Röportaj: Zeynep Özbatur Atakan – Bir Zamanlar Anadolu’da

Kaan Karsan
Kaan Karsan
04 Eylül 2011

Türkiye’de yapımcılık deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan, kariyeri  başarılarla ve ödüllerle dolu, Zeyno Film’in patronu Zeynep Özbatur Atakan ile yapımcılık ve gösterim arifesindeki Bir Zamanlar Anadolu’da üzerine konuştuk. Kendisine bize vakit ayırdığı için bir kez daha teşekkür ediyoruz.   Bir Zamanlar Anadolu’da,  21. Eylül’de  Adana Altın Koza’daki galasının ardından  23’ünde sinemalarda…

Öncelikle bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim Zeynep Hanım. Üniversite’de sinema-televizyon seçerken, bu yalnızca birçok Türk gencinin yaptığı gibi anlık verilmiş bir karar mıydı? Yoksa sinemaya olan ilginiz daha eskilere dayanıyor mu? Eğer öyleyse sizi sinemaya dair etkileyen şey nedir?

Sinema-tv okumak anlık bir karar değil, farklı disiplinlerde aldığım eğitimler sonucu edindiğim deneyimler ve sinemaya olan ilgim nedeniyle verilmiş bir karardı. Tüm öğrenim yaşamım sırasında bir yandan 12 yıl klasik bale eğitimi ,ardından resim eğitimi sonunda  sinema-tv bölümünde okumayı istedim. Bu arada lisede okurken, o günlerde bugünkü İstanbul Film Festivali’nin başlangıcı olan, ‘sinema günleri’ vardı. Fassbinder’in bir filmini izledim ve çok etkilendim. Devamında ‘sinema’ en büyük ilgimi çeken alan oldu.

Marmara Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümünden mezun olduğunuzda, aklınızda yapımcı olmak var mıydı? O senelere döndüğümüzde reklamcılık geçmişinizi de görüyoruz çünkü.

Elbette yoktu. Klasik düşünce biçimi olarak ben de ‘yönetmen’olacağımı düşünerek girdim okula. Ancak 2. sınıftayken reklam filmi sektöründe de çalışmaya başladığımda çalıştığım tüm yönetmenler ve ekipler yapımcılık alanında başarılı olabileceğimi belirten görüşlerini bildirdiler. Ama, ben uzun bir süre karar veremedim, bunun için 3-4 yıl kadar yönetmen yardımcılığı da yaptım.  Ama, ben de yapımcılığın çok önemli bir iş olduğunu ve Türkiye’de ‘para yatıran’ kişi yani ‘yatırımcı’ ile ‘yapımcı ‘arasındaki farkın pek bilinmediğini gördüm.  Reklam sektöründe çalışma nedenlerimden biri, o yıllarda yani 87-88 yıllarında sinema alanında çok fazla film çekilmiyordu ve o sektöre girebilmek çok kolay değildi. Bu nedenle reklam filmlerinde çalıştım. Reklam sektörünün bana çok fazla deneyim kazandırdığını düşünüyorum. Ama 1999’da sinema alanına girdiğimde farkettim ki, birbirinden çok farklı 2 sektör.  Ama sinemada yapımcılık, oldukça yaratıcılık ve sabır isteyen bir iş. Oysa reklamda çok farklıydı, daha uygulamaya ve üretimin hızına bağlı bir işti.

Yapımcılık yaptığınız filmlere baktığımızda, hep gişeden daha öte amaçları olan, çeşitli hedefleri olan filmler görüyoruz. Bu bir tesadüf değil herhalde.

Şöyle ki, 1986-2000 yılları arasında reklam sektöründe ,o denli yoğun ve zamana karşı çalıştım ve çok hızla tüketildiğini gördüm. Hatta kendi yapımcılığını yaptığım reklam filmleri televizyonda geçerken ben bile  görmediğimi, hızla tükettiğimi farkettim. Dolayısıyla reklamda kalıcı birşeyler olamayacağını anlamıştım. İstedim ki yapacağım filmler  kalıcı olsun, hızlı tüketilen birşeye dönüşmesin. Dolayısıyla proje seçme kriterlerimi ve çalışma alanımı bu şekilde oluşturdum.

İleride bir gün gişeye oynayan bir filme, hatta televizyon için yapılan bir işe yapımcılık yapmayı düşünüyor musunuz?

Ben yaptığım işi öncelikle iyi yapmayı seven biriyim. Kriterlerime uyarsa ve iyi yapacağıma inanırsam yapabilirim. Ama bu tip konularda zor ve çok seçici bir yapım var.

