Texas Chainsaw 3D (2013): Kan Çekiyor

Eray Yıldız
Eray Yıldız
19 Nisan 2013

İlk öncülünün tam olarak bittiği yerde, saniyesinde başlayan bu yeni nesil katliam, 74 yapımı ilkinin devamında ne olduğunu merak ettiğimizi varsayarak başlıyor. Kamyonetin arkasında histerik sevinç çığlıklarıyla ortamdan kaçan kızın nereye gittiği meçhul, içine oturtulduğumuz polis arabasıyla olayların yaşandığı eve geliyoruz. 30 sene öncesinin sarımtırak, toz, çürük ve pas içindeki çiftliğinde kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hakkı verilesi taraflarından birisi, öncelikle bu öncülüne sadık kalmaya çabalayan tarafı filmin. Teknik bağlamda kamera filtresinden ses bandına kadar tam da ilkinin en sağlam yanlarından biri olarak zamandan soyutlayıcı ve gösterilen her şeye yabancılaştırıcı bir algı oturtmaya çabalıyor. Klasik B türündeki köpekbalığı, pirana, timsah vb ölümcül hayvanların kendi filmlerindeki kitlesine has anlatı jargonu, Teksas Katliamı’nda da kültleşen ilk korku başyapıtının neslini sürdürmek bakımından başarılı. Kendisini ciddiye almaması ve ait olduğu B türüne saygısıyla da ciddiye alınabilirlik mesafesini de baştan korumuş oluyor bu sayede.

texaschainsaw3dphoto1 (1)

Bir grup gencin minibüsleriyle uğursuz yerlere gitmesinin sonsuzuncu varyasyonunu izliyor olsak da tüm bu akımı başlatanların başında gelen “chainsaw” miti olduğu için hatrı sayılır bir hoşgörü kredisiyle izlendiği doğru. Peki gerçekten 30 sene sonra bile bu miti masaya yatırmanın, arkaplanına şahit olmanın tek yolu yine yeniden biri zeki, biri aptal iki güzel kız, biri yakışıklı beyaz, biri kaslı siyahi iki erkek kontenjanından mı geçiyor? Klişeler yerinde ve dozundayken bazı stüdyo ve yönetmenlerin elinde leziz şeylere dönüşebildiğinden burada da Lionsgate’in ve teknik ekibin varlığına sırtımızı dayıyoruz ama film elindeki sırrı açık edene ve çekilme motivasyonunu orijinal bir fikirle çıkageldiği yönünde kurmaya başlayıncaya kadar kredisinden de bolca götürmüş oluyor.

Ancak filmin demin saydığım varyasyon çöplüğünde kendine farklı bir yer edinmesindeki önemli bir faktör de bu B türünde alışageldiğimiz iyi ve kötü eğilimlerini de ters yüz etme çabası. Sinyalini baştan verdiği şeyleri alıştırıldığımız yenme ve yenilme ilişkilerinden bağımsız bir noktada konumlandırarak hem kendi içinde hem de ait olduğu mit dahilinde cesur bir kırılma noktasına taşıyor filmi. Klasik anlamda bildiğimiz “final girl” fenomenini doğanın çağırması, kanın çekmesiyle kodlandığı tüm iyilik timsallerinden sökmek suretiyle bir çeşit anti-kahramana dönüştürüyor ve bunca yıldır sosyopatlığıyla tanıdığımız “leatherface”den ziyade onu o hale getiren asıl kötülerin şeytani foyasının iknasına çağırıyor seyircisini. Serinin ıssız kasabasına ve dehşet dolu tarihine kendi sınırları içinde yeni bir boyut açabiliyor.

Bu kadar “kendi sınırları içinde iyi”yi toplamak filmi bütünsel olarak iyi yapmaya elbette yetmiyor. Zaten tek numarasının da isminden başlayan bir ‘çağa empoze etme derdi’ olarak 3D olduğu aşikar. Kör göze parmak üç boyut idealizminin yakaları rahat bıraktığı esnalarda da gerçekten Tobe Hooper’ın birçok teze, teoriye malzeme olmuş ve korku janrasına müstakbel yönelimler kazandırmış 74 yapımının damaktaki tadını ve hafızalardaki ruhunu yeniden deneyimlemeye, tabiri caize hortlatmaya kalkışıyor ve sinir bozucu şekilde başarılı da olabiliyor. Ucuz korku numaraları, geceyarısı sineması trükleri, güldürürken iğrendiren estetiğiyle yine de sırf türün fazla şey beklememesi gerektiğini ezbere bilen ezeli sevgililerine önerilebilecek bir iş var neticede karşımızda.

 

Türkçe adı: Teksas Katliamı

Yönetmen: John Luessenhop

Senaryo: Adam Marcus, Debra Sullivan

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular: Alexandra Daddario, Dan Yeager, Trey Songz, Scott Eastwood

Süre: 92′

 

twitter.com/pyschedelia

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5