Spring, Summer, Autumn, Winter… and Spring (2003): Dört Mevsim

Güney Kore sinemasının yükselişi yadsınamaz bir gerçek. Aslında her zaman bir-iki ülke sineması ani patlamalar yapıyor ama sanırım bu adımların devamını getirebilen ülke Güney Kore sineması oldu. Oldboy, A Moment to Remember, Memories of Murder, My Sassy Girl, A Bittersweet Life  ve devamından biri birbirinden ilginç konuları ele alan enteresan filmler. Bizim işleyeceğimiz film ise Kim-Ki Duk’un İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar filmi. 2003 yapımı bir film. Filmin türüne ise nasıl bir anlam yükleyeceğimi hiç ama hiç bilmiyorum. Drama demek daha mantıklı galiba.

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar, imgesel anlatımlar açısından fazlasıyla doyurucu bir film. Zaten filmin adı mevsimleri anıştırmaktan çok insan hayatını da sembolize ediyor. Mevsimler ilkbahar ile başlayıp yine ilk bahar ile biterken, öte yandan yaşlı rahip kendini bir ‘Sonbahar’ günü kayığın üstünde yakıyor. Bir diğer enteresan konu, film genç rahibin çocukluk dönemiyle başlıyor ve çocuğun oraya nasıl geldiği hakkında hiçbir fikir bilgimiz yok. Lakin son sahne aslında filmin gösterilmeyen başı gibi, ‘O’ merak edilen öncesi.

Genç rahip de aynı şekilde mi geldi ? Aslında filmi bir kısır döngü içinde, aynı mevsimlerin döngüsünde olduğu gibi bir zincirleme süreklik mi ? Mevsimler gibi bu döngü de devam ediyor olabilir. Yalnız bu sefer de başka bir soru oluşuyor ! Bu kısır döngü içerisinde devam eden olaylar zinciri sürekli tekrarlanmasına rağmen yaşlı rahibin gençliğine ait hiçbir ize rastlanmaması. Genç rahibin ise tapınağa girişine bıçakla kazıdığı harfler var ve sonsuza kadar orada kalacaktır. Bu da bizi bu döngünün kısır olmasından çok birbirinden farklı öykülere götürüyor. Yani mevsimler birbirinden bağımsız ve sadece neyi temsil ediyorsa onu temsil ediyor.

Film yine pek çok yerde pek çok farklı anlamlar taşıyor. Yaşlı rahip iki otu göstererek “Bu otlardan biri öldürür, diğeri ise hayat kurar” diyor mesela. Aslında belki çok da sığ bir anlayışla “Yaşam ve Ölüm” hakkında bilgi veriyor. Filmin saklı yanları azımsanmayacak kadar fazla. Hasta olup iyileşmek için tapınağa gelen kadınla sevişen ve daha sonra kaçan genç, Adam ile Havva’dan beri var olan ve her zaman olacak olan kadın erkek ilişkisini yormadan basit bir şekilde anlatıyor. Aslında o kısmından çıkartılan bi’ de“Yasak Meyve” olayı var. Rahip, yani genç olan duvarı olmayan kapılardan geçmek yerine kapının etrafından dolanıp yasak olanı çiğniyor ve sanki bu davranışıyla benim gözümde “Adem ve Havva” meselesini daha gerçekçi kılıyor.

Bu kaçışın ardından, yaşlı rahip ekmeğini sardığı gazetede karısını bıçaklayarak öldüren birisinin haberine rastlıyor. Tahmin edilebileceği üzere o genç, bizim eski genç rahibin kendisi.  Çocuğun geri döneceğini bilen yaşlı rahip onun için hazırlıklara başlıyor. Kürkçü dükkanı hesabı aslında. Genç rahip geliyor, o tahta oyma işini tamamlıyor ve tekrar bu sefer zorunlu da olsa gidiyor. Yaşlı olan ise zamanı dolduğunun bilincinde, yapması gerekeni yapar. Ve tabii o yılan. Kış mevsimiyle birlikte tapınağa gelen rahip buz tutmuş gölün üzerinden geçerek tapınağa girerken ustasının kaldığı yerden hikayeye devam ettiriyor. Film tam bu noktada baştaki kısır döngüye dönüyor ama yine herkesin ve her mevsimin farklı hikayeleri olacağının da sinyallerini veriyor. Kısacası gerçekten farklı bir film.

 

Not: Yazı balkabagikralisakir tarafından kaleme alınmıştır.

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5