Passion (2012): Hikâye Bahane

Kaan Karsan
Kaan Karsan
14 Nisan 2013

Hemen söyleyelim, “Passion” modası geçmiş bir film; Brian De Palma da modası geçmiş bir yönetmen. Kendisine sırt çeviren sinema sektörü kadar kendisi de bu durumun farkında… Yapacağı filmler için kendi ülkesinden destek bulamaması ve 80’lerde yaptığı tüm o ‘tür-tanımlayıcı’ başyapıtlarına rağmen ‘para’ tarafından dışlanması da bu yüzden. Çünkü Brian De Palma’nın aldığı onca yaşa rağmen idealist bir tavrı ve inatçı bir duruşu var. Filmografisindeki birkaç kendini tazeleme girişiminin sonuç vermemesi de zaten bu yüzden. Hatta neredeyse kendisini bayatça taklit etmeye, kendi parodisini yapmaya kadar varan çabaları da bu yüzden. Bu noktadan hemen öze dönelim: Passion, 2013 yılında De Palma dışında hiçbir yönetmenin cesaret edemeyeceği türden, arı bir De Palma filmi. Bu nedenle de çok özel. Evet, sadece işin başında De Palma olduğu için çok özel.

De Palma filmografisinin tamamına yakını erotik-gerilim janrında ardı ardına dizdiği, döneminin nabzını tutan yapıtlardan oluşur. 2013 model Passion da, ustanın ‘Dressed to Kill’ine, ‘Body Double’ına, ‘Blow Out’ına yakın duran bir film. Yani, ‘yapıldı bitti’ bir türün yeni nesil temsilcisi… Bunun yanı sıra Brian De Palma’nın eski usulü güncelleme çabası da yok. Bu nedenle kendisi, o gün ne yaptıysa bugün de aynısını yapmaya kalkıyor. B-Sınıfı filmlere karşı olan hayranlığını yeni filminin dokusuna aynen katıyor ve çok sevdiği metinsel ucuzluğu cesurca muhafaza ediyor. Olmazsa olmazı olan görsel şatafatı da bu bayat kıvamın üzerine bocalayarak kişisel ‘ben halen buradayım’ deme biçimini görücüye çıkarıyor. Passion, De Palma zihniyetinden ayrı değerlendirilemeyecek bir film. De Palma’nın bu şekilde hayranları tarafından kayırılma nedenleri de aslında 80’lerin tansiyonunda yatıyor.

passion

De Palma’nın öyküyü yazarken(uyarlarken) muhtemelen delicesine aşık olduğu iki kadın karakter arasında amansız bir rekabet başlıyor Passion’da. İlk olarak kadınların özel hayatında patlak veren bu gerilim, iş hayatındaki bazı gelişmelerle alevleniyor. De Palma bu aşamada her zaman yaptığı gibi hem cinsellik hem de cinsiyetler arasındaki sınırları silikleştiriyor. Aynı zamanda filminin adı olan ‘tutku’ kavramını hem kadınlar arasındaki hem de kendisi ile sinema arasındaki fırtınalı ilişkiye enjekte ediyor. “Passion”ın en leziz tarafı da ilacın tesirini anbean hissediyor oluşumuz. De Palma “Passion”ın başından sonuna, sakinlikten sakilliğe, sessizlikten gürültüye, dürtüsüzlükten dürtüye, aydınlıktan karanlığa doğru hesaplı bir yol izliyor. Başkarakterini kaçınılmaz bir dönüşüm çarkının içerisine bırakırken olan biteni büyük bir keyifle gözlemliyor.

Passion, anlattığı hikâyenin olanca ‘kitsch’liğine rağmen ilgi çekici olduğunun farkında. De Palma da bu farkındalığı koluna takmış bir şekilde kafasının dikine gidiyor. Karakterlerini defalarca kâbuslardan uyandırıyor; kötü yazılmış diyaloglarla filmini itici(ve bundan ötürü çekici) hale getiriyor; sinemanın son yirmi beş senede aldığı yolu göz ardı ederek şiddeti bile lezzetli ve belli bir ilkelliğin tepsisinde servis ediyor. Yani, kendi nostaljisini yaratmak için elinden geleni ardına koymuyor. 80’ler başyapıtlarının girift yapısına tam olarak ulaşamıyor olsa da, De Palma hedefine çok büyük ölçüde ulaşıyor.

“Passion”ı izlerken belki de son yirmi senede izlediklerimizin hepsini, en az De Palma’nın unuttuğu kadar unutmalıyız. Çünkü Passion, eski usul hallerini samimiyetsiz bir atılımla cilalamak derdinde değil; bilakis bize güncel tarihi unutturmak istiyor. Bu sayede de hafıza kaybetme çabamızı hak ediyor. Tabii buna gerek görmeyip filmin senaryosunu tez elden çöpe atmak da mümkün. Böyle bir yaklaşımla bile “Passion”dan geriye De Palma’nın müthiş ve özlediğimiz yönetmenlik becerileri kalıyor. Sanıyoruz ki Passion, De Palma’nın 2000’lerde çektiği en iyi film. Yetmezmiş gibi ustanın efsanevi 80’ler üçlemesini (‘Dressed to Kill’, ‘Blow Out’, ‘Body Double’,) dörtlüyor.

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

 

Türkçe AdıÖldüren Tutku

YönetmenBrian De Palma

SenaryoBrian De Palma, Natalie Carter (film “Crime d’amour”) & Alain Corneau (film “Crime d’amour”) 

Yapım: Almanya, Fransa, 2012

Oyuncular: Rachel McAdams, Noomi Rapace, Karoline Herfurth, Paul Anderson

Süre100′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
2 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 5