Nothing Personal (2009): Özel Hayatlar

Gizem Bayıksel
Gizem Bayıksel
16 Ocak 2012

“Martin, have you taken medicine today?”

Yaşadığı hayatı boş bir odada, talan edilen eşyalar ve geçmişe dair ufak ayrıntılar ile geride bırakan bir kadının, o odada bıraktığı her şeyden kaçış öyküsüyle başlayan Nothing Personal, simgesel anlatımın sıklıkla kullanıldığı bir film olmasının yanı sıra, hikayeyi başlıklara bölerek anlatımı ve seyircisine ipucu olarak sunduğu görselliği ile de oldukça başarılı bir ilk film. Yönetmen Urszula Antoniak’ın, bir kaçış mahkumiyetindense kaçıp kendini bulmanın filmini yapmayı amaçladığını söylediği bu filmde, olgunluk dönemini yaşamak için kendini kırsal bir alanda yalnızlığa bırakmış bir adamla, isyankar, gezgin genç bir kadının yalnızlığı arasındaki ilişki anlatılıyor.

Bir tarafta inzivasını gitmek’le bulan bir kadın, öbür tarafta ise öylece durup günleri birbirine bağlayarak inzivasını gerçekleştiren bir adam. Özgürlüğü yalnızlıklarında bulan bu iki insanın, kişisel olan her şeyden arınmış bir arada yaşama çabası başlangıçta oldukça ütopik dursa da, filmin anlatımındaki naiflik sizi bu birlikteliğe inanmakla bırakmayıp ortak da ediyor. Ve o ortaklık kimi zaman verilenlerle yetinmeyip daha fazlasını bilme sabırsızlığında kendini gösterirken, kimi zaman da İrlanda’nın sakinliğinde bulunan huzurda kendini gösteriyor.

Loneliness, The End Of A Relationship, Marriage, The Beginning Of A Relationship ve Alone başlıklarıyla, kendini tanımaya odaklı seçilmiş bir yalnızlıktan çok, bir ilişkiyi tanıma evresine başka bir boyut katan film, birbiri hakkında hiçbir şey bilmeyen tamamen yabancı iki insanın da birbirini tanıdıktan sonra sevip kabul edebileceğinin gerçekleşebilