Paperman (2012): Bu Filmi Çok Gördük!

Salihcan Sezer
Salihcan Sezer
08 Şubat 2013

Plaza hayatının boğuculuğu ve griliği üzerinden getirilen absürd sistem eleştirisi The Hudsucker Proxy’den, filmde izleyici baştan sona takip eden tüy temasıyla Forrest Gump’a; ”rutin canıma tak dedi ve bastım istifayı çıktım” tavırlı iş bırakma şekli, aşkın kıvılcımlı başlangıcı, kılık-kıyafet ve kasvetli gökdelen yaşamıyla 500 Days of Summer’dan; en çok da, uçuşan/anafor oluşturan kağıtları insanı çepeçevre sarmalayan modernizme alternatif eleştiriler getiren distopik kurgulu Brazil’e; Paperman için bu filmi daha önceden izledik türünde bir hissiyata tekabül edebilecek elde bolca veri var. Ancak bu sevgiyle yad edilebilecek, iştah kabartan referans filmlere bakıp da Paperman’i önyargıyla beğenmek yahut aynı oranda iyi olabileceğini düşünmek aslen yanılgıdan yanılgı beğenmek olur! Elbet hayalkırıklığı yaşamamak adına Disney gibi büyük yapım şirketlerinden, sinema adına sanatsal beklentileri düşük tutmak gerekmekle birlikte; bariz/basit bir zanaatla karşı karşıyayız açıkçası. Çok bildik temaları ve baygın klişeleri; elbet janjanlı bir ambalajla güzelce sunmuş Walt Disney. Yine de yenilikçi/gerçekçi siyah-beyaz özel bir çekim tekniği kullanılan ve çocuksu detaylar üzerinden gelişen bu zorlama aşk hikayesinin; (en azından sinemasal anlamda) izleyicide sempati yaratma konusunda çok da başarılı olduğu söylenemez. Bu yılki Oscar Ödül Töreni’ne en iyi kısa animasyon dalında aday olan Paperman’in içinde hevesle özellik arayanlar; (mesele, sanat ve samimiyet de aramıyorlarsa) keyif ve sevimlilik bulabilirler.

Salihcan Sezer

salihcanzer@gmail.com

Araç çubuğuna atla