Röportaj: Canan Ergüder – Behzat Ç.

Aylin Solakoğlu’in profil fotoğrafı
Aylin Solakoğlu
16 Kasım 2011

Behzat Ç. dizisinin ve filminin ön planındaki kadın karakteri Savcı Esra rolünü canlandıran Canan Ergüder ile keyifli bir röportaj yaptık. Hem dizi hakkında hem de Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filmi hakkında konuştuk. Detaylar aşağıda…

Savcı Esra rolünde sizi Behzat Ç. dizisinde izliyoruz, bunun öncesinde Binbir Gece dizisinde rol almıştınız. Fakat bundan daha öncesi ve bu iki yapım dışında aslında oldukça dolu bir eğitim ve oyun geçmişiniz var. Biraz genel bir soru olacak ama neler yaptı ve yapıyor Canan Ergüder ?

Sahnede olmak dansla gelmiş bir tutku benim için. 10-12 sene hayatimda hep dans vardı. Yaklaşık 14 yaşlarındaydım ki prima balerin olamayacağımı fark ettim. Ondan sonra soğudum danstan ve ilgim lisede bir öğretmenim sayesinde tiyatroya kaydı. Ondan sonra da odak noktam hep oyunculuk oldu. Bunun dışında başka bir meslek edinmek hiç istemedim. Liseden sonra 18 yaşında Amerika’ya gittim ve eğitimim de ağırlıklı olarak tiyatro üzerine oldu. 4 sene üniversite (Franklin and Marshall College), 3 sene Yuksek Lisans ( ActorsStudio at New School University) ‘tan sonra New York’taki bütün oyuncular gibi garsonluk ve oyunculuğu bir arada götürdüm. Bugün hayatımın bu noktasında kendimde bir restoran açabilecek kapasiteyi görmemi sağlayan bir deneyimdi oradaki garsonluk hayatım. 2007’de bana Türkiye’den “Bıçak Sırtı” adlı dizide oynamam için bir rol teklifi geldi. İyi ki kabul etmişim. Çünkü ardından “Binbir Gece” ve “Behzat Ç.” geldi. Hayat aslında ilginç olabiliyor. Bazen o kadar odaklanıyorsunuz bir şeye bir bakmışsınız ufkunuz küçülmüş. Ama hiç beklemediğiniz ve düşünmediğiniz bir yerden  gelebilecek bir imkân o ufku genişletebiliyor. Yeter ki izin verelim. Türkiye’ye gelmek benim için böyle bir şeydi. 32 yaşımda sonunda, uğruna çabaladığım işten hayatımı kazanabilmemi sağladı.

Savcı Esra ‘’kadın budur’’un bir simgesi gibi oldu Behzat Ç. izleyicileri için. Size göre nasıl bir kadın ve nasıl bir savcıdır, Esra karakteri?

Açıkçası ben Türk dizilerindeki kadın karakterlerin 2 boyut içinde işlendiklerini düşünüyorum. Bu boyutun dışına çıkan az kadın karakterler var. Ya alabildiğine fesat ya da imkânsızlık boyutunda hatasız, iyi kalpli ve kişiliksiz oluyorlar.  Bu da bana inanılmaz sıkıcı geliyor. Karakterlerin başladıkları ve bittikleri nokta hep aynı oluyor. Gelişim sürecini göremiyoruz.  Bu işe başlarken yazarımız Ercan Mehmet Erdem ile uzun konuşmalarımız oldu karakterim üzerine ve ondan tek ricam karakterimi sıkıcı ve iki boyutlu bırakmamasıydı.  Sağ olsun Ercan, ricamı fazlasıyla yerine getirdi. Sonuç: Savcı Esra evet alabildiğine iyi ama hatasız değil.  Sevgisiyle, prensipleriyle gerçek bir insan.  Gerektiğinde ve inandığında erkeğinin arkasında duran ama kendi prensiplerinden taviz vermeyen, aynı zamanda da eğlenmesini bilen bir kadın. Ben saygı duyulası bir kadın yaratmak istedim. İnsanlar “ böyle bir kadın olamaz” diye tepkiler veriyor Savcı Esra’ya. Ben tam tersini düşünüyorum. Olabilir böyle kadınlar ama bu toplumda yalnız kalmaya mahkûmdur Savcı Esralar. Çünkü sistem onların önüne geçmeye her an hazır. Değerlerini bilen ve onlarla bir ömür geçirebilecek az insan var.

 

Behzat Ç. bir anti-kahraman dizisi. Çoğunlukla doğrulara kuralları yıkarak ulaşan bir polis ekibi var karşımızda. Savcı Esra ise hukuku temsil ederken aynı zamanda dizinin dengeleyici karakteri. Siz canlandırdığınız karakteri bu dizinin neresinde görüyorsunuz?

Aynen söylediğiniz gibi bir yerde görüyorum: dengeleyici karakter. Herkes dengesini kaybettiğinde o dimdik duracaktır. Dizide yazılı adaletle etik adaletin arasında duran denge unsuru Savcı Esra. Ama ileride onun da sendelediğini göreceğiz.

