Sinemanın Öldüren, Öldürmese de Süründüren Kadınları

Fırat Ataç
Fırat Ataç
18 Nisan 2012

Hafif bükülmüş elinde tuttuğu sigarası, sesi her daim buğulu, tavrı soğuk ama amacı net. Ağına düşürdüğü erkeği baştan çıkaracak, bütün istediklerini teker teker yaptıracak, istediğini aldığında da sokağın karanlığına karışacak. Erkek şanslıysa hayatını kaybeder, şanssızsa her şeyini… Bunu bile bile kadına sürüklenir çünkü kadın bir femme fatale’dir.

Sinema tarihinde Rita Hayworth‘tan Jane Greer‘a kadar o kadar çok unutulmaz femme fatale performansı var ki, bunların arasından seçim yapmak oldukça zor. Biz de düşündük taşındık, kariyer zirvelerine öldüren kadın kimlikleriyle erişmiş ve hala o karakterlerle anılan aktrisleri ele aldık. Çoğu kayıplara karışmış olabilir, ama unutulmaları imkansız…

 

Lena Olin
Film: Romeo is Bleeding / Aşk Bir Fahişedir
Karakter: Mona Demarkov

”Onu öldürmek istemiyorum, sadece yanmasını istiyorum. Eğer bu işlem sırasında ölecek olursa bu kendisinin problemi.”

Polislik maaşıyla hayallerini gerçekleştiremeyen Jack, bir kenara para istiflemeye başlayınca içinde kiralık katillerin, karısının, metresinin ve yakın dövüş uzmanı, baştan çıkarıcı Mona Demarkov’un yer aldığı bir kaosun içine sürüklenir. Sonraki yıllarda aralarında Philip Kaufman ve Roman Polanski‘nin de olduğu büyük yönetmenlerle çalışacak olan Lena Olin’in canlandırdığı sert ve acımasız Mona attığı şuh kahkalarla ünlüdür. Tek kolu kopmasına rağmen Gary Oldman‘ı tahrik ettiği sahneler ise kelimenin tam anlamıyla ‘yaratıcı’dır.

 

Jennifer Lopez
Film: U Turn / U Dönüşü
Karakter: Grace McKenna

”Seninle sevişecek miyim, seni öldürecek miyim bilmiyorum.”

Şişirilmiş yönetmen Oliver Stone‘un son iyi filminin aynı zamanda J-Lo’nun sinema serüvenindeki tek iyi film olması ilginç bir tesadüf. Babasının cinsel istismarıyla geçen yıllardan sonra güçlenen ve kadınlığını kullanarak yaşadığı hapis hayatından kurtulmaya karar veren bu Arizona kadını, üzerinden eksik etmediği tek parça turuncu elbisesiyle anlam kazanır. Oturduğu yatakta bacaklarını aralaması, bir şeyler almak için çıktığı merdiveni tutan Bobby’e çektiği numaralar her ne kadar biraz ‘ucuz’ olsa da bahsettiğimiz kadın Jennifer Lopez, fazla kurcalamaya gerek yok…

 

Rebecca Romijn
Film: Femme Fatale / Öldüren Kadın
Karakter: Laure/Lily

”Ben kötü bir kızım Nicholas. Gerçekten kötü.”

Brian De Palma‘nın neredeyse her filminde gözümüze soktuğu kara film hayranlığı Femme Fatale’in adından başlayarak her karesine sinmiştir. O güne kadar X-Men dışında ciddi bir sinema tecrübesi bulunmayan eski manken Rebecca Romijn, kusursuz fiziğinin verdiği avantajları sonuna kadar kullandığı 3 dakikalık striptiz sahnesinde döktürürken, bu görsel şölen bile filmin bazı mantık hatalarını örtmeye yeterli. Zaten böyle bir durumda kim mantık arar ki?

 

Kou Shibasaki
Film: Battle Royale
Karakter: Mitsuko Souma

”Geber, çirkin!”

Japonya’da oldukça popüler olmuş bir mangadan sinemaya uyarlanan Battle Royale, çivisi çıkmış lise talebelerinin devlet tarafından bir adaya postalanmasını ve burada birbirlerini öldürmek zorunda bırakılmalarını anlatır. Sürekli zırlayan, birbirine açılamayan aşık liseli ergenler teker teker ölürken aradan sıyrılan Mitsuko ise sahip olduğu femme fatale yeteneklerini sonuna kadar kullanır. Liseli bir kızdan beklenmeyecek olgunluğu, kendine avantaj sağlamak için kullanmaktan çekinmediği bedeni ile birleşince, elindeki orağın hakkını veren bir ölüm makinasıyla tanışırız. Ve hayır! Kou Shibasaki‘nin bu listede olmasının alışılageldik liseli Japon kız tipolojisine yakın durmasıyla hiç alakası yok…

 

Sharon Stone
Film: Basic Instinct / Temel İçgüdü
Karakter: Catherine Tramell

”Hiç kokain alıp seviştin mi Nick? Gerçekten güzeldir…”

Bu gibi listelerin gediklisi olan Temel İçgüdü, tanıtım aşamasında ‘Bir Michael Douglas Filmi’ olarak tanımlanırken sahneyi ondan çalan Sharon Stone’un filmine dönüşmüştür. Sharon Stone, Catherine Tramell rolünde o kadar ateşlidir ki her geçen dakikada filmin biraz daha yanacağını düşünmekten kendimizi alamayız. Gülmesi, ağlaması, omzunun üzerinden arkaya doğru bakışları, sigara içmesi, dans etmesi ve sesi bu biseksüel buz prensesini karşı konulamaz bir kadın yapar. Yönetmen Paul Verhoeven onu Vertigo’daki Kim Novak gibi beyazperdenin unutulmazları arasına sokarken Dedektif Nick’e ise bu kadına kapılmak kalır.

 

Kathleen Turner
Film: Body Heat / Vücut Isısı
Karakter: Matty Walker

”Çok akıllı değil gibisin. Erkeklerde bunu severim.”

Kocasının parasına konmak için aşığı ile birlikte onu öldürme planları yapan kadınlar en çok rastlanan femme fatale türlerindendir. Bu türün en önemli temsilcisi ise kuşkusuz ki Body Heat’teki Kathleen Turner. William Hurt‘ün canlandırdığı Ned, o yaz korkunç bir sıcaklıkla kavrulan Florida’da sürekli ter içinde dolaşsa da Matty’nin onu sokacağı durumlar bu sıcak havayı daha da ısıtacaktır.

 

Linda Fiorentino
Film: The Last Seduction / Son Tahrik
Karakter: Bridget Gregory

”Ben tam bir fahişeyim.”

Sinema tarihinin en hakkı verilmemiş aktrislerinden biridir Linda Fiorentino. Gözümüzü kırpmadan yaşayan en seksi kadınlar arasına koyabileceğimiz Fiorentino, bize 90’ları hatırlatır. Katıldığı televizyon şovlarının görüntülerini izlerseniz bu kadının doğal seksiliğinin normal yaşantısına da açık bir şekilde tesir ettiğiniz görürsünüz. Men In Black‘teki rolünü kapmak için filmin yönetmeni Barry Sonnenfeld‘i poker masasında alt ettiği efsanesi anlatıladursun o, şahsi zirvesini The Last Seduction’la yapmıştır. Kusursuza yakın planını ince ince işlerken kurduğu terbiyesiz cümleler ve sahip olduğu ikna kabiliyetiyle Bridget Gregory, femme fatale tarihinin mihenk taşlarından biridir.

Linda Fiorentino’ya ithafen…

Fırat ATAÇ

firat_atac@hotmail.com / firatatac.tumblr.com / twitter: firatatac