RoboCop (2014): Yeniden Çevirmek Şart mıydı?

Güzin Tekeş
Güzin Tekeş
14 Şubat 2014

Paul Verhoeven’ın 1987 yapımı RoboCop‘u, Amerika’nın sınır dışı savaşlarda kullandığı robot askerleri/polisleri yapan şirketin ülke içinde de kar elde etmek için bu robotların Amerika’da da kullanılmasını hükûmete kabul ettirme gayretleri üzerine kurgulanmış çarpıcı bir distopik bilim kurgudur. Pek çok kişinin hala aksiyon filmleri arasında en acıklı sahne kabul ettiği RoboCop’un prototipi olacak yarı insan yarı robot polisin filmin başında defalarca vurulduğu an olsun, dönemi için aşırı şiddet içeren sahneler olsun filmi kült mertebesine taşıyan sadece bir kaç detaydır. Verhoeven’ın versiyonunu asıl kültleştiren ise bir aksiyon filminin çok ötesinde sorduğu çarpıcı sorulardı.

Tüm insani duygulardan arınmış robotların karar verme mekanizmasına güvenilebilir mi? Ya da yanlış bir karar sonrası vicdan muhasebesi yapma yetisine sahip olmayan robotlara canımızı emanet edebilir miyiz? Yani elinde oyuncak tabanca tutan bir çocukla azılı bir terörist arasındaki farkı duyularıyla anlayamayacak bir metal yığınına gerçekten güvenebilir miyiz? Teknoloji çağı son sürat devam ederken bu soruların henüz yanıtlanamadı. Bilim kurgu yazınının ezelden beri sorduğu bu temel sorular hala yanıtlanamadığından olsa gerek RoboCop‘un remake’i yani yeniden çevirimi mevzuyu 1987 versiyonundan bir atım bile öteye götüremiyor. Hatta boğucu ve uzun aksiyon sahnelerinin arasına sıkışıp kalmış hikaye, önceki versiyonun başarısını egale bile edemiyor.

robocop2

Aslında iki film konu olarak birbirinin aynısı. Omnicorp adlı şirket, robotlarını iç piyasaya da satabilmek için hükûmeti ikna edemeyince yarı polis yarı insan bir prototip geliştirmeye karar verir ve bunun için bir saldırıda ağır yaralanan polis memuru Alex Murphy’i kullanır. Ancak işler umdukları gibi gitmez ve Murphy’in insani yanı robot yanına baskın gelir. Hikaye aynı olsa da ilk filmin derinliğini yeniden çevriminde bulmak ne yazık ki mümkün değil. Amerikan yönetiminin robotları uluslararası alanda gönül rahatlığıyla kullanırken, aynı şeyi kendi toprakları üzerinde yaşayan halka reva görmemesi filmde anlatılsa da yeterince eleştirilmiyor. Mesela Amerika’nın Irak ve Afganistan’da yaşadığı kayıpların filme göre yeni işgal edilmiş İran’da robotlar sayesinde tekrarlanmayışı, kendiyle dalga geçen bir özeleştiri mi yoksa Amerikan halkına sunulan bir gelecek vaadi mi anlamak mümkün değil.

Anlatımın zayıflığını bastırmak için bir bilgisayar oyunun içindeymişiz gibi kurgulanan aksiyon sahneleri türü sevenler için göz doldurucu olsa da bir yerden sonra ister istemez sıkıcı hale geliyor. Belki de yeniden çevirimde doğru yapılmış tek şey yönetmen koltuğuna Tropa de Elite (Özel Tim) filmiyle tanıdığımız Brezilya’lı yönetmen José Padilha’n oturtulması olmuş. Ancak Padisha bile filmin ahlaki tartışmasını Tropa de Elite’deki çarpıcılıkla yansıtmayı başaramamış. Diğer yandan Gary Oldman, Michael Keaton, Samuel L. Jackson gibi usta oyuncular alışıldık performanslarını sergileseler de filmi kurtarmaya yetmiyor.

Özetle söylemek gerekirse; film ne kocasını ve babasını kaybetmekle karşı karşıya kalan kadın ve çocuğun dramını seyirciye geçirebiliyor, ne de ahlaki çatışmasını tam olarak verebiliyor. 27 yıl sonranın teknolojisiyle çekilmiş olması belki filmi görsel olarak Paul Verhoeven’ın versiyonundan biraz daha iyi bir seyirlik yapıyor ama hepsi o kadar!

Yönetmen: Jose Padilha

Senaryo: Joshua Zetumer

Yapım: ABD, 2014

Oyuncular: Joel Kinnaman, Gary Oldman, Michael Keaton

Süre: 108′

***

guzintekes@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5