‘Öteki’ Müzikaller 2: The Rocky Horror Picture Show (1975)

Sinemanın müzikle, şarkılarla harmanlandığı ve seyirciye çoğunlukla renkli, şık hayaller sunan müzikal filmlere farklı bir pencereden bakacağız bu dosyada. Beyazperdenin tüm büyülü ve görkemli düşlerini bir kenara bırakın çünkü bu müzikaller  ‘Öteki’ Müzikaller!

 

 

‘Öteki Müzikaller’in ikinci konuğu, müzikal tarihinin belkide en şamatalı ve de en edepsiz(?) kült filmi: O 37 yıllık yaşayan bir efsane: ‘The Rocky Horror Picture Show’!

Sinema tarihi, zamanın çok ötesinde de ‘canlı’ kalmayı başarabilmiş kült filmlere sahip. Müzikaller sınıfı ise bu tanımlamanın hakkını veren sinemasal zenginliklere sahip bir film türü. Kurguladıkları gerçeküstü dünyaları, müzikleri,dansları,kostümleri hepsi müzikalleri diğer türlerden farklı kanıksamamızı sağlayan öğeler. Kült olabilmiş bir müzikal filmin, en güçlü varoluşsal kaynağı ise hiç şüphesiz seyircisiyle kurduğu o tanımlanamaz bağ. Aslında gerçekte olmayacağını gayet iyi bildiğimiz! ama yine de gerçekliğin katı evreni içinde, ısrarla yaşamasına izin verdiğimiz hayal dünyaları bahşederler ve müdavimler bu dünyayı keşfettiğinde seyir anının dışına taşan uzun ömürlü bir ilişki başlar. Karakterler,danslar,şarkılar,kıyafetler birer fenomene dönüşür artık.İşte bu saydığımız kriterleri göz önüne aldığımızda, tüm bu nitelikleri içinde barındıran ve de kült olma potansiyelinin hakkını fazlasıyla vermiş bir  müzikal filmi mercek altına alacağız. Tam otuz yedi yaşında olan ve tabiri caizse hala nefes alan bir efsane kendisi: ‘The Rocky Horror Picture Show’.

1975 yazında film gösterime girdiğinde, yönetmen Jim Sharman ya da ekip, ne çaplı bir işe imza attıklarını kestirebiliyorlarmıydı bilinmez,ama RHPS sinema salonlarında en uzun süre gösterilen filmlerden biri olduğu gibi kendinden sonraki pek çok anlatıya da ilham veren bir kült klasik.Hatta hem biçim hem içerik olarak popüler kültürü şekillendiren ve kitlelerin yaşam tarzını yönlendiren/tanımlayan bir ikona dönüştü.(Ki bu saydığımız etkiler günümüzde hala geçerliliğini sürdürmekteler.) Bir gece yarısı filmi olarak ün kazanan film aynı zamanda da 20th Century Fox’un ilk gece yarısı filmi olma özelliğini taşıyor.Filmin uzun yıllara yayılan bu süreçde stüdyoya getirdiği maddi kazanç bir yana,seyircisiyle kurduğu ‘canlı bağ’ da filmin kültürel bir nesne olarak hala etkisini korumasını sağlıyor.

Bu noktada,filmin izleyicisiyle arasındaki bu ‘normal üstü’ ilişkiden bahsetmek doğru olacaktır.Klasikler arasına girmiş pek çok film,gerek karakterleri,gerek diyalogları gibi pek çok farklı açıdan seyirci için unutulmazlar arasına girer,baştacı edilir.Bu durum müzikallerde de aynıdır elbette,hatta müzikaller dans,müzik ve şarkı olarak ekstra ilgi odaklayan materyallere sahiptir.RHPS’un bu anlamdaki en kayda değer farkı ise,seyircisiyle (hastası da denebilir belki) girdiği birebir interaktif  varoluş şeklidir.En basit tabirle ‘sınır tanımayan bir müzikal’ diyebileceğimiz bu film,yıllardır başta Amerika olmak üzere Dünya’nın pek çok yerinde interaktif gösterimlerle seyirciyle buluşur.Müdavimlerinin, karakterlerin kostümlerine bürünüp sinema salonlarına doluştuğu,filmde görülen yiyecek ve içecekleri döke saça repliklere eşlik ettiği ve perdeyle eş zamanlı dans kareograflarına katıldığı özel gösterimler düzenlenir.Adeta dini bir ayin gibi geçer bu özel gösterimler.Şöyle de söyleyebiliriz; seyirci filmin bir nevi içine giriyor bu törensel gösterimlerde ve orada olmak istediği yerde konumlandırıyor kendisini.Realite aradan çekiliyor ve perdede izlenilen görüntüye birebir eşlik edilerek somut bir ilişki ortaya çıkyor.Sinema araştırmalarının da sıkça konu edindiği,seyirci-film ilişkisi açısından incelenmeye ve çözümlenmeye açık bir ilişki söz konusu.