Behzat Ç.’nin dizisi ve filmi arasında farklılıklar var mıdır? Bu iki aynı ya da farklı projede Esra karakteri ne kadar değişiyor? Filmdeki Savcı bize biraz daha ılımlı ve başka bir kadını kabullenir gibi geldi.

Film ve dizi arasında tabi ki farklılıklar var. Film ayrı bir kulvar. Filmde daha özgürüz ama konu tabi ki aynı. Aynı mutsuzluklar, aynı travmalar farklı işlenişlerle filmde de var, dizide de.  Filmde Savcı Esra daha ılımlı değil. Sadece kimle birlikte olduğu konusunda kendini kandırmıyor. Ne de başka bir kadını kabullenir. Filmde de kabullenmiyor zaten. Sadece Songül-Behzat-Esra üçgeninde göstermek istediğimiz unsur şu: insanlar hayatlarında birçok arızalı ilişkiye giriyor. Bu kişilerle seçeceğimiz yol ya onları hayatımızdan kesip atmaktır ya da defalarca aynı arıza çarkının içinde kendi seçimlerimizle yuvarlanmaktır.  Bence bu ikinci durum, daha çok mutsuzluğa yol açsa da insanların hayatlarında daha çok uyguladıkları bir seçim.

Savcı Esra rolü, dizideki diğer kadınların önüne geçti, hatta toplumdaki ”kadın budur” imajına farklı bir bakış getirdi diyebilir miyiz? 

Savcı Esra bence diğer tüm kadınların önüne geçmedi. Dizideki her kadının ayrı bir özelliği ve işlevi var. Eğer ki “toplumdaki kadın imajı budur” dedirtebilmişsek, ne güzel derim. Çünkü “toplumdaki kadın” konusunda çok geride olduğumuzu düşünüyorum. Ve bu sorumluluğu sadece erkeklerimize değil kadınlarımıza da yüklüyorum. Giderek yozlaşan ve kendini devamlı erkek beğenisine sunan ve dahası kendini artık sadece böyle tanımlayabilen bir genç kadın profili görmeye başladım son zamanlarda.  Bu beni  üzüyor. Çünkü kadınların önce kendilerine saygı duymaları gerektiğini düşünüyorum. “Savcı Esra gibi bir kadın” beğenisinin sebebini bilmiyorum ama ben bir kadını göstermek istedim. Gözlerimizin görmeye alışık olmadığı derinliklere gidebilen, duygularını dışında taşıyabilen, dürüst, isyankâr, “ben de burdayım” diyen, eğlenmeyi bilen, seven, sahiplenen. Evet iyi, ama hayat onu kötü olması gerektiği anlardan esirgememiş.  Hayal kırıklığını, depresyonu biliyor. Sadece o, hayata karşı umutlu. Her halükarda Savcı Esra’nın sevilmesi çok güzel.

Emrah Serbes’in kitabında Savcı Esra karakteri yer almıyor. Hatta iki kitapta da fazlasıyla maskülen bir anlatım var. Dizide ise bunun aksine karakteri oldukça oturmuş bir Savcı Esra karşımıza çıkıyor. Sizin bu karakterin oluşumu/gelişimi sırasında etkiniz oluyor mu?

İşte ne kadar harika bir işte çalıştığımı düşündürten sebeplerden bir tanesi. Ben yazarlarımızla, ama özellikle Ercan Mehmet Erdem’le irtibat içindeyim. Ondan ne kadar kopya alabiliyorsam benim için o kadar iyi oluyor. Bu işe başladığımda karakterim hakkında tek bildiğim iki boyutlu olmamasını istediğimdi. Sağ olsun Ercan benim fikirlerime de her zaman açık oldu. Ben bu işte kendimi çok şanslı hissediyorum. Benim karakterim ana kadro içerisinde kitaplarda olmayan tek karakter. Diğer oyunculara oturmuş, hali hazırda psikolojik analizleri yapılmış karakterler teslim edildi. Bana düşen Savcı Esra ise istediğimiz yöne gidebilecek bir karakter oldu. Ercan ve Emrah inanılmaz bir karakter kurguladılar. Benim de katkıda bulunmama izin verdiler.

İnsanların savcı algısını yıktığınızı söyleyebiliriz ve artık Savcı Esra gibi savcıların olabileceğini(umutla) düşünüyoruz.Bu role hazırlanma sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Valla Savcı Esra gibi savcı olur mu ben de bilmiyorum ama ben onun özelliklerinden en az bir tanesini paylaşan bir bayan savcıyla tanıştım: “asla kadınlığını unutmamış.” Bu role hazırlanma sürecinde Bakırköy Adliyede bir günlük staj yaptım. O sırada Bakırköy Adliyede 110 savcı içinden sadece 1 bayan savcı vardı. Kendisiyle tanışma fırsatım oldu. Bana söylediği en önemli şey “asla kadınlığımı unutmadım.“  Bu cümle benim kafamda yer etti ve Savcı Esra’nın bazını hazırladı.  Bunun dışında her an ulaşabileceğim emniyet ve hukuk danışmanlarımız var.  Onlarla da bol soru cevap yaşadım. Gerisi de muhteşem bir ekip ve inanılmaz yazarlar. Biraz da hayal gücü.:)

Behzat Ç. dizisi birçok yönüyle eleştirilebiliyor; küfür, alkol, şiddet vs. Diğer bir yandan ise biz gençler tarafından çok seviliyor. Siz bu ikircikli durumu neye bağlıyorsunuz?

