The Great Gatsby (2013): Muhteşemdir Luhrmann

Kaan Karsan
Kaan Karsan
18 Mayıs 2013

İlk planlara göre geçtiğimiz sene Oscar döneminde ortalık karıştırıcı film olarak görücüye çıkacakmış gibi görünen ancak ticari ve mantıklı bir hamleyle perdede zuhur etmesi yaklaşık bir seneliğine ertelenen The Great Gatsby nihayet sahnede. En son beş sene evvel Australia ile kendinden emin lakin tam anlamıyla çağ dışı bir işe imza atan Luhrmann her zamanki makyajıyla, iddiasıyla, özgüveniyle ve Amerikan Edebiyatı’nın en büyük romanlarından biriyle geri dönüyor. Bu durum da elbette ki yeni bir cümbüşe, yeni bir sirke ve yeni bir şaşaaya yol veriyor. The Great Gatsby bir film olduğu kadar bir illüzyon gösterisi ve taşkın bir Amerikan Rüyası hikayesi…

Luhrmann bizleri yeniden parlak ve soluk renklerin bir arada olduğu bir arka plana bırakıveriyor. Bir tarafta partiler, içkiler, coşkular; öte tarafta küller, işçiler ve sefiller… Caz çağı olarak adlandıran ve büyük buhranın temellerini atan bu evrede Amerikan yaşamının çok farklı tanımları var. Bu tanımların civarında ise tıpkı sıfatı gibi bir adam olan Gatsby… Gatsby, geçmişini ve geleceğini senaryolaştıran ve buna göre yaşayan bir karakter. İmkânsız aşkına yeniden erişebilmek için kendinden öte bir kimlik yaratmış. Vardığı noktada bırakın çevresini kendisine bile yabancılaşmış durumda. Aynı anda hem kendisini yalanlayan hem de gerçekleyen bir adam… Bu müthiş karakter, Luhrmann’ın her filminde yaşattığı sihrin destek ayağı olabilecek nitelikte. Gatsby, büyüleyici, fazlasıyla güvenilir ancak bir o kadar tekinsiz biri. Luhrmann’ın filmi de öyle…

the great gatsby

İmkânsız aşk meselesi de ayrıca önemli… The Great Gatsby, Luhrmann’ın ilk girdaplı aşk öyküsü değil, muhtemelen son da olmayacak. Luhrmann’ın sinemasının açık seçik görülebilen bir karakteristiği var. The Great Gatsby de kendisinin diğer filmleri gibi bu karakteristiğe hizmet ediyor. Moulin Rouge’un karanlık ve aydınlık Paris’inin yerinde karanlık ve aydınlık New York var bu kez. Civardaki bütün problemleri unutturan bir iç mekânın, Moulin Rouge’un yerini ise Amerikan Rüyası alıyor. Amerikan Rüyası, tıpkı Moulin Rouge pavyonunun sebebiyet verdiği cinsten bir göz yanılmasını bahşediyor. Acıdır ki Luhrmann bunu sadece sakil mecazlar eşliğinde ve kendini tatmin etme çabalarının gölgesinde umursuyor.

Luhrmann ilk andan itibaren F. Scott Fitzgerald’ın gerçekçi ve sosyopolitik dokunuşları olan romanını neredeyse fantastik sulara çekiyor. Bu metot, yerleşik postmodern tavrının aceleci bir göstergesi. Film zamanının ötesindeki müzikleriyle bir yandan bu postmodern yaklaşımı perçinlerken diğer yandan perdedeki plastikliğe karşı hızlı bir yabancılaştırıcı his yaratıyor. Gatsby’nin Daisy’ye duyduğu aşk klasik tragedya formülünün içerisinde can bulurken Luhrmann apayrı bir telden çalarak filmini farklı kılmaya çalışıyor. Tüm bu sebeplerden ötürü aşk, dönemin moral değerlerini yıkan, taşkın yaşam tarzı ve farkındalıktan yoksun toplum Luhrmann’ın lunaparkında birer oyuncak haline geliyorlar. ‘Kayıp Kuşak’ın kendi dönemini ve o dönemin öncelediği dönemi gerçekçi bir şekilde portreleyen,  en önemli yazarlarından F. Scott Fitzgerald’ın romanı 21. yüzyıl sinemasının faydacılığına kurban gidiyor.

The Great Gatsby romanının içeriğinde oldukça güçlü bir sinema ihtiva ettiğini 1974 yapımı filmden de biliyoruz. Ancak tıpkı Jack Clayton gibi Baz Luhrmann da bu derya dahilindeki yanlış malzemeye odaklanıyor sanki. Yönetmenin çok sevdiği ‘kitsch’ yapı, dinmeyen gösteriş, coşku ve fütursuzluk yeni model The Great Gatsby’yi iki buçuk saat boyunca ruhunu arayan, ancak bir türlü bulamayan bir filme dönüştürüyor. Evet, The Great Gatsby prodüksiyon tasarımıyla, müzikleriyle, hiç fena olmayan oyunculuk performanslarıyla ve yetenekli yönetmeniyle bir noktaya kadar baştan çıkarıyor seyircisini. Lakin o noktada da edebi gerçekler ve makyajın bittiği yer oyuna dâhil oluyor. The Great Gatsby Amerikan Rüyası’nı konuşmak yerine yaşatmayı seçiyor sanki.

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

 

Türkçe Adı: Muhteşem Gatsby

YönetmenBaz Luhrmann

SenaryoBaz Luhrmann, Craig Pearce, F. Scott Fitzgerald (roman)

YapımABD, Avusturalya, 2013

Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Tobey Maguire, Carey Mulligan, Isla Fisher, Joel Edgerton

Süre: 142

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 5