Türkiye Sinemasının 2000’leri

Yazı Tura (2004) – Uğur Yücel

Yazı-Tura’nın bir ‘ya sev ya terk et’ filmi olduğunu söylemek mümkün. Film hakkında tamamıyla ortak bir kanıya varmak gerekirse ise başvuracağımız sıfat ‘cesur’ sıfatı olacaktır. Uğur Yücel’in ilk uzun metrajlı filmi büsbütün farklı sosyal sınıflardan olup da askerde yolu kesişen iki arkadaşın, birbirinden bağımsız iki öyküsünü anlatıyordu. Ülkenin, şehirlerin ve insanların kısa zamanda geçirdikleri ağır dönüşümleri neredeyse ‘şok edici’ ve rahatsızlık verici bir sinemayla perdeye aktaran Yücel, filmin başrollerinde yer alan iki oyuncusu olan Kenan İmirzalıoğlu ve Olgun Şimşek’ten de müthiş performanslar sağmayı başarıyordu. Filmin bu ağır aksak ve deneysel anlatımı elbette ki seyirciyi iki safa ayırdı. Tabii bu Yazı Tura’nın kesinlikle dikkate ve ilgiye değer bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor. (Kaan Karsan)

Korkuyorum Anne (2004) –Reha Erdem

Bir Reha Erdem filmi olan Korkuyorum Anne, o kadar samimi ve ayrıntılarla dolu ki sizden uzak hissetmeniz mümkün değil. Üstelik bir o kadar da komik…Ali Düşenkalkar’ın başı çektiği oyunculuk güzellemeleriyle dolu olan film, tekilden çoğulu yakalamayı başarıyor. Özel olandan genel olana yayılmayı biliyor ve insandan insanlığa doğru açılan öyküleri yakalıyor. Filmin hepimize ulaşabilmesi ve hepimizi yakalayabilmesi bu açıdan mümkün oluyor. Her ayrıntısında kendimizden bir şey yakalayabiliyor hatta hafif bir gülümsemeyle perdeye hayranlıkla bakabiliyoruz. Reha Erdem’in seyirciyle belki de en yakın iletişimi kurduğu filmi Korkuyorum Anne. Dolayısıyla Erdem’in sinemasına başlamak için en iyi seçeneklerden biri olabilir izlemeyenler için. Her biri bir parçanın bütünü gibi olan karakterlerin yaşama savaşları ve birliktelikleri sizin de ilginizi çekecektir eminim. (Seçil Toprak)

Oyun (2005) – Pelin Esmer

Lafı uzatmadan ve sonda söyleyeceğimizi başta söyleyerek, ‘Oyun’ için Türk sinemasının yapılmış en iyi belgesellerinden biri diyelim. Mersin’in Aslanköy’ünde, sıradan ve ‘uzak’ kadınların bir oyun sergileme sürecine odaklanan Pelin Esmer’in yetkin çabası, hiç şüphe yok ki son yıllarda karşımıza çıkmış en değerli yapıtlardan birini beraberinde getiriyordu. Kendimizden ötede andığımız ve tuhaf bir tavırla ‘bu insanların hayatından film olur’ diyerek baktığımız bir köylü ahalinin bu zorlu ve bir o kadar belirleyici sürecini müthiş bir gözlem yeteneğiyle peliküle döken Pelin Esmer, tüm sinemaseverleri sonraki eserleri için heyecanlandırmıştı. Film ise hem yurt içi hem de yurtdışı festivallerden kucak dolusu ödüllerle döndü. Gerçek karakterler bile belki de ‘Oyun’da oldukları kadar gerçek olamamışlardı hiçbir zaman. ‘Gidemediğimiz’ o köy, ‘Oyun’da bizi eline, avucuna alıyordu. (Kaan Karsan)

Gönül Yarası (2005) – Yavuz Turgul

Birlikte çalıştıkları Eşkıya filminden uzun yıllar sonra bir kez daha aynı projede buluşan Yavuz Turgul ve Şener Şen’in arasındaki mükemmel uyuma söylenecek söz yok. İşte bu aşamada gücünün büyük bir bölümünü Şener Şen’in etkileyici performansına borçlu olan Gönül Yarası’nda, ideallerine tutkun bir öğretmenin emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşmesine ve taksici olarak çalıştığı günlerden birinde pavyonda çalışan Dünya’yla tanışması üzerinden gelişen trajik olay ve durumlara tanık oluyoruz. Klişe olarak nitelendirilebilecek bu konu üzerinden dozu yüksek bir dram yaratıp özgünleşebilen Gönül Yarası hikayesinin inandırıcılığı konusunda ve oyunculuk performanslarında fire vermiyor. (Gülçin Kaya)

Takva (2005) – Özer Kızıltan

Yeni Sinemacılar ekibinin işlerinden olan Takva, birçok tartışma yaratmış bir film. Adında yer alan Tanrı sevgisi ve korkusu, O’nun emir ve yasaklarına uyma anlamları eksenine aldığı Muharrem (Erkan Can) karakteriyle vücut bulmuştu. Muharrem’in dünyadan elini ayağını çekme isteği, içindekilerle savaşma halinden mağlup olacağı düşüncesiyle örtüşüyordu. Korkmak, aynı zamanda da büyük bir korkuyla aşk hissetmek, bağlanmak Muharrem’in küçük bedenini gün geçtikçe köreltiyor ve onu akîl olma çizgisinden ayırıyordu filmde. Muharrem’in bağlı olduğu tarikatın malî işlerini yürütme görevini üzerine alan Muharrem’in karşılaştığı dünya, onun dünyasından çok farklı olunca Muharrem’in de aklı dayanma gücünü yitirmişti. İnanç gibi hissî olan bir kavramı para gibi maddî olanla karşı karşıya getiren film, sordurduğu sorular ve Muharrem’e yaşattıklarıyla epey bir zihin ve his muhakemesi yaptırıyor izleyene. En azından yarattığı tartışmalarla da dikkat çekici yönünü kuvvetlendiren Takva’yı Erkan Can’ın oyunculuğu da yüceltiyor. (Seçil Toprak)

Devamı » 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12