There Will Be Blood (2007): Daniel Plainview Olmak ya da Olmamak…

Kaan Karsan
Kaan Karsan
09 Ağustos 2012

‘There Will Be Blood’ı izlerken Daniel Plainview’e neden kızıyorduk acaba? Daniel Plainview, her insanın içinde bir şekilde var olan, kimilerinin bastırabildiği, kimilerinin ise bastıramadığı duygulardan olan ‘aç gözlülük’ ve ‘hırs’  kavramlarının ustalık eserlerinden biri değil mi? Daniel Plainview, nerede ya da hangi zaman diliminde yaşamış olursa olsun, elde edebilecek en sahtekâr ama en değerli başarının en dikensiz haline, en direkt yoldan ulaşmış bir put değil mi? Daniel Plainview, kendi cümlesindeki en kıymetli kelimesi ‘başarı’ olan her insanın, varmak istediği noktaya en açık şekilde ulaşmış olan, sadece kendi yalanlarına dürüst, duygu-tanımaz bir deha değil mi? Daniel Plainview, aslında biraz da sizin olmak istediğiniz kişi değil mi?

Daniel Plainview’ın net bir amacı, net bir arzusu ve net bir kimliği var. Bu kimlik hiçbir zaman değişmiyor, hiçbir zaman değişmeyecek. Bu nedenle kendini üveyleyerek henüz ilk yaşından bir kaybeden olan bir çocuğun babası olması, ona merhamet duyup duymaması ya da başkaları üzerinden sadece kendi dünyasına odaklanması bizim konumuz değil. Zaten ‘There Will Be Blood’ın senaryosu da aslında Paul Thomas Anderson’ın senaryosu değil. Bu filmde olan her şey, eminiz ki bir yerlerde yaşayan ve elde ettikleriyle ütopik bir hülyada konumlanan, her daim kazanan bir karakter olan Daniel Plainview’ın gerçekliğinin altından peyda oluyor. Daniel Plainview kendi senaryosunu yazıp kendi yolunu umarsızca çizerken, filmin yönetmeni Paul Thomas Anderson, en az bizim kadar şaşkın bir tavırla, amacına yönelen bir adamın hırsla, açgözlülükle, kararlılıkla, inançla ve inatla çıktığı yolculuğu gözlemliyor.

Daniel Plainview aslında etrafındaki ikiyüzlülüğün hem anti-tezi hem de tezi. Zira o, etrafındaki insanların anlamsızlığını hem sıfırlıyor, hem de onların anlamsızlığına değer katıyor. Bu karakterin ya da çevresindeki karakterlerin mütemadiyen başvurduğu rekabet olgusu, aslında son derece mutualist bir ilişkinin meyvesi. Bu dünyada gerçek bir otorite ortaya çıkana kadar, rekabetin otoritesi var olacak gibi. Spotun altında beliren ‘zenginlik’ kavramının bir sınırı var aslında. Bu nedenle hedef noktası zenginlik değil; hedef noktası en tepede duran gizli bir tahta çıkıp dünyayı tam anlamıyla görebileceğimiz yegâne noktaya erişmek.

Kimseyi umursamamak sanki sadece Daniel Plainview’ın hamurunda varmış gibi bir şuursuzluğa kapılmak ise elimizdeki seçeneklerin belki de en hakikatsizi. Bencillik, var oluştan geldiği gibi insanı var etmeye devam eden bir olgu. Sadece bunun farkında olanlar ve olmayanlar var. Daniel Plainview, bunun farkında… Gün ve devran kelimeleriyle kurulan o cümleyi de çok iyi biliyor. Bencilliği, Daniel Plainview’a güce, şöhrete ve mutlak otoriteye ulaşan yolu tarif ediyor. Çaresizlik içerisinde tanrı ve toplum önünde boyun eğerken, bir gün hem tanrıya hem de topluma boyun eğdireceğinin farkında… Daniel Plainview, kendi planının en önemli parçası. Öyle ki, amacı uğruna kendini bile kullanıyor, kendini bile küçük düşürüyor, kendini bile harcatabiliyor.

Bu nedenle ikiyüzlülüğümüze sarılıp da Daniel Plainview’e kızmamız, insani ahlakçılığın bile ne denli sığ bir kavram olduğunu gösteriyor. Petrol, para, din, dünya ve insan işin bahanesi. Ortada bir otorite var, bir de otoriter olma hevesi… Daniel Plainview, içgüdülerini kökten kabul eden, baskın bencilliğine bölük pörçük karakterindeki başrolü veren ve hırsını gizlemeyen her kişinin kusursuzluk algısına hitap eden bir karakter. Güçsüzsek ya da olan bitenin farkında değilsek onun kulu olabiliriz.  Kendimizi güçlü hissediyorsak ve durumdan memnun değilsek onunla rekabet edebiliriz. Bu iki seçeneğin bize sunduğu seçme özgürlüğüyle mutlu olup, hiçbir şeyi umursamadan devam edebiliriz. Kısacası tamamen özgür olmasak da özgürüz. Belki bu noktadan hareket edip kendi bencilliğimize de pay biçebiliriz.

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5