldan içki yürütmelerine birkaç dakika, içinde yaşamadıkları bir apartmanın çatısına oturup dakikalarca sohbet etmelerine taş çatlasa yarım saat, bir banka soygununa kalkışmalarına ise bir saatten biraz daha fazla var.

Victoria’nın yönetmeni Sebastian Schipper, ne bu sokaklara ne de bu serserilere yabancı. 1999 yılında yaptığı “Absolute Giganten” ile bu gençleri nereden tanıdığını iyiden iyiye anlatmıştı. İsimleri farklıydı ama serserilikleri aynıydı. Gecenin köründe, sokaklarda, bazen sokaklardaki tehlikeye kapılan bazen ise sokakları bizzat tehlikeli kılan bu gençler, kendilerini yalnız bırakmayacak, korkaklıklarına karşı arkalarını kollayacak bir arkadaş arıyorlardı. İspanya’dan yola çıkıp Berlin’in bir köşesindeki bir kafede iş bulan Victoria, bu serserilerin aradıkları arkadaşları. Sadece işvereninin istediği saatte kafesini açmaya yetişmeli. Bu şart sağlanırsa eğer, bakkaldan içki yürütmeye de, çatıda dakikalarca sohbet etmeye de, banka soygununa da var Victoria. Çünkü arkalarını kollaması gereken bazı insanlar var sokaklarda, hepsi medeniyet tarafından tükürülmüş durumda.

victoria_1-2

Victoria, gece kulübünden dışarı adım attığı anda, başına kötü şeyler gelmesinden korktuğumuz bir kadın. Bütün şartlar kötülük melekleri için uygun; saat gecenin bir körü, sokaklar bomboş, birkaç erkek yanına yaklaşıyor. Sanki onu kandırmaları, eve giden yoluna taş koymaları, ‘yalnızlığından’ ve ‘güçsüzlüğünden’ faydalanmaları işten bile değil. Yönetmen Schipper’in beklentiler ile hayatın kendisini bir çapraz ateşin ortasına bıraktığı yer tam olarak da burası. Zira Victoria, bir anti-masal, bir anti-Kırmızı Başlıklı Kız. Hayat normal hızında akıp giderken, bu karanlık sokaklarda, Victoria’nın başına, gelmesini istemediği hiçbir şey gelmeyecek. Bazen zorunda kaldığını hissetse, itiraz etmeye kalkışsa dahi, Victoria, bu anarşi gecesini tüm hücreleriyle isteyecek.

Büyük bir arzuyla ‘yaşanan’ bu gecede Victoria, anbean kendisiyle tanışıyor. Asla yapmayacağı şeyleri yapmak, artık onun için kaçınılmaz. Mutlaka uzak durması önerilen insanlarla el ele tutuşuyor. Aşık oluyor. Gücünün farkına varıyor. Dahası, bunların hepsi ardı ardına geleneksel bakışla külliyen yanlış addedilebilecek zincirleme kararların ardından gerçekleşiyor. Victoria, kendisine toplum tarafından önerilmeyen her kararda, kabuğunu biraz daha kırıyor. Ne kadar fazla kuralı çiğnerse, o kadar kuvvet buluyor.

victoria_2-3

Sebastian Schipper’in üzerine kondurulacak etiketleri elinin tersiyle geri çeviren bir film. İlk on beş dakikası bir gerilim, onu izleyen saatte romantik ve imkansız bir aşk filmine dönüşüyor. Bunun akabinde bir soygun filmine dönmesi pek uzun sürmüyor. Dahası, Victoria, kendisini oluşturan tüm elementleri finaline kadar hasarsızca taşıyor. Bir önceki andan edinilen bütün tecrübeler, bir sonraki sahneye iletiliyor. Gözünü kırpmayan kamera, sinemanın ima etme kabiliyetini tersyüz ederek, olduğu gibi yansıtıyor her şeyi. Bu gece, hayat kimseyi kandırmıyor, kimse hayatın gürül gürül, 140 dakikalık akışından şüphe duymuyor. Bütün gizemler, mutluluklar, direnişler, heyecanlar ve hüzünler, hiç sıkıştırılmadan, organik bir biçimde birbirlerine bağlanıyorlar.

Gece kulübünde yalnız başına dans eden kadından, sabaha karşı sokaklarda canı pahasına koşturan suçluya, Victoria, 140 dakikalık, tek planlık, feminist bir anti-masal. 140 dakikada yaşanan (aslında hiç yaşanmayan) bir dönüşümü, hayatın kendi kozunu öne sürerek muhteşem bir ikna edicilikle aksettiriyor. Başkarakterinin motivasyonu, sadece yaşamak arzusundan geliyor. Tıpkı hayatın doğal akışı gibi, mükemmelliyetçiliğin peşine düşerek yolunu kaybetmiyor. Kamera, tıpkı gözlerimiz gibi, kusursuz bir şekilde takip etmiyor önümüzde olup bitenleri. Bazen arkasına bakmadan kaçıyor, bazen ise bütün duyguların tadını hunharca çıkarıyor. Haliyle, 140 dakikalık kurgunun seçiciliğinden medet ummayan bir hayat dilimi ne kadar stilize ise Victoria da o kadar stilize. Bu yüzden de ürkütücü bir biçimde büyülüyor bu serseriler ekibini dışarıdan takip eden ve özendiren gözleri.

***

Yönetmen: Sebastian Schipper

Senaryo: Olivia Neergaard-Holm, Sebastian Schipper, Eike Frederik Schulz 

Yapım: Almanya, 2015

Oyuncular: Laia Costa, Frederick Lau, Franz Rogowski, Burak Yiğit, Max Mauff

Süre: 140′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 5
Araç çubuğuna atla