The Last Exorcism Part 2: Şeytanın Kadınla Alıp Veremediği

Eray Yıldız
Eray Yıldız
11 Mayıs 2013

İsmindeki oksimoron açılımından başlayan bir ısrarla karşımızda Son Ayin 2. İlk filmi izleyen bilir, aktüel “şahit” kamera eşliğinde bir papazın yaygın şeytan çıkartma ritüellerini aslında psikolojik bir ikna yoluyla gerçekleştirmesi, lakin sonradan işlerin gerçekten de göründüğü gibi olmamasına bağlanıyordu. Ki bu hem şahit-kamera geleneğinin hem de modası geçmiş “şeytan çıkartma” kültürünün birbiriyle kimyalarını vasatın üzerinde bir hakimiyetle birleştirmesi olarak sonuç vermişti. İkinci film ise, ilkinin “son olması” suretiyle verdiği sözü tutmamakla kalmıyor, onun kurulu sözde efsanesini de tamamiyle bozguna uğratıp kendi halinde yeni bir “vasıfsız korkutma şöleni” oluveriyor.

Diğer taraftan bu iki filmin söylemek istedikleri şeyler açısından ortak bir paydası olduğu söylenebilir. Şeytan Abalam’ın kendisine henüz “masumiyeti bozulmamış”, taşrada kendi halinde cahil ve dindar bir kız seçmesi ve sürekli seks üzerinden varlığını göstermesi, iki filmi de kolayca anti-feminist bir düzleme yerleştiriyor. Özellikle ikinci filmde, taşralı babanın tekrar ortaya çıkarak namusunu temizlemek üzere şeytanlı kızının kafasına silah dayaması ve bu durumun yine içine şeytan girmiş başka bir kadın tarafından kurtarılması dolaylı yoldan kadını kimliksizlikle mimliyor gibi. Zaten mekanını, ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız, bir çeşit “kızlar yurdu”nda kurması ve finalinde cehennem ateşini kızlara doğru yönlendirmesi de bariz bir cinsiyet okuma alanı açarak kadınlığın tahriği ve doğurganlığı üzerinden cehenneme açılan kapısı ve dünyaya yayıcısı temsiline denk düşüyor.

last

Biçimsel olarak ilk filmin yaptığı şey, sözkonusu şahit olma-etme ilişkisiyle gösterilenleri bir çeşit reality show’a dönüştürmek gibi salt bir parodiye de oynamaktı. Haliyle ciddiye alınabilirlik, biçimindeki bilinçli özensizlikle orantılıydı. Bu açıdan taşradaki kulaktan dolma şehir efsanelerine yarı “mockumentar” bir tarzla yaklaşarak türünün abc’sini en azından tekinsizliğiyle karşılıyordu. İlk filmin şahit kamerasının düştüğü yerden, kamerayı da göstererek başlayan ikinci filmse, türüne özgün bir yaklaşımla hizmet eden ilkinden tamamen zıt bir biçim uyguluyor ve standart 35mm ile devam ediyor hikayesine. Bu da gösterme ve gösterilen ilişkisindeki iktidari yapıyı Hollywood’un standart film formuyla hepten kemikleştiren bir yapıya dönüşüyor. Yani filmin söylemi bize, ilk filmin tersi olarak, bir kez de klasik anlatının didaktiğiyle verilmiş oluyor. İlk filmin nispeten “dolu” olması tam da bu reality show biçiminden kaynaklı “seyircinin görmek istediklerine yönelik” çalışırken, ikinci film tamamiyle yaratıcılarının ideolojik olarak “göstermek istediklerine” çalışır hale geliyor.

Erkek iktidarının şeytanla özdeşleştirilip kadını cinselliğiyle tehdit etmesi ve sonunda kadını kendi cinselliğinin kölesi haline getirmesi, nihayetinde çevredeki erkekleri öldürmesi alışık olduğumuz türden bir “korkunun” kemikleşmiş hali. “Serinin” bitmek bilmeyen ayin safsatası, aslında yaratıcılarının ataerkil söylemlerinin cinsiyet fanatizmine ayna tutmaktan başka kaydadeğer bir “korku” unsuru bile sunamıyor. Hatta şöyle söyleyelim; tam da hizmet ettiği janranın korku olması bakımından bu fanatizmin ve ataerkil muhafazakarlığının kaynağını gözler önüne sermede pekala başarılı birer “korku” Son Ayin’ler.

 

Türkçe Adı: Son Ayin 2

Yönetmen: Ed Gass-Donnelly

Senaryo: Damien Chazelle, Ed Gass-Donnelly

Oyuncular: Ashley Bell, Julia Garner, Spencer Treat Clark

Yapım: ABD, 2013

Süre: 88′

 

twitter.com/pyschedelia

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 5