Stranger Than Fiction (2006): Lütfen Beni Öldürme

Ahmet Tuğcu
Ahmet Tuğcu
22 Mayıs 2012

Bazı filmler, sektördeki benzerlerinden keskin bir çizgiyle ayrılır. Kâr amacı gütmeyen bir yapım havası sezer seyirci onlarda, daha bir kendine yakın bulur hani. Farklıdırlar çünkü amacı yalnızca insanlara güzel vakit geçirtmektir, dolayısıyla beklentileri yüksek tutmaz. Sanat toplum içindir felsefesiyle seyirciyi farklı bir âleme taşır bir süreliğine, belki de hâk ettiği değeri hiçbir zaman görememek pahasına… İşte bu şekilde seyirciyle sıra dışı bir ilişki kurmayı başarır, içinde romantizm barındıran. 2000’li yıllarda çok da sık rastlayamadığımız bir tarz bu. Karşımızda türünün son örneklerinden ‘Stranger than fiction’.

Filmin, Zach Helm tarafından yazılan senaryosu başta kulağa tanıdık gelebilir. Yazar ve roman karakteri arasındaki ilişki daha önce defalarca kez işlenmiş bir konu ne de olsa. Buna rağmen gerek işleyişi, gerekse mesajlarıyla özgün senaryo klasmanına rahatlıkla girebilecek bir yapım var karşımızda. Akıllara getirdiği soruyla özetlemek gerekirse; “Baş karakteri olacağınız bir roman yazılacak olsa, kim tarafından ve ne şekilde yazılmasını arzu ederdiniz?”

Hikâyenin merkezinde kendine münhasır bir adam, ismi Harold. Hayatında önemli bir yer işgal eden gerekli gereksiz sayılarla, mesleği icabı yaptığı hesaplamalarla sıradanlaşmış; obsesif karakterinin sebep olduğu tek düze, yapayalnız bir yaşam. Aslında çok da yabancı gelmeyen bir tipleme, değil mi? Sistemin insanlığı taşıdığı son nokta, bir nevi mekanikleşme veya robotlaşma… Ortada inceden inceye sistem eleştirisi ile harman edilmiş bir kurgu var. Kahramanımız; gittikçe yalnızlaşan, her türlü duygudan uzaklaşan, ayrıntıların ve hesaplamaların içine hapsolmuş biriyken bir çarşamba sabahı kol saatinin bozulmasıyla, aslında yeni bir hayatın ve maceranın başladığından bîhaberdir. İşte o gün kaderi tamamen değişir ve trajikomik hikâye tam da burada başlar.

Filmde Harold rolünü daha ziyade komedi filmleriyle hatırladığımız Will Ferrell canlandırıyor. İlk başlarda, kendisine tarzının dışına çıktığı için şüpheyle yaklaşılsa da rolünün altından başarıyla kalkarak, yıldızlaşıyor. Will Ferrell’den bahsedip, Maggie Gyllenhaal’den söz etmemek de olmaz tabii. Donnie Darko, Dark Knight, hatta Paris, Je t’aime dâhil kendisine en çok yakışan rolü bulmuş. Haliyle bu ikiliye bir de Dustin Hoffman ile Emma Thompson’ı ekleyince oyunculuk açısından tadına doyum olmaz bir yapım çıkıyor karşımıza.

Orijinal senaryosu, dikkat çeken oyunculukları ve etkili işleyişi ile unutulmazlar arasına giren yapımın, dram yönü ne kadar kuvvetliyse, fantastik ve komedi kısmı da filme o kadar güzel serpiştirilmiş. Peki, seyri bu kadar güzel olan bir filme, her ne kadar konuyu son derece etkili bağlamayı başarmış olsa da daha iyi bir son yakışır mıydı? Kesinlikle!

Durağan ve diyaloglara dayanan yapısına rağmen sürükleyiciliğini hiç kaybetmeyen, 2000’li yılların en dikkat çekici filmlerinden biri Stranger than fiction.  (7/10)

Not: Naçizane tavsiyem, filme başlamadan evvel biraz kurabiye ve yanında sıcak sütü hazır edin, pişman olmazsınız.

aat1903

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5