Ben bunu pek “ikircikli” bir durum olarak görmüyorum, göremiyorum.  Behzat Ç., dramatik ve bilerek bazen arabeske kaçan bir yapıda, Türk toplumundaki çeşitli gerçekleri gösteren, ezber bozan, nadir bir yapım. İşin ruhunda böyle bir özellik varken ben başka bir üslup düşünemiyorum. Hedef aldığımız kitleyse bu özelliği gördüğünde tanıyan ruhlar. Doğruyu yanlıştan ayırabilen ruhlar. Bu ruhların çoğunluğunun gençler olması da çok doğal. Ama Behzat Ç’nin kitlesi sadece gençler değil. Giderek büyüyen bir izleyici kitlesi oldu Behzat Ç’nin. O kadar ki, sokakta bu işi izlediğini gösteren bir özelliğe sahip olmayan profilde yaşlıca bir bayan, Behzat Ç’yi ne kadar sevdiğini dile getirebiliyor. Aslında reel bir örnekle bu durumu anlatmak isterim. Geçenlerde bizim ekipten Erdal Beşikçioğlu, Fatih Artman ve Hazal Kaya bir talkshow’a katıldı. Sunucu/ Showman seyirciye “ Aranızdan kim Behzat Ç. olmak ister” gibi bir soru sordu. Genelde yüksek sesin eşlik ettiği talkshow programlarına tezat, o anda seyirciden çıt çıkmadı. Kimse elini kaldırmadı. O sırada müzik de yoktu. O anda anladım ve yarattığı etki karşısında büyülendim. Bence bu, bu dizinin en büyük başarısıdır. Ve “Küfürle, alkolle, şiddetle insanlara kötü örnek oluyorsunuz” diyenlere güzel bir cevap. Zamanla artan seyirci kitlesine bakarsak, onların aralarında önce tenkitle başlayıp sonra beğeniye dönen temsilciler de var.

Peki Savcı Esra’ya geri dönersek… Savcı Esra için adalet, polis ve aşk kavramları ne ifade eder?

ADALET: İnsanların nefslerini düzene sokan sistem

POLİS: Bu düzenin yürürlükte olmasını sağlayanlar

AŞK: cesaret gerektiren, dürüstlük gerektiren hastalıklı, arızalı, boyut atladığımız durum

Peki sizin için?

ADALET:  yeri geldiğinde insanları koruması gereken, eksikliğinde güvensizlik ve kaosu getiren sistem.

POLİS: Korumayi seçmiş, egoya hayır diyen kalkan

AŞK: en muhteşem hastalık.

Oyunculuk geçmişinize baktığımızda pek çok tiyatro oyununda ve filmde yer aldığınızı görüyoruz ve buna ek olarak Sosyoloji mezunusunuz. Hayatımda yapmak istediklerimi yapabildim diyor musunuz? Aslında sizin hayallerinizi merak ediyoruz (=

Kesinlikle hayatımda yapmak istediklerimi yapabildim ve yapmaya da devam edeceğim. Yaşamak güzel bir şey. Bir de üstüne istediklerimi yapabiliyorsam bundan daha fazlasını istemem. Kendimi zaten başka bir iş yaparken düşünemiyorum.

Behzat Ç.’nin yayınlandığı akşamlar Ekşi Sözlük tam anlamıyla kilitleniyor.:) Siz sözlüğü takip ediyor musunuz, ne yazmışlar diye bakar mısınız?

Ben takip ediyorum ekşi sözlüğü.  Tepkileri görmek işimizin parçası.  Yerinde tespitler de oluyor, son derece acımasız bulduklarım da. Sanırım insan yüzünü göstermediği sanal bir dünyada cesurlaşıyor. Ama iyisiyle, kötüsüyle ben okuyorum. Bazıları çok komik oluyor. Almam gerekeni alıyorum, gerisinin de beni etkilemesine izin vermiyorum.

Son olarak: Behzat Ç. dizisi devam ediyor, bunun dışında bir film/tiyatro projeniz önümüzdeki süreçte var mıdır?

Evet var. Bu sezon tekrar Berkun Oya’nın “Bayrak” adlı oyununda oynuyorum. Özel bir oyun  bu benim için.  3.5 senedir oynuyoruz. Başladığı noktadan beri oyun çok değişti ama benim için hala çok özel. Oyunda benim dışımda Köksal Engür, Ayten Uncuoğlu, Okan Yalabık, Ozan Çelik ve Ulaş Tuna Astepe oynuyor. Tavsiye ederim. Oyun Krek’in yeni mekanında, her Pazartesi saat 8:30 da sahneleniyor.

***

Twitter

***

Araç çubuğuna atla