Sarı Mersedes Üzerine


Aylin Solakoğlu
04 Aralık 2011

*karşılaştırmalı çözümlemedir, filmin içeriği hakkında detaylı bilgi içerir*

Adalet Ağaoğlu’nun kitabı Fikrimin İnce Gülü ve Tunç Okan’ın kitaptan uyarlama olarak yönetmenliğini yaptığı Sarı Mersedes, Alamancı olan Bayram’ın Münih’ten Ballıhisar’a sarı mersedesiyle olan yolculuğunu anlatan ve bu yolculuk sırasında Bayram’ın geçmişiyle yüzleşmesini sağlayan bir döngüye sahip.

Kitap ve film karşılaştırıldığında öncelikli olarak iki temel farklılık dikkatimizi çeker. İlk olarak, kitapta yer alan toplumsal durum tasvirleri ve bu tasvirlerin bireyler üzerinden anlatılması, filmde oldukça az ve genel geçer şekilde verilmiştir. İkinci olarak ise kitaptaki Bayram karakteri ve filmdeki Bayram karakteri arasında büyük farklılıklar vardır.

 

Kitabın ve filmin konusu Türkiye’den Almanya’ya çalışmak için giden Bayram’ın yaşadığı değişiklikleri, sarı bir mersedes üzerinden anlatmaktır. Sarı mersedes dönemin Almanya’sının ve Almanya’daki Türk işçilerinin bir simgesi gibidir. Alamancı Türkler için gösterişi, parayı temsil ederken aynı zamanda arka planında uzun saatler çok yorucu işlerde çalışmayı ve mümkün olduğunca ülkesine ziyaret için geri döndüğünde hatırı sayılır biri gibi karşılanmayı barındırır. Hikâyenin ana kahramanı Bayram da zamanında Ballıhisar’da sözüne en güvenilmez, sürekli hor görülen bir çocuktur. Askerden döndükten sonra para kazanmak için türlü yolları deneyen Bayram, toplumun para için her şeyi yapabilecek kesimini simgeler. Aynı zamanda yaptıklarını haklı görecek bir saflığa da sahiptir karakterimiz. Bayram’ın yakın arkadaşı İbrahim’in hastane raporunu çürük olarak değiştirmesi ve İbrahim yerine Almanya’ya gitmesi, etik ve ahlaki kurallar bakımından doğru olmasa da Bayram için önemli olan kendisinin bir şeyler başarması ve insanlara bunu kanıtlayabilmesidir. Bu nedenle etik ve ahlak kurallarına dikkat etmez. Sevdiği kızı, Kezban’ı arkasında unutacak kadar ben merkezli bir yapıya sahiptir. Çocukluğundan beri sahip olmak istediği lüks bir araba ve sürücü koltuğunda şık giyimli bir ‘’Bayram Bey’’ hayali onun için sahip olunacak en önemli başarıdır ve bu uğurda her şeyi yapmaya hazırdır.

Bayram’ın Bayram Bey’e dönüşmesi ise bireysellikten toplumsallığa doğru evirilebilen bir çıkarım yapmamızı sağlar. Ballıhisar’da sadece Bayram olan ve herhangi bir saygınlığı olmayan, diğerleriyle eşit seviyede olan karakterimiz, Almanya’da çalışmaya başlayarak, Türkiye’de kendisinin Bayram Bey olarak görüleceğini düşünür ve bekler. Avrupa görmek, Avrupa’da yaşamak Bayram’ı Türkiye’de yaşayan insanlardan farklı kılan özelliklerdir ve o bunun fark edilmesi için giyiminden yürüyüşüne kadar pek çok ayrıntısına özen gösterir. Türkiye sınırını geçtikten sonra insanlardan kendisine hürmet gösterilmesini de bu nedenle bekler. O uzun yıllar Almanya’da çalışmış, didinmiş kendine pek çok kişinin sahip olamayacağı bir araba almıştır ve bu araba onu diğerlerinden farklı kılar.

Ballıhisar’a kadar yolda karşılaştığı sınır görevlisinden, otopark görevlisine kadar herkesten ilgi, saygı ve kıskançlık belirtileri göstermesini bekler. Çünkü Bayram sahip olduklarını elde edebilmek için türlü yalanlar söylemiş ve insanların haklarını yemiştir. Balkızı, sarı mersedes’i ise tüm bu yalanları onun için görünmez bir kalkan yapan arabasıdır. Fikrinin ince gülü’dür. Yalanlarının kaynağı olan köyüne döndüğünde bile arabasının onu koruyamaya devam edeceğini ve balkızını köy ahalisi gördüğünde Bayram’ın önünde saygıyla eğileceğini düşünür ve bu yalanla gözleri yol boyunca kapalıdır.

