The Change-Up (2011): Trajik Bir Komedi Denemesi

Kaan Karsan
Kaan Karsan
12 Ekim 2011

Görünen o ki, Amerikalı yapımcılar ve dolayısıyla Amerikalı seyirciler, ertesi gün kalktığında bambaşka bir hayata uyanan karakterlerin hikayelerini pek seviyor. Şöyle basit bir hafıza yoklamasıyla ‘13 going on 30’, ‘Hot Chick’, ‘Freaky Friday’(üstelik iki sefer!), ‘18 Again’ ve ‘Switch’ gibi filmleri hatırlayıp, ne olursa olsun başkalarının hayatlarına özenmememiz gerektiğini ve halimize şükretmemiz gerektiğini aksi takdirde şu anki halimizden çok daha beter olacabileceğimizi düşünüyoruz(!). “Change-Up” da artık hiçbir özgünlüğü kalmayan benzer bir çıkış noktasından hareketle, “kendin olmak yapabileceğin tek şeydir.” mesajını veriyor.

“Change-Up”ı Amerika’daki son dönem popüler mizah anlayışının(ya da sisteminin) yeni bir uzantısı olarak görmek hiç de yanlış olmayacaktır. Hangover ile müthiş bir çıkış yapan(bunun hak edilmiş bir başarı olup olmadığını tartışılabilir buluyorum) iki senarist Jon Lucas ve Scott Moore’un inceliksiz bir senaryo yazdıkları filmin başrollerinde de “Arrested Development” gibi bir televizyon şaheserinden sonra böylesine vasat bir filmde oynamasını zerre anlamlandıramadığım Jason Bateman ve Hollywood’da kendisine gösterilen ilgi günbegün artan Ryan Reynolds var.  Filmin yönetmen koltuğunda ise Wedding Crashers ile hatrı sayılır bir başarı elde eden David Dobkin’i görüyoruz.

Kahramanlarımızdan biri(Ryan Reynolds) oldukça düzensiz bir hayat sürerken, Hollywood’daki her serseri ruhlu karakterin istisnasız bir biçimde yaptığı gibi çapkınlığı ve canının istediği gibi yaşamayı da ihmal etmiyor. Diğeri ise(Jason Bateman), her şeyi rayına oturtmuş, hayatını düzene koymuş bir aile babası. Fakat gelin görün ki, çok sarhoş oldukları bir gece birbirlerinin hayatlarına özendiklerini esrarengiz bir çeşmenin kenarında söyleyince, ertesi gün birbirlerinin bedeninde uyanıyorlar.

Bu kadar alışıldık ve bayağı bir çıkış noktasından sonra filmin komik olmaya çalıştığı hiçbir anda, bir zeka kırıntısı görememek aslında çok da şaşırtıcı değil.  Zaten filmin ilk anlarından itibaren hem diyaloglardan hem de olay örgüsünden başladığı noktanın bir adım dahi ilerisine gidemeyeceği anlaşılıyor. Birbirlerinin hayatlarına uyum sağlamaya çalışan fakat yaşam tarzı olarak azami derecede alakasız iki karakterin başlarına gelenler, şu an aklınızda canlananlardan bir fazlası değil.

Öte yandan birçok Amerikan komedisinin uzun bir vakit önce edindiği meşhur kötü huy, maalesef bu filmde de mevcut. Senaristler senaryonun ve olayın çıkmazını yazma aşamasının başında fark etmiş olacaklar ki, fırsat buldukları her an bel altı vurarak güldürmeye çalışıyorlar. Bu kimi zaman son derece rahatsız edici hale gelen güldürme yöntemi, Amerika’da halen alıcı buluyor ki, sürdürülmeye devam ediyor. Kısacası, çekilen bu sahneler “Change-Up” filmini iyiden iyiye basitleştiriyor.

Jason Bateman ve Ryan Reynolds ise boyutsuz karakterleriyle tabii ki de iyi kompozisyonlar çizemiyorlar. Zaten ilk yirmi dakikadan sonra karakterleri değiş-tokuş eden ikili, filmin vasat senaryosunda kaybolup gidiyorlar. Olivia Wilde ise güzelliğiyle filme bir arzu nesnesi olarak iliştirildiği için; ancak bir karikatürden hallice belirebiliyor.

Jon Lucas ve Scott Moore, Hangover 2’den bile daha vasat bir senaryoyla geri dönerlerken bu kez filmi belirli bir çerçevede tutmaya çalışarak gereksiz bir mesaj kaygısı da taşıyorlar. Bir yandan aile hayatına, diğer yandan da bekarlığa(sultanlığa) övgüler yağdırarak, “herkes kendi olmalı” deyip ceplerine doldurdukları dolarlarla ortamdan uzaklaşıyorlar.

“Change-Up”, bir Amerika’lıların sevebileceği bir komedi çekmenin kolaylığını sorgulatacak kadar kötü bir film. Artık ezbere bilinen basit bir film formülünün karakterler değiştirilerek yeniden uygulanması sonucu oluşmuş olan pişmemiş bir komedi.

***

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5