Cinsiyet sınırlarını yerle bir eden film,yapıldığı dönem itibariyle de,70’lerin özgürlükçü havasını taşıyor bir bakıma.Çünkü hem politik tavır hem de cinsel tercihlere getirdiği söylemler açısından tabuları tanımadığı gibi, muhafazakarlığı da sonuna kadar reddediyor.Yönetmen J.Sharman’ın bir röportajında da söylediği gibi; ‘RHPS muhafazakar kesimden alınan bir intikam gibi!’

Film hem konusu hem de kullandığı biçimsel öğeler bağlamında pek çok göndermeyle dolu olduğu için birçok farklı okumayı da beraberinde getiriyor. Bu da bilinçli sinema izleyicisi için, seyir zevki yüksek,sinemasal atıflarla dolu bir film deneyimi vadediyor.Ama şunu peşin söylemekde fayda var: dikkat! karşınızda ya çok seveceğiniz ya da nefret edeceğiniz bir film var(?) (Sinema tarihinin en unutulmaz jeneriklerinden birinin sizi karşılayacağını da belirtelim)

Tür sinemasının birçok kodlamasını harmanlayan J.Sharman, bu filmle farklı bir başarıya imza atıyor: öyle ki hem sinemanın pek çok türünü tiye alıyor hem de ortaya bağımsız bambaşka bir tür çıkarıyor. Bilimkurgudan,vampir filmlerine,korku sinemasından uzaylı istilası filmlerine kadar pek çok türü ve o türün belirgin kodlarını çiftleştiriyor. Bir müzikal filmden beklenen müzik,dans,eğlence ve komedi gibi alışılmış beklentileri karşılamakla kalmıyor, şamatası ve cümbüşü tavan yapan bir hikaye sunuyor. Zaten bu kadar çok tema ve figür biraraya gelince bu da kaçınılmaz bir sonuç oluyor.

Yeni nişanlanmış mutasıp çiftimiz Brad ve Janet, yağmurlu bir gecede ıssız bir yolda arabaları bozulunca,yakındaki bir şatoya sığınıyorlar. Perili köşkleri andıran bu şatonun sahibi ise –hazır olun- travesti bir bilimadamı olan Dr.Frank-n-furter! Dr. tamda o gece Rocky Horror adında bir aşk kölesi yaratma projesini gerçekleştirecektir. İdeal mutlu çiftimiz başlarına geleceklerden habersiz şatoya adım atarlar ve tuhaf olaylar silsilesi başlayıverir. Uzun süren gece ne evsahipleri ne de misafirler için hiç de kolay geçmeyecektir.

Klasik Amerikan orta sınıfını temsil eden Brad ve Janet (Susan Sarandon),kendilerine göre son derece ‘anormal’ olan bir şato dolusu garip tiple karşı karşıya kalır  ama bu gece, onların bastırdığı ve gizlediği duygularıyla yüzleşecekleri bir deneyim olacaktır. ‘İdeal’ ve ‘normal’ olanın çöküşüdür bu aslında.

Filmin belki de en kült karakteri olan Dr.Frank-n-furter, filmin herşeyine sinmiş melezliğinin en net göstergesidir: Transeksüel Transilvanya gezegeninden gelmiş travesti bir bilimadamı! Görüntüsü itibariyle Dracula’yı andıran,hayat verdiği yaratığına arzuyla bağlı,travesti bir Dr.Frankstein kırması: işte size sıradışı bir melezlik örneği! Sadık hizmetkarlarıyla dünyaya gelmiş olan Dr., esrarengiz şatosunda, gezegeninden gelen misafirlerine bu sıradışı projesini sunacağı gece, heteroseksüel çiftimiz planlarını alt üst ederken, O da onların planlarını bozar aslında. Tim Curry’nin inanılmaz bir rol yeteniğiyle hayat verdiği Dr.Frank-n-furter karşı konması imkansız bir cazibeye sahiptir ve namuslarından asla sual olunmaz(?) çiftimiz Brad ile Janet, bu çılgın hatta ‘anormal’ gördükleri travesti bilimadamı sayesinde içlerindeki kadını/erkeği/eşcinseli keşfederler.

Müzikalin ‘öteki’lerle kurduğu bağ bu noktada başlıyor bizim için.Brad ve Janet dışında tüm karakterler genel tabular dahilinde, perdede hatta bir müzikalde görmeyi düşüneceğiniz son kişiler.Doktorun sıradışı kimliği bir yana,kambur bir uşak,cadıyı andıran bir hizmetçi kız, rock’n roll yıldızı olmayı arzulayan asosyal bir genç adam ve bir başka gezegenden gelen yaşlı,cüce,zenci,sakat, şişman misafirler..ve hepsi dans edip şarkı söylemekteler(!) Heteroseksüel, beyaz,mutasıp ve hiçbir aşırılıkları olmayan Brad ve Janet de şatoyu ilk andan itibaren bir tehlike unsuru olarak görmekteler ancak ‘normal’ ve ‘ideal’ olan kimliklerinin altında yatanlar o ‘anormal’ ve ‘sakıncalı’ gördükleri ortamda su yüzüne çıkar.