Nuri Bilge Ceylan ile nasıl tanıştınız ve onun filmlerinin yapımını üstlenmeniz nasıl oldu?

Nuri Bilge Ceylan, fotografçılık yıllarından beri tanıdığım ve takip ettiğim biriydi. Mayıs Sıkıntısı filmini Antalya’da izledikten sonra, yanına gidip kutlamıştım. o şekilde tanıştık. Devamında  aynı sektörden iki meslektaş olarak zaman zaman biraraya gelip fikir alışverişinde bulunuyorduk.  İklimler filmi öncesinde birlikte çalışma kararı aldık.

Kutluğ Ataman ve Tayfun Pirselimoğlu gibi iki şahsına münhasır, stil sahibi yönetmenden sonra, Nuri Bilge Ceylan’ın çalışma metodları ya da beklentileri size farklı geldi mi?

Her yönetmenin çalışma metodları ve beklentileri biribirinden çok farklıdır. Bu noktada, benim çalışma stilim, yönetmenlerin beklentilerini, önceliklerini doğru anlayabilmektir . Çalışma metodları ise bir yapımcı için daha farklı ama en önemli faktörlerden biridir. Çünkü filmin hazırlık-çekim ve post produksiyon bölümlerini doğrudan etkileyen ve yapımın sağlıklı tasarlanması için önemli kriterleri oluşturur.

 “Bir Zamanlar Anadolu’da”ya gelelim. Şu an sinemalarımızın, seyircilerimizin en büyük heyecanı duydukları film. “Bir Zamanlar Anadolu’da”  ile Nuri Bilge Ceylan sineması farklı bir yola sapıyor mu yoksa bu tipik bir Nuri Bilge Ceylan filmi mi sizce?

Her izleyen  kendi kararını versin.

Bu proje önünüze geldiğinde, yapımcı olarak zorlanacağınızı düşündüğünüz kısımlar oldu mu hiç? Çekim süreci nasıl gitti?

Öncelikle bu proje bana geldiğinde, heyecan duydum. Bugüne kadar yaptığım filmlere göre çok büyük bir prodüksiyon ve organizasyon gerektiriyordu. Aynı zamanda büyük bütçeli bir film olması da, benim yapımcı olarak farklı tecrübeler yaşamamı sağladı. Ama her şey oldukça organize ve yolunda gitti. Çok güzel bir çalışma yaptık, çekim süreci de çok iyi geçti. Çekim sürecinde bizi havanın soğukluğu  dışında zorlayan birşey olmadı.

İlk kez bu kadar kalabalık bir kadroyla çalıştınız ve filmin bütçesi öncekilere göre çok daha büyüktü. Filmin pre-prodüksiyon aşaması nasıl geçti?

Pre-prodüksiyon aşamasında Nuri Bilge Ceylan ile 3. filmimiz olduğu  için oldukça organize ve hızlı bir şekilde çalıştık.  Ama çok yoğun ve neredeyse 24 saat filmin hazırlıklarını düşünerek geçirdiğim bir süreçti.

 Dünyanın en önemli film festivalinde demirbaşlardan biri olmak, böylesine ilgi ve saygı görmek nasıl bir his? Cannes sizin için ve ekip için ne ifade ediyor?

Cannes , sinema dünyasının kalbinin attığı en önemli yer.  Benim için, her seferinde yeniden duyulan tarifsiz heyecanı, gururu, mutluluğu ama bunun yanısıra dünya sinema sektöründeki en büyük marketinde varolmanın sorumluluğunu, yoğun iş toplantılarını ifade ediyor.

Filmi önce sıradan bir izleyici olarak, sonra da bir yapımcı gözüyle nasıl yorumlamak istersiniz? Film herkese göre bir film mi?

Film konusunda bir yorum yapmak istemiyorum. Benim kendi alanım açısından, yukarıda da belirttiğim gibi en yüksek bütçeli, en kalabalık ekiple çalıştığım ve en uzun zamanda tamamlanan film oldu.

Bundan sonraki hedefleriniz neler? Nuri Bilge Ceylan ile çalışmaya devam edecek misiniz, bunun yanında yeni projeler de var mı?

Nuri Bilge Ceylan ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ayrıca  önümüzdeki yıl Theo Angelopoulos’un çekeceği filmin Türkiye’den ortak yapımcılığını üstlendim. 2010 yılında oluşturduğum ‘yapım laboratuvarı’nda, sinema sektörüne nitelikli sinemacıların yetişmesi  ve entegre olması için atölye çalışmaları yapıyorum.

 Çok Teşekkürler Zeynep Hanım.

Ben teşekkür ederim.

***

kaankarsan@gmail.com

twitter

***