The Knick ve Cliff Martinez’in Tercihleri

1900’lerin başında Amerika’da bir hastanede geçen, kokain bağımlısı bir doktorun merkezde olduğu, birbirinden manyak bir sürü karakterin cirit attığı bir diziye nasıl müzik yapılır?

The Knick‘e Cliff Martinez’in yaptığı müzik, izleyeni ters köşeye yatıran cinsten… Akla ilk geleni yapmamış; dönem müziğini ya da dönem enstrümanlarını kullanarak daha sık tercih edilen yöntemi seçmemiş. Orkestra enstrümanlarına abanıp, melodi ağırlıklı müzikler hazırlamaya da çalışmamış. Tamamen synthesizer tabanlı, ritmik, melodi ağırlıklı olmayıp akor ile yürüyen ve karakterin bilinçaltından beslenen bir müzik yapısı kurgulamış. Dizi, ana karakterleri olan doktorların ve şürekalarının yaşadıkları duygusal iniş çıkışları dramatikleştirme derdinde değil. Tam aksine yaşanan olay duygusal açıdan ne kadar ağır olursa olsun, bunu bize olduğu gibi gösteriyor. Dramatik etkiyi destekleyecek müzikler yerine karakterin açmazının, karanlığının ya da çaresizliğinin altını çizen, duygulardan arınmış, neredeyse mekanik bir müzik kullanılıyor. Müzik var olanın üzerine bir duygu eklemiyor, duyguyu büyütmüyor, sadece var olanı ortaya çıkarıyor. Bir yandan dizinin -bana göre- yarattığı steampunk atmosfer ile mükemmel paslaşıyor.

the_knick-2

Dönem dizilerinde ya da filmlerinde genel beklenti, filmin müziği ile geçtiği dönemin uyuşması yönünde olur. Dönem dışı enstrümanlar ve müzikal yapılar yadırganabilir. Bu beklenti, ana akım içinde neredeyse bir kurala dönüşmüştür. Ancak farklı ve devrimci örnekler de var. İlk akla gelen örneklerden biri Ennio Morricone’nin Sergio Leone’nin spagetti westernlerine yaptığı müziklerde elektro gitar kullanması ve bu sayede psychedelic bir atmosfer yaratması… Bu devrimci kararın daha sonra tür için bir standart haline gelmiş olduğu dahi söylenebilir. Aynı şekilde Jim Jarmusch’un Dead Man‘inde Neil Young abinin bestelediği müziğin solo enstrümanı da yine elektro gitar olarak çıkar karşımıza… The Knick müzikal olarak Dead Man filminde kullanılan müziğin mantığında ilerliyor, The Knick‘deki müzik tercihi de genel beklentinin dışına çıkıyor. Kullanılan müzik dönemin değil, var olan manyakça durumun altını çiziyor. Kullanılan müzik, uyuşturucu bağımlısı doktorun kafasındaki seslerle, ya da içindeki öfkeyi şiddetle ortaya döken siyahi doktorun duyguları ile amca çocuğu…

Sanatsal üretimlerin kesin kuralları yoktur, kendi içlerinde doğru kabul edilen görüşler, akımlar vardır. Bu doğru kabul edilen görüşlerin aksi yönünde hareket etmek, o görüşü yıkmaz. Kendine yeni bir yol açar, yeni bir bakış açısı sunar. Cliff Martinez abinin yaptığı bana sorarsanız tam da budur. Boardwalk Empire dizisindeki gibi dönem müziklerini kullanmamıştır, A Young Doctor’s Notebook‘taki gibi kara mizah yapmamıştır. Milyon tane dizideki gibi ver gelsin kemanlar, ver gelsin davullar şeklinde bir kolaycılığa gitmemiştir. Belki de Soderbergh abiyle iki viski çakarken “döneme takılmayalım abi” lafına karşılık böyle bir müzikal anlayışa yönelmiştir. Ya aslında şöyle midir böyle midir diye bu kadar zırvaladıktan sonra şunu da son olarak ekleyeyim: Cliff abi son dönem işlerinde zaten bu tarz bir müzikal anlayış yoluna girmişti… Kafka filminden sonraki işlerine bakarsak gözün içine sokulan duygulardan arınmış, synthesizer tabanlı bir müzikal yol görürüz. (Bkz: Drive, Solaris, Traffic…)

Son olarak İnan Temelkuran’a çok teşekkürler. eksisinema.com’da okuduğum “The Knick ve Soderberg’in Tercihleri” yazısının gazıyla yazdım bu yazıyı. Farklı düşünsek de bu işe kafa yoran insanlardan bu değerlendirmeleri okumak çok keyifli. Bir yönetmen gözüyle olmasa da, bir müzisyen gözüyle anca bu kadar…

Barış Diri

Araç çubuğuna atla