!f Son Amazon: O Kadar Gerçek Ki İnanamıyorum

Fatma Onat
Fatma Onat
24 Şubat 2012

 

 Belgeselin gerçekle imtihanından; mitler, yalanlar, hakikatler dizgesinde işleyen seyretmesi pek hoş bir kısa film Son Amazon (The Last Amazon). !f’in kısa filmler seçkisi içinde en dikkat çekici olanlardan.

 

Dişi savaşçı amazonlar mitinden yola çıkan bir araştırmanın, genç bir kadını Almanya’ya sürükleyiş hikayesi  anlatılıyor filmde. Yönetmeni Elif Demoğlu’nun ‘sahte belgesel’ temasıyla çektiği film, gerçek ve kurmacanın sürüklediği yanılsamanın ürünü. Sadet Kılıç adlı Samsun’lu bir kadının hikayesi.  Kılıç, memleketinde yapılan arkeolojik kazılar sonrası hayatı tamamen değişmiş biri. Bu öyle bir değişiklik ki memleketini hatta ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. Ama bu terk ediş büyük bir arzuya karşılık geliyor. Zaten karakter Almanya’ya göçünün dramatize edilecek bir durum olmadığını, bunu kendi arzusuyla yaptığını özellikle vurguluyor. Oysa onu ülkeden uzaklaşma noktasına getirenin neredeyse bir ‘cadı avı’ olduğunu hissetmemek mümkün olmuyor. Karakterin kendi anlatımıyla aktarılan hikayesi, geldiği son konumdan St. Pauli’den bildiriliyor. Seçilen mekan, Almanya’nın politik duruşuyla bilinen futbol takımıyla ünlü bir semti. Filmin hikayesini güçlendiren özel bir yer.

 

Sadet Kılıç, Güzel Sanatlar Akademisi’nde görevli bir memur. Yaşadıklarını üslubuyla açık açık anlatıyor. Bu arada kamera an itibariyle yaşadığı kente, çalıştığı mekana, arkadaşlarına, iletişime geçtiği insanlara ve değdiği her şeye yaklaşmaya, yakından bakmaya çalışıyor. 22 dakikalık film boyunca uzun bir öykünün, daha doğrusu biyografinin içine giriyormuş hissi uyanıyor. Göç olgusu; arada kalmışlık, entegre olma çabası, kadın olarak tek başına varolabilme güçlüğüyle bir arada verilmeye çalışılıyor. Tabii trajik bir düzlemden çok keyifli ve masalsı bir bakış açısıyla. Bu masalsılık, filmin yaslandığı efsaneden, karakterin güçlü duruşuyla geldiği noktadan da kaynaklı. Zorlu süreçler, görünen son aşamada mutlu bir tablo çiziyor. Tabii filmi farklı kılan en önemli şey en başında belirttiğim ‘sahte belgesel’ yaklaşımı. Gerçekliğinden neredeyse emin, kaptırıp izlediğimiz biyografi, Sadet Kılıç’ın söyledikleriyle yakınlarının verdiği röportajlar arasındaki çelişkiyle hoş bir tebessüm uyandırsa da asıl mesele o noktada ortaya çıkıyor. Biz gerçek bir karakter ve hikayeden mi söz ediyoruz yoksa gerçek olarak kurgulanmış bir hikayenin filmini mi izliyoruz ikilemi. Bu yaklaşımı bilerek filmi izlemek herhangi bir büyüyü bozmuyor aslında. Hatta çıkış noktasını bilmek durumu ve seyri daha anlamlı kıladabilir birçok seyirci için.  Öyle ya da böyle ortaya seyretmesi keyifli, hikayesi merak uyandırıcı, yaslandığı fikri özel olan bir kısa film çıkıyor.
Film !f kapsamında 26 Şubat saat 12:00’da KarGART’ta
Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla