Röportaj: Ozan Aksungur – Misafir

Kaan Karsan
Kaan Karsan
21 Mayıs 2011

Ozan Aksungur’un ilk filmi Misafir, bu hafta cuma gösterime girdi. Başrollerinde Halit Ergenç ve Lale Mansur’u izlediğimiz filmin yönetmeni Ozan Aksungur ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Misafir’in oldukça ilgi çekici olduğu her halinden belli.

Misafir filmini genç bir yönetmenin ilk filmi olarak nasıl değerlendirirsiniz? Uzun bir süredir aklınızda bulunan fikirlerin bir yansıması mı bu film?

Filmi benim değerlendirmem doğru olmaz, bunu izleyiciler yapmalı. Ben filmde neyi, nasıl yapmaya çalışayım, değerlendirme size kalsın. Oktay’ın hikayesini, onun ağzından ilk dinlediğimde, sinema öğrenimime henüz yeni başlamıştım. 2001 yılıydı ve soğuk bir Paris akşamında sohbet ederken, bana hayatım boyunca aldığım en güzel hediyeyi vermişti. Hikayesini dinlediğim ilk andan itibaren onu filme çekmek için karşı konulmaz bir istek duymaya başladım. Küçük bir taşra kentinde yaşayan biseksüel İki kadın ve Paris’ten ziyaret için memleketine gelen fetişist bir erkek arasında geçen, çarpık ilişkilerden müteşekkil hikayenin en çekici tarafı son derece “gerçek bir aşk” hikayesi olmasıydı. Hikayeyi bu denli “gerçek” kılan yaşanmış olmasından öte, çoğumuz için inanılmaz olmasıydı aslında! Büyük metropollerde yaşayan insanların çoğunun, taşra algısında problemli bir durum olduğunu düşünüyorum. Taşrada yaşayan “teyze”ler ve “amca”larla ilgili bir cinsiyetsizlik algısı var. Özellikle kadınların, aseksüel bir hayatları olduğu zannediliyor. Belki ben de taşrada doğup büyümüş bir insan olduğumdan, bu yanlış algılayış, hayatım boyunca kafamı kurcaladı ve nedenini anlayamadığım bir biçimde beni incitti. Bu hikayeyi, bu denli anlatmak istemiş olmamın en temel nedenlerinden biri bu yanlış algıya karşı çıkmak. Bir diğer neden de ülkemizdeki popüler kültürün, aşkı algılama ve topluma sunma biçimine duyduğum öfke; aşkı, yalnızca “iyi”, “güzel” heteroseksüeller arasında yaşanan, saf, steril ve kutsal bir şey gibi gösterme merakına karşı durmak.

Senaryo aşamasından, post prodüksiyonun tamamlanmasına kadar geçen on yıllık süre zarfında; üzerinde en titizlendiğim nokta, bu hikayenin, izleyici tarafından, istisnai üç kişinin münferit hikayesi olarak algılanmasına imkan vermemek oldu. Genel bir zamana ve genel bir duruma işaret edebilmek için öncelikle filmi zamansızlaştırma yoluna gittim. Senaryoyu yaşanmış bir hikayeden uyarladığımı filmin içinde ya da afişinde belirtmekten kaçındım. Seyircilerin filmi, gerçek bir hikayeden uyarladığımı yazmamama rağmen “gerçek” olarak algılamalarını sağlamaya çalıştım. Bunun için düşük bir tempo tutturup, sahneleri ve mizansenleri ona göre kurdum. Tipik bir kaybeden olan Oktay’ın ve dört duvar arasından ibaret küçük dünyasına sığamayan bir taşra kadını olan Ayşe’nin aşklarını, elimden geldiğince “gerçek” bir şekilde anlatmaya çalışarak; aşkın böyle bir formunun da olduğunu izleyiciye göstermeye çabaladım.

Genel çerçevede Türk sinemasına baktığımızda, Misafir nereye yakın duruyor? Öyküsü üzerinden akan bir film mi, minimalist mi ya da semboller üzerinden giden bir film mi?

Misafir sanat filmi kalıplarıyla, popüler film kalıplarını birleştiren bir film. Daha çok karakterleriyle ön plana çıkan, onların yaşadıkları anlar üzerinden hikayesini anlatmayı deneyen bir film. Biz filmi yaparken hikaye ve anlar neyi gerektiriyorsa öyle davrandık. Kimi semboller elbette kullanıldı ancak bunun semboller üzerinden yürüyen bir film olduğunu söylemek doğru olmaz. Misafir’i kategorize etmekte zorlanılacağını düşünüyorum.

“Misafir” filmini seyretmeye giden seyirci, filmden ne beklemeli sizce? Bu filmi kime tavsiye edersiniz?

Öncelikle insan hikayeleri izlemekten hoşlanan, gerçekçi filmleri seven izleyicilere tavsiye ederim. İnsana dair bir film olduğu için, izleyenlerin, bir yerlerinde mutlaka kendilerinden bir şeyler bulacakları bir film olduğunu düşünüyorum, Misafir’in.

İki popüler isim, Lale Mansur ve Halit Ergenç ile çalışmak nasıldı?

Öncelikle, popüler olmalarının çalışırken bize hiçbir şekilde bir yansıması, etkisi olmadığını söylemeliyim. İkisi de çok disiplinli, yaptıkları işe çok titizlenen insanlar ve ikisinin de egoları yok. İşi kendilerinin önüne koyan insanlar. Halit olağanüstü bir insan ve aktör. İşin her yönüne hakim. Bir sahne kurduğunuzda, ışığa bakıp, daha siz söylemeden nerede duracağını anlayan çok teknik bir oyuncu. İşe, her şeyini sonuna kadar veren, her türlü limitini film için cömertçe zorlayan bir yapısı var. Misafir’i izlediğinizde ne kadar olağanüstü bir iş çıkardığını göreceksiniz. Lale, tam bir sinema tutkunu.  İyi bir film yapmak için her türlü fedakarlığı yapabilecek bir oyuncu.

“Misafir” için bir aşk filmi diyebilir misiniz?

Tabii. Misafir, sinemada izlemeye alışık olmadığınız türden bir aşk filmi.

Bu film sizin bundan sonra yapacağınız sinema için ne gibi ipuçları veriyor?

Ben çok farklı türlerde, farklı filmler yapmak isteyen biriyim. Onun için ne gibi ipuçları veriyor, gerçekten kestiremiyorum.

Bundan sonraki projeniz için hazırlıklara başladınız mı? Sinemayla ilgili nasıl planlarınız var?

Evet, şu anda üç ayrı hikaye üzerinde çalışıyorum. Bunlardan biri diğerlerinin önüne geçmiş değil henüz. İçlerinden biri öne çıktığında, (sanıyorum bir ay içinde belli olur) senaryo çalışmalarına başlayacağım.

Teşekkürler…

Ben Teşekkür ederim…

 

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

 

***

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5