Türkiye Sinemasının 2000’leri

Çoğunluk (2009) – Seren Yüce

Seren Yüce’nin gösterişsiz adımlarla büyük başarılara koştuğu filmi, orta sınıf üzerine söylenen sözlerin hepsini bir kenara bırakıp, kendi doğrucu ve cesur anlatım tarzıyla yeni baştan inşa ediyordu. Varlıklı sayılabilecek üç kişilik bir çekirdek ailenin kendilerine çizilen/çizdikleri sınırlar içerisinde ötekileştirdikleri diğer insanlar ve kavramlar üzerinden sert ve gerçekçi bir portre sergileyen Çoğunluk, çoğunluğa dahil olduğu sürece varlığını sürdürebilen karakterlerini bu profil dışında nefes alan ‘öteki’ karakterleriyle çarpıştırıp etnik, cinsel ve toplumsal kimlikler arasındaki acımasız savaşı sözünü sakınmadan gün ışığına çıkarıyordu. (Gülçin Kaya)

Uzak İhtimal (2009) – Mehmet Fazıl Coşkun

Farklı dinlerin karşılıklı muhabbetiyle güzelleşebilen bir dünyadan hoş bir ses veren bu yapım, Mahmut Fazıl Coşkun’un ilk filmidir. Galata’da bir camide çalışmaya başlayan müezzin Musa, onun karşı komşusu Clara ve sahaflık yapan Yakup ekseninde gelişen hikaye, sakin bir anlatımla dinlenilesi hale gelir. Genç kadın bir rahibe adayıdır. Musa ise her sıfattan bağımsız yaklaşmaya çalışır Clara’ya. Takip ettikçe tanımaya başlar genç kadını. Kesişen hayatlardan ortak bir geçmişe yolculuk başlar. Filmin dramatik akışından öte, yaratılan atmosfer gerçeğe karşılık daha ılımlı, umutlu, güzel bir his uyandırır. Nadir Sarıbacak ve Görkem Yeltan’ın performansıyla En İyi Oyuncu ödülleriyle de karşılık bulmuş filmin bir diğer özelliği de Rotterdam Film Festivali’nden ödülle dönen ilk Türk filmi olmasıdır. (Fatma Onat)

Beş Şehir (2009) – Onur Ünlü

Sadece Türkiye sinemasının değil, her ülke sinemasının bir Onur Ünlü’ye muhakkak ihtiyacı var. Kara-komedi türü için bir maden olan ülkenin ‘kendine gülme’ ihtiyacını ilelebet karşılayacakmış gibi görünen Ünlü’nün ‘nispeten’ ciddi filmi Beş Şehir ise, özellikle sarsıcı senaryosuyla epeyce ilgi çekiyor. Onur Ünlü’nün ‘kesişen öyküler’ kalıbının içerisinde kalarak; ancak bu alt-türün sıradan filmlerine benzetmeden kotarmayı başardığı filmi, başka şehirlerden başka insanları odağına alıyordu. Yer yer dağınıklaşan ve sinematografik anlamda çok da iddialı olmayan filmin ‘karakter yaratımı’ açısından bir ders niteliğinde olduğu ise aşikârdı. Bütün bunların yanında Tansu Biçer’in seyircinin karnına sert bir tekme atan benzersiz performansı ise filmi görmek için başlı başına bir sebepti. Biçer, Ünlü’nün yazdığı dibine kadar gerçek bir karakteri öylesi bir yetkinlikle canlandırıyordu ki, sinemamız çok iyi bir erkek oyuncu daha kazanmış olmanın şevkiyle parlıyordu. Beş Şehir, ayrıksı bir sinemacının özgün filmiydi ve 2000’ler çerçevesinde mutlaka izlenmeliydi. (Kaan Karsan)

Vavien (2009) – Durul Taylan, Yağmur Taylan

Bir sürü iyi şeyin bir arada olduğu, Türk sinemasının son dönemdeki yüz aklarındandır Vavien. Özellikle çok iyi kotarılmış Engin Günaydın senaryosuyla fazlasıyla dikkate değer olan, Durul ve Yağmur Taylan kardeşlerin yönettiği filmdir. Aileden elektrikçi Celal ve ahalisinin hikayesi anlatılır. Mutsuz ama sürdürülmeye mahkum bir evlilik, en büyük eğlencesi şehirdeki pavyona gitmek olan erkekler, çabalarına rağmen kocalarının takdirini kazanamayan kadınların bulunduğu tanıdık bir coğrafyada, geleneksel kodlarla kara komedi yazabilme meziyetini konuşturur Günaydın. Binnur Kaya’nın, Settar Tanrıöğen’in tadından yenmez performansıyla katmerlenen güzel hikaye, 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali En İyi Senaryo ve Ulusal Film ödüllerine de sahiptir. Filmin bilmeyenlere öğrettiği bir şey de vardır. İtalyan meyşeyli özel kremalı bir pasta çağrışımı yapan Vavien acaba nedir? (Fatma Onat)

Bornova Bornova (2009) – İnan Temelkuran

46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Film Festivali’nin ‘beklenmedik’ yıldızı olan Bornova Bornova, bir ‘diyaloglar’, bir ‘monologlar’ filmiydi. İnan Temelkuran’ın fazlasıyla derinlemesine gözlemleri, kendi bedenlerine sıkışmış karakterleri ve o karakterlerin aslında hiçbir yere varamayan sonuçları kesinlikle görülmeye değerlerdi. İzmir’in Bornova ilçesi, neredeyse distopik sularda seyreden ve bu sayede gerçeği daha sert bir biçimde suratımıza vuran giysisiyle tuhaf bir şekilde herkesi büyülüyordu. İnan Temelkuran’ın çok gösterişli yansımamasına rağmen ‘stilize’ olabilen filmi hem çarpıcı hem de önemliydi. Bornova Bornova sayesinde sinemamız kendini geliştiren ve heyecan uyandıran bir sinemacı kazandığına emin oldu. (Kaan Karsan)

Devamı » 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12