Müzikalin sahne oyununun yazarı olan ve filmde sadık uşak Riff Raff rolünde izlediğimiz Richard O’Brien aynı zamanda senaryo ve şarkı sözlerinin de yazarı.R.O’Brien ile birlikte bu fantastik müzikal filmin yaratıcısı olan J.Sharman,toplum tarafından ötekileştirilenleri özgür bırakıyor ve izleyiciye önyargılarını gözden geçirmesini söylüyor. Bunu yaparkende müzikal formlarını hem biçim ve içerik hem de estetik olarak yapı sökümüne uğratıyor.

Filmde kostüm,makyaj,mekan,oyunculuklar hatta kareograflar dahi kitsch (bayağılık estetiği) esintileri taşıyor.Bu bilinçli kitsch kullanımı filmin kendine özgü bir evren yaratmasını sağladığı gibi melez yapısını da ön plana çıkarıyor. Filmdeki her sahne ve performansda hissedilen bu camp (bilinçli bir abartı ve basitlik) öğeler filmin kendi içinde kültleşen öğeleri aynı zamanda. Eşcinsellik temasıyla sıkça bir arada kullanılan camp estetik ve çığırtkan tasvirler RHPS’un renkli ve fantastik dünyasının en güçlü belirleyicisi.(Filmin sevilme nedenlerinden biri bile diyebiliriz!)

Dr.Frank-n-furter’ın yarattığı aşk kölesi Rocky,Frankstein’ın yaratımının aksine güzel ve çekicidir filmde; altın oranlı bir ideal erkek formu ve tam bir arzu nesnesi.Dr.Frank-n-furter’in ‘seks oyuncağı’ olan Rocky kızılca kıyametin kopmasına da sebep olur aslında.Sapkınca arzulanan yaratık sadakatini yitirince işler herkes için sarpa sarar.

Dr.Frank-n-furter’in ana karakter ve Tim Curry’nin de tartışmasız asıl yıldız olduğu film katıksız bir cümbüş ve eğlenceye çağırır izleyiciyi.Bu çoşku öylesine davetkar ve çekicidir ki,anlatıcı olarak gördüğümüz kriminolog bile bir bakmışsınız dans eder şarkı söyler.RHPS’un evrensel başarısının sırlarından biridir bu aslında: sonsuz,saf,akıl çelen bir arzu ve çosku..

Her biri ayrı üne sahip şarkıları ve dansları içinde efsaneye dönüşen ‘time warp’ ise filmin fanatik seyircileri için birer ayin gibidir.Eğer filmi izleyip seven taraftan olursanız kendinizi ‘time warp’ dansı yaparken bulmanız an meselesi!

Bütün bir film boyunca siyah jartiyerleri içinde arzı endam eden Tim Curry,sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden birini yansıtır beyazperdeye.Üstün oyunculuk kabiliyetine rağmen,bu filmden sonra orta ayar rollerden daha ileri gidemeyen Curry’in  sinema izleyicisinin gönlündeki yeri, sırf bu ‘Transilvanya’dan gelen tatlı travesti’ rolündeki unutulmaz performansından ötürü bile ayrıdır.

Filmin düşmeyen temposu ve şamatası finalle birlikte biraz dizginlenir.Havuzdaki unutulmaz sahnede Dr şarkısında ‘Hayal etmeyin,olun!’ der. Bu kendini keşfedebilmiş ve istediklerini gerçekleştirmiş bir hayalperestin söyleyebileceği sözlerdir..

The Rocky Horror Picture Show üzerine çokça şey söylemeyi mümkün kılan bir kült film.Seyretme eylemini farklı bir ritüele dönüştürmüş,zamanının çok ötesinde ve de farklı bir müzikal deneyimi yaşatan bu film,sinemanın en aykırı işlerinden biri olarak yerini korumakta.Yakın zamanda 40’ına merdiven dayayacak olan bu unutulmaz filmi izlemediyseniz toplu bir arkadaş grubuyla izlemeniz önemle rica olunur.Ya hiç hoşlanmayacaksınız ya da belli aralıklarla tekrar izleme isteği duyup bu aykırı dünyaya yeniden girmek isteyeceksiniz!

(Ve sürünüyor gezegenin yüzeyinde bazı böcekler insaoğlu denen; zamanda kaybolmuş,mekanda kaybolmuş ve anlamda..)

-Kısaltmalar: RHPS: The Rocky Horror Picture Show

 

Filmin Notu: 9/10

 

Bu yazı Göknur Topçu tarafından kaleme alınmıştır.

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5