Röportaj: Taner Birsel – Bir Zamanlar Anadolu’da

Kaan Karsan
Kaan Karsan
19 Eylül 2011

Türk sineması için, bir Nuri Bilge Ceylan filminin gösterime gireceği bir hafta, önemli bir haftadır. Ve şimdi de Bir Zamanlar Anadolu’da gösterimleri arifesinde, o önemli haftanın içerisindeyiz. Bir Zamanlar Anadolu’da, bu cuma gösterimde. “Goflet” ile beraber, filmin başrol oyuncularından Taner Birsel ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sabırsızlığımızı körükleyen diğer Bir Zamanlar Anadolu’da söyleşilerimiz de:

http://eksisinema.com/roportaj-zeynep-ozbatur-atakan/

http://eksisinema.com/roportaj-gokhan-tiryaki/

Taner Bey bize vakit ayırdığınız için öncelikle çok teşekkür ederiz.

Rica ederim, sinema konuşmak zevktir benim için…

Kariyerinize bakınca hep kallavi yönetmenlerle çalıştığınızı görüyoruz. Sizi her zaman gişeden ötede hedefleri olan filmlerde görmemiz bir tesadüf mü?

Elbette tesadüflerin de etkisi olmuştur ama hep seçme lüksüne sahip bir oyuncu oldum. Seçici biriyim ama “seçkinci” değilim. Sanat hayatında aldığınız kararlar kariyerinizi, bir süre sonra da kariyeriniz aldığınız kararları belirliyor. Arada zıpır işler yapmak, risk almak da istiyorsunuz ama o zaman da kiminle dans ettiğiniz önemli..  Bu bütünüyle karşılıklı güven ilişkisi. Tek referans da yaptığınız işler. “Çok Para Kazanma Projeleri” nin değil de, sanat ve festival odaklı  işlerin peşinde koşunca bu “Kallavi” yönetmenlerle ya da yapımcılarla günün birinde yolunuz kesişiyor. Tesadüften çok “sabırlı olmak” diyelim…

Bir izleyici olarak, Nuri Bilge Ceylan’ın bir takipçisi miydiniz?

Kasaba filmini Beyoğlu sinemasında beş kişi izledik.İkisi eşimle bizdik. Define bulmuş gibi sevindik. Bu yönetmen film çekmeye devam ederse elbet onunla bir gün çalışabilirim diye düşündüğümü hatırlıyorum. 1999 da “Kaç para kaç” filminin gösteriminden sonraki performansımla ilgili övgülerini hiç unutmadım. Yine de onunla çalışmak için on kusür sene beklemem gerekti. Ben oyunculuğa ve NBC filmlerini izlemeye devam ettim, o da dünya sinemasında hatırı sayılır bir yönetmen oldu.

“Bir Zamanlar Anadolu’da”nın yapım aşamasında filmin bir Nuri Bilge Ceylan filmi olmasının da farkındalığıyla, filmin nasıl bir tepki görmesini bekliyordunuz?

NBC her filmiyle çıtasını yükseltmeyi başarmış bir yönetmen. BZA’nın da sinema birikiminin tamamını kullandığı bir baş yapıt olacağına inancım hep vardı. Çekim sürecinde  bu duygum daha da güçlendi. Her yönetmen yaptığı işin geniş seyirci kitleleriyle buluşmasını ve beğenilmesini arzular herhalde ama NBC sinemasının temel  motivasyonunun bu olduğunu sanmıyorum. Sinema delice emek-yoğun bir iş. Seyir kültürünün, özellikle TV yapımlarıyla (bir haftada 140 dakikalık bir bölüm çekmek gibi..) hızla değiştiği bir ortamda BZA nın beş milyon  seyirci yapmasını da beklemiyorum. Ama yine de bir sonraki filmine kadar en yetkin işi olarak görüleceğinden eminim.

Rol size geldiğinde, kabul edip etmemek konusunda herhangi bir ikilem yaşadınız mı? O süreci anlatabilir misiniz?

İkilem mi?..  Buna gülerek cevap veriyorum. Tabii ki işte beklediğim an geldi dedim. Filmde bana uygun bir kostüm olmasa beni aramazlar diye düşündüm önce..  ama neden sonra kast çalışmasının neredeyse bittiğini, boşta kalan tek rolün Savcı Nusret rolü olduğunu, benden önce bu rol için bir çok iyi oyuncunun denendiğini öğrendim. Yine de günler süren deneme çekimlerinden sonra NBC yi ikna etmeyi başardım.

Nuri Bilge Ceylan’ın seti bir oyuncu için nasıl bir yerdi? Çekim aşaması sizin açınızdan nasıl geçti?

Hep derim; Bir oyuncu için her yeni yönetmen yeni bir alfabe, yeni bir lisan demektir. Ben NBC’nin setinden yeni bir sinema dili öğrenerek ayrıldım. Kendi istediği oyunu aldıktan sonra oyuncuya sayısız deneme fırsatı sunan, önerilerini önemseyen, oyunculuk açısından sorunlu sahnelerde kendini de kamera önünde denemekten korkmayan, işe odaklı bir yönetmen. Bu tarzıyla da oyun alanımı çok genişletti. Yaptığı doğaçlamalarla oyuncuları provoke etmeyi çok iyi biliyor. Minik bir sinemasal an için saatlerce ve defalarca çekim yapabiliyor. (HD konforu) Ama NBC sinemasını farklı yapan onun masa başında (POST) geçirdiği uzun günler olmalı..

Bu kadar geniş ve değerli bir oyuncu kadrosuyla çalışmak sizin için nasıl bir tecrübeydi?

Bir önceki filmimin seti 115 kişi idi.. BZA seti bunun yarısından az olmasına karşın NBC nin en kalabalık setiydi. Çekim şartlarının zorluğu; özellikle soğuk oyuncular arasındaki dayanışmayı tuhaf bir şekilde arttırıyor. Elbette bunda yapılan işe olan inanç ve adanmışlık duygusu da etkili oldu. Aynı takımda oynayan oyuncular olma şuuruyla topu hiç yere düşürmedik diyelim…

Filmin hakkında ser verilip sır verilmiyor gerçi ama karakterinize gelelim. Bir savcıyı canlandırıyorsunuz. Bize karakterinizi ve rolün zorluklarını biraz anlatabilir misiniz? Bu çok oyunculu filmde Nusret’in ağırlığı nedir?

Temel karakterlerden biri. Savcı Nusret diğer karakterlerle ilişkileriyle tamamlanan bir yap-boz gibi. Karanlık bir öyküsü var. İçe vakumlanmış bir kişilik, ruhu yaralı ve bunu ifade etmekte sorunlu. Hatta içindeki yaraların bir kısmı yüzüne vurmuş gibi. Patetik rolleri oynamakta deneyimli olsam da,  Savcı Nusret gerçeğine yaklaşmak için sayısız denemeler yaptık. Altmış yedi gün boyunca hergün iki buçuk saat süren makyajla rolün fiziksel görünümünü de değiştirdik, gerisi sabır ve inanç..

Filmi diğer Nuri Bilge Ceylan filmleriyle karşılaştırdığınızda, dikkat çekici bir farklılık sezebiliyor musunuz? “Bir Zamanlar Anadolu’da” tipik bir Nuri Bilge Ceylan filmi mi yoksa?

NBC’nin kendine has bir sinema dili olduğu aşikar, ancak BZA’nın Nuri Bilge Ceylan’ın en uzun, en çok diyaloglu, en kalabalık ve görsel bakımdan en görkemli filmi olduğunu düşünüyorum. Lütfen filmi iyi bir perdesi ve projeksiyonu olan bir “sinemada” izleyin, yoksa çok şey kaçırırsınız.

“Bir Zamanlar Anadolu’da” Türk sinemasına sadece yeni bir öykü mü katıyor yoksa bunun ötesinde hedefleri var mı?

Bunu yönetmene soralım.

Cannes’da gördüğünüz büyük ilgi karşısında şaşırdınız mı yoksa bu beklediğiniz bir şey miydi?

E bu kadarını da beklemiyordum doğrusu.. Dünyanın en büyük sinema pazarlarından birine yakışır bir görkem vardı. Bir oyuncunun hayatında hiç olmazsa bir kez yaşaması gerekli bir gösteri.. Bir oyuncu olarak bu kadar şımartıldığımı hatırlamıyorum. Filmimiz büyük sükse yaptı. Son gün gösterilmesiyle de sanıyorum jürinin o ana kadar ki ödül dağıtım fikrini de değiştirdi..

Dolaylı sorulabilecek bir soruyu direkt sormak gerekirse, bu kadar az filmde oynayıp bizi neden kendinizden esirgiyorsunuz?

İşte kalite ile kantite arasındaki yaman çelişki.. Bence “Az daha çoktur”.

Sizi tiyatroda izlemekten de büyük keyif alıyoruz. Belki çok klişe bir soru ama, tiyatro ile sinema arasındaki farkları bir de sizin bakış açınızdan dinlemek isteriz. İkisinden biri sizin için daha özel olabilir mi?

Sinema benim oyunculuk tabiatıma daha uygun bir alan. 28 yıl tiyatro yaptım. Tiyatro- özellikle Türkiye’de- sinemanın kitleselliğiyle, bir anda binlerce kopyayla milyonlarca seyirciye ulaşma gücüyle rekabet edemeyecek kadar sofistike bir sanat olarak kaldı. Ben başlayan ve biten işleri seviyorum. Tiyatronun biteviyeliği, her gece kendini tekrar ediyor olma duygusu  bana göre değil. Sinemanın oyuncaklı hali, optik yanılsamalarla seyirciyi bir anda başka bir boyuta sürükleyen büyüsü daha çok ilgimi çekiyor. Oyunculuğun temel prensibi (insan olmak) değişmese de tiyatro fazla “geniş açı tek plan” .

Şu an gelecek için planlarınız neler? Yeni bir projeniz var mı?

“Motor!” denmeden bir proje için var diyemeyiz…

İlgilendiğiniz için bir kez daha teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Kolay gele…

 

***

kaankarsan@gmail.com

twitter

***