Film ve Kitap Arasındaki Benzerlikler-Farklılıklar

Filmde ve kitapta konu ilerleyişi aynıdır. Film, sonu hariç genel olarak hikâyenin ilerleyişinde romana sadık kalmıştır. Karakterler, mekânlar ve yan hikâyeler birebir uyarlanmıştır. Sinemanın zamansallığından kaynaklı, kitaptaki bazı yan öyküler filme dâhil edilmemiş veya detaya girmeden geçilmiştir. Bunlardan en dikkat çekici olan kitapta Bayram’ın Türkiye sınırından geçtikten sonra yolda gördüğü araçlara asılı olan Ecevit posterleridir. Bayram Ecevit posterleriyle konuşurken aynı zamanda siyasi çıkarımlarda da bulunur. Fakat filmde bu bölümler yoktur. Bu nedenle de film toplumsal yaklaşımdan ziyade bireysel bir yaklaşıma sahiptir diyebiliriz.

Bayram karakteri hem kitapta hem de filmde, mersedesiyle yaptığı yolculuk boyunca geçmişi hatırlar. Geçmişi hatırladığı bu süreçlerde, okuyucu ve izleyici, Bayram’ın hayat hikâyesini öğrenmiş olur. Bayramın köyünden Almanya’ya nasıl geldiğini, yaptığı düzenbazlıkları, sevdiği kızı, Kezban’ı geride bırakmasını, Almanya’da ne şartlarda çalıştığını ve en önemlisi balkızım diyerek sevdiği sarı mersedesini nasıl aldığını bu ‘’flash back’’ler sayesinde, yönetmen izleyiciye aktarır. Kullanılan bu dil ile film daha öznel bir yaklaşıma sahiptir ve yol hikâyesi olarak adlandırılabilir. Oysa kitapta daha ağır basan durum, toplumsal bakış açısıdır ve Bayram üzerinden hem Almanya’da yaşan Türkleri hem de Türkiye’dekileri görürüz. Bayram’ın Kapıkule’yi geçtikten sonra bir yabancıdan ziyade kendisine daha çok ilgi gösterilmesini beklemesi ama bu beklentiye karşılık alamaması, Yalova vapurunda iyi giyimi ve mersedesi ile en güzel kadını tavlayabileceğine olan inancı ve güveni bu beklentilerin bir sonucudur ve Bayram her defasında bir kez daha yanılır.

Filmin sonu ise, kitabın sonuna istinaden oldukça farklı bir şekilde bitirilmiştir. Filmin sonu kitaba göre final hikayesinin yarısında kesilmişmiş bir havaya sahiptir. Oysa kitapta köyüne geri dönüp, herkesin gerçekleri öğrendiğini duyan Bayram’ın gitmekle kalmak arasında yaşadığı iç savaş ve tüm koruma kalkanının yıkılmasıyla karşılaştığı gerçekler oldukça güçlü bir dille anlatılmıştır. Filmde ise Bayram’ın bu yaşadığı iç savaşı  hissedemeyiz, Bayram köyün artık yerinde olmadığını ve herkesin dağıldığını öğrenir. Yalanları ve yaptıkları da yanına kar kalmamış ve İbrahim Kezban dâhil herkese durumu anlatmıştır. Film burada biter. Bayram için geriye ne dönülecek bir köy kalmıştır ne de balkızı.

Filmin Görüntü Dili

Filmde kamera hareketleri az kullanıldığı gibi çoğunlukla yakın plan çekimler yapılmış ve izleyiciye Bayram’ın duyguları hissettirilmeye çalışılmıştır. Bayram’ın içinde kaldığı çaresizlik ve tükenmişlik hissi daha çok filmin renkleriyle verilmek istenmiştir. Sarı renk, toz toprak içindeki yollar Bayram’ın çıktığı zorlu yolculuğu tasvir ederken, trafik ve araba sesleriyle filmin gerçekliği güçlendirilmiştir.

Aylin Solakoğlu

Twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5