The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (2007): Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı

Ahmet Tuğcu
Ahmet Tuğcu
18 Mayıs 2012

Şüphesiz, bir filmi seyretmeye başlamadan önce sahip olduğun heyecan duygusunu bir anda yok edebilen faktörlerin başında filmin sonunu öğrenmek gelir. Çoğu zaman şevkini öyle kırar ki, filmi hangi amaçla seyrettiğini düşünür hâle gelirsin. Tabii bu önermeyi desteklemeyen filmler de vardır, defalarca kez seyredebilip her seyredişinde aynı hâzzı duyabildiğin… Bunun güzel örneklerinden bir tanesi, sonunu cesurca haykıran güzide bir Western klasiği… Karşımızda uzun mu uzun ismiyle ‘The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford’.

Yönetmen koltuğunda Chopper (Kasap) filmiyle dikkat çeken Andrew Dominik oturmakta; kendisi uzunca bir süre ara verdiği mesleğine şaşaalı bir dönüş yaparak bir nevi yeniden doğmanın peşinde. Film, onun için gurur kaynağı olma potansiyeli taşıdığı kadar Hollywood’un en popüler aktörlerinden Brad Pitt’in de kariyerinde bir yıldız gibi parlayacak uzun bir maraton adeta. İki saat kırk dakikalık sade ve masalsı anlatım insanı filmin büyüsüne öyle kaptırıyor ki, kendini 1800’lerde yaşananlara şahit olur gibi hissedip olaylarla ve filmdeki karakterlerle ayrı bir bağ kurabiliyorsun. Tabiri caizse seyirciyi alıp dönemin ‘vahşi batısına’ götürüveriyor.

Jesse James rolüyle seyircinin karşısına çıkan Brad Pitt için ayrı bir paragraf açmakta fayda var. Filmdeki performansı bu defa isminin üzerine çıkmayı başarıyor. Sert, otoriter tarzını öyle etkili oynuyor ki, filmin dingin temposunda sadece bakışları ve havasıyla seyirciyi yeri geldiğinde germeyi, yeri geldiğinde ise gülümsetmeyi başarıyor. Kanlı sahnelerin, şiddet unsurlarının hatta en ufak bir aksiyonun dahi olmadığı bir yapımda bu atmosferi yansıtabilmek usta işi olsa gerek. Tabii, devasa Jesse James’in yanında, ona hayranlığıyla dikkat çeken sinir bozucu Robert Ford karakterinin gerçeklerle örtüşen, objektif tasviri de seyirciyi filmin bir parçası hâline getiren faktörlerden.

Bu tarz ağır tempolu filmlerde; inandırıcılık, oyunculuk ve görüntü yönetimi ayrı bir ehemmiyet taşıyor. İşte burada sahneye; filmin yönetmeni, görüntü yönetmeni ve oyuncuları takdire şayan bir performansla çıkıveriyor ve seyirciye el birliğiyle görsel olarak son derece etkileyici bir yapım sunmayı başarıyor.

Vurgulanması gereken bir diğer nokta ise, film dönemin koşullarını yansıttığı için Western kategorisinde değerlendirilse de anlatım tarzı ve verdiği mesajlar ile türünün diğer örneklerinden keskin bir çizgiyle ayrılmakta. Sadakat, sevgi, hayatın karşımıza çıkardığı dönüşü olmayan seçimler, zafiyetler ve hatalar gibi insan hayatının çarpıcı noktalarını biraz eleştirel, biraz da masalsı bir kalıba sokan bu yapım daha ziyade özgün bir drama örneği olarak algılanabilir.

Müzikleri, çarpıcı sonu, etkileyici oyunculukları ve en önemlisi Hollywood klişelerinden arınmış hâliyle Jesse James’e tam bir sinema şöleni diyebiliriz… Lâkin belirtmekte fayda var, aksiyon severler için film ciddi derecede durağan ve ağır tempolu. Sanırım bunun da etkisiyle filmi ‘hak ettiği ilgiyi göremeyen bir görsel şölen’ şeklinde ifade etmek daha gerçekçi olacaktır. (8/10)

aat1903

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5