Beyond the Hills (2012): Din Ne Yana Düşer, Akıl Ne Yana?

Güzin Tekeş
Güzin Tekeş
01 Ekim 2012

Romanya’da kürtajın yasak olduğu yıllarda yaşanan yasa dışı bir kürtaj hikayesini, buz gibi bir gerçekçilikle anlattığı “4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün” ile 2007 yılında “Altın Palmiye” kazanan Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu, yine çarpıcı ve rahatsız edici bir filme geri döndü. “Tepelerin Ardında” Romanya kırsalında, zamansız bir manastırda açılıyor. Hayattan elini eteğini çekmiş bir sürü genç kadının, manastırın işlerini yaparak ve dua ederek geçirdikleri durağan hayatları, Alina’nın yetimhanede beraber büyüdüğü çocukluk arkadaşını ziyarete gelmesiyle kontrolden çıkıyor.

Alina’nın asıl amacı arkadaşını bu manastırdan alıp götürmek, onunla yeni bir hayata başlamaktır. Ancak Voichita kendini Tanrı’ya adamıştır ve tek düze hayatında mutludur. Ülkede hâkim olan ekonomik koşullar göz önüne alındığında bu tercihin gerçek bir Tanrı aşkından mı yoksa güvenli bir yaşam arzusundan mı kaynaklandığını söylemek kolay olmasa da film boyunca bir şekilde manastıra yerleşerek kendine güvenli bir sığınak bulmak isteyen kadınların çaresizliğini izledikçe bu sorunun cevabı da netleşiyor. Diğer yandan Alina’nın Voichita’ya duyduğu sevginin arkadaşlığın çok ötesinde olduğu seyircinin gözene sokulmasa da film boyunca hissettiriliyor. Zaten arkadaşını manastırdan ayrılmaya ikna edemedikçe kendini kaybetmeye başlaması da bu umutsuz aşkla temellendiriliyor.

dupa-dealuri-filmul-premiat-la-cannes-ruleaza-si-la-zalau

Film ilerledikçe Alina’nın umutsuz çırpınışları ve artan öfkesi işleri dönülmez bir noktaya getiriyor. Gittikçe saldırganlaşan kızın, şeytanın etkisi altında olduğunu düşünen başrahip ve rahibeler onu kurtarmak adına şeytan çıkarma ayinleri düzenlemeye başlıyorlar. Reel aklın tümüyle ortadan kalktığı bu sahnelerde, filmin boğucu atmosferi ve 150 dakikalık süresi iyiden iyiye kendini hissettirmeye başlıyor. İşler çığırından çıktıkça, bastıran karla beraber kaçıp gitmek daha da imkânsızlaşıyor. Voichita’nın, arkadaşının yaşadıkları karşısında geçirdiği dönüşüm ise filmin sonuna doğru siyah başörtüsünden vazgeçerek, Alina’nın kıyafetlerini giymesiyle sembolize ediliyor. Finalde ise polislerin kendi aralarında konuştukları güncel ve teknolojik mevzular filmin çatışmasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Cümle aralarında geçen internet, cep telefonları vb. şeyler az önce izlenen orta çağ atmosferinin aksine her şeyin günümüzde olup bittiğini izleyicinin suratına çarpıyor. Hastanede doktorun ağzından yapılan didaktik konuşma ise belli ki filme bilinçli olarak eklenmiş.

Sonuç olarak “Tepelerin Ardında” izlemesi zor ve bir o kadar da sarsıcı bir film. Yine iki genç kadının hikayesi üzerinden kurgulanan film, derdini “4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün” kadar sert bir üslupla anlatmasa da Ortodoks Hristiyanlığı üzerinden din bağnazlığını tereddütsüz gözler önüne seriyor. Film boyunca sürekli tekrarlanan “içinde Tanrı olmayan insan nereye giderse gitsin yalnızdır” repliği ise iddianın aksine kendini Tanrı’ya adadıkça, insani gerçeklerden kopan dindarların yalnızlaşmasına vurgu yapıyor.

 

Türkçe Adı: Tepelerin Ardında

Yönetmen: Cristian Mungiu

Senaryo: Cristian Mungiu

Yapım: Fransa, Belçika, Romanya, 2012

Oyuncular: Cosmina Stratan, Cristina Flutur, Dana Tapalaga

Süre: 150′

 

guzintekes@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 5