The Cut (2014): Nazaret’in Yolculuğu

Ali Ercivan
Ali Ercivan
05 Aralık 2014

Fatih Akın’ın en iyi işleri, kendi dünyasını ya da en azından yakinen tanıdığı dünyaları ve meseleleri anlattığı filmler oldu bugüne dek. İtalyan masalsı gerçekçiliğine veya New York’a daldığında sevemedik de onu, iştahla yarattığı Gegen die Wand’da (Duvara Karşı) veya müzikle haşır neşir olduğu zamanlarda heyecanlandırdı bizi… Ermeni meselesine sadece birkaç sene önce ilgi göstermeye başlayıp bir soykırım filmi yapmaya soyunduğunu duyduğumuzda da endişe ettik bazılarımız… (Gerçi kendimize bir soralım bakalım, bu mevzuda bir film yapma arzusu ömrü boyunca yüreğini yakan, meseleyi birinci elden sahiplenmiş Atom Egoyan, Ararat’ı yaptı da ne oldu? Fazlasıyla tek taraflı ve öfkeli, bu öfkesi sinemasal dertlerinin önüne geçen, başarısız bir filmdi o…) Ancak Fatih Akın’ın filmi The Cut (Kesik), meseleye dışardan baktığının da biraz farkında, gayet soğukkanlı, tarih dersine dönüşmekten kaçınıp kahramanın yolculuğuna odaklanan, yani niyetleri ve rotası iyi bir iş. Tabii her şey iyi niyetlerle bitmiyor… Ama biz baştan başlayalım.

Baştan derken, en baştan… Filmi açan, olayların tarihi perspektifini izah eden yazılardan… Bu yazıların son cümlesinde, aklımda kaldığı kadarıyla, “kaybettikleri toprakları geri kazanma umudu taşıyan Osmanlı devletinin, 1. Dünya Savaşı’nda Almanlarla müttefik olduğu ve bunun kendi topraklarındaki azınlıklara karşı politikalarını da olumsuz yönde etkilediği” söyleniyordu. Osmanlı’da 19. yüzyılın sonlarından itibaren Ermeni cemaatine karşı artarak sürmüş olan şiddet eylemlerini ve katliamları araştıran, tarihe meraklı okuyuculara bir şey sormak istiyorum. Filmin girişindeki cümle, 1. Dünya Savaşı’ndan önceki bu süreci görmezden gelmek anlamına gelmiyor mu? Ben mi yanlış yorumluyorum? Eleştiri yazısının fıtratında böyle sorular sormak falan yoktur gerçi ama fikirleri duymak isterim sahiden…

cut_1-2

Evet, söz konusu yazıların ardından film başladı. Alexander Hacke’nin çarpıcı müzikleriyle umut verici bir giriş de yaptı… Ta ki ilk Ermeni karakterin ağzından ilk İngilizce sözcükler dökülene kadar. Fatih Akın uluslararası seyircinin ana karakterlerle kolay özdeşlik kurabilmesini sağlamak, yani bu masraflı ve iddialı filmi dünyaya pazarlayabilmek adına, her şeyden önce farklı milletlerden oyuncuların ağzında bu dil eğreti durduğu için insanı yabancılaştıran bir tercih yapmış. Tüm Ermenileri İngilizce konuşturmuş. Bunun üstüne, bir de serim bölümünü son derece basmakalıp sahnelerle izliyor olmak hayal kırıklığını ilk on dakika içinde mühürlüyor zaten. Kahramanımız Nazaret Manukyan’ı ve ailesini tanıdığımız, Nazaret’in ikiz kızlarına ne kadar düşkün olduğunu öğrendiğimiz ve yaklaşan tehlikeden haberdar olduğumuz ilk blok, gerçekten akla gelen ilk diyaloglarla, son derece zayıf sahnelerle ve şaşırtıcı derecede tutuk bir rejiyle ilerliyor. Bu da ister istemez kahramanı ve ailesinden ayrı düştükten sonra yapacağı yolculuğu yeterince önemsememizi en baştan engelliyor.

tHE_CUt_2-2

The Cut filmi epizodik bir yapıya sahip. Nazaret’in yolculuğunun farklı evrelerinde Fatih Akın da farklı sinemasal üsluplar deniyor, farklı sinemasal referansları öne çıkartıyor. Bu açıdan son derece stilize, biçimci bir iş var ortada. Charlie Chaplin’den Elia Kazan’a ve Roman Polanski’ye kadar uzanıyor bu referansların yelpazesi. Nasreddin Hoca benzeri bir karakter bile giriyor işin içine… Özellikle Chaplin’in The Kid (Yumurcak) filminin kullanıldığı sahnede en duygusal noktasına ulaşıyor yapım. Çocuklarından ayrı düşmüş, sesini kaybetmiş bir babanın öyküsüne tematik olarak da öylesine oturuyor ki Chaplin’in sessiz filmi, Fatih Akın’ın 138 dakika içinde seyirciye gerçekten dokunabildiği nadir sinemasal anlardan birine tanık oluyoruz. The Cut, Bartu Küçükçağlayan’ın canlandırdığı Mehmet karakterini ilk gördüğümüz plandan, hadi iyi niyetli yaklaşalım, Küba’nın ufukta göründüğü ana kadar, gayet sağlam bir orta blok barındırıyor aslında. Fakat serimdeki problemler, Küba bloğuyla birlikte sonuca doğru ilerlerken de karşımıza dikiliyor. Senaryodaki kolaycı çözümler zaten final ile zirve yapıyor. Filmin başlarında yol kenarında bir Ermeni kadına tecavüz edenlerle final bloğunda tren yolunun kenarında bir Kızılderili kadına tecavüz etmeye kalkan Amerikalılar arasında kurulan paralelliğe, Nazaret’in bu kez olayı sessizce ve korkuyla izleyemeyip müdahale etmesine kahramanın yolculuğunu tamamlaması bağlamında zerre itirazım yok. Ama bütün bu yolculuğun sonunun bir tesadüfle gelmesi ve hele hele kahramanın sesini yeniden kazanması gibi sembolik çözümler, Scorseselerle çalışmış Mardik Martin gibi bir ismin senaryosunda parmağının bulunduğu bu filme yakışmıyor.

The Cut filminin öncelikli derdi soykırımı anlatmak değil. Sadece Nazaret’e değdiği kadarıyla görüyoruz o süreci ve yaşananları. Soykırımı daha ziyade tetikleyici bir unsur olarak kullanıp kahramanının yolculuğuna odaklanıyor Akın. Polanski’nin Piyanist’i gibi mesafeli, soğukkanlı duruşunu koruyarak Nazaret’in çektiği acıları bize anlatmaya çalışıyor. Muhakkak ki meseleye karşı önyargıları kemikleşmiş Türk insanına da dokunabilmeyi umuyor… Fakat kağıt üstünde mükemmel görünen yöntem, birçok noktada hayata başarıyla geçirilemediği için, yer yer ruhsuz, kuru bir filme sebebiyet veriyor. Asla Venedik Film Festivali sırasında dünya basınında yazılıp çizildiği kadar başarısız bir film olduğunu düşünmüyorum. Önemli ve anlatılması gereken bir öyküsü olduğuna da inanıyorum. Ama sırf bu yüzden sinemasal zayıflıklarını da görmezden gelemiyorum. Sinemayla ilişkim bu değil. Ve bu karışık duygular içerisinde, Fatih Akın’ın yeniden kişisel filmler yapmaya dönmesini diliyorum. Onlar hep daha iyi sonuç verdi çünkü…

Ali Ercivan

Twitter: aliercivan

***

Türkçe Adı: Kesik
Yönetmen:
Fatih Akın

Senaryo: Fatih Akın, Mardik Martin
Oyuncular: Tahar Rahim, Simon Abkarian, Makram Khoury, Hindi Zahra, Kevork Malikyan
Süre: 138′
Yapım: Almanya, Fransa, Polonya, Türkiye, Kanada, Rusya, İtalya, 2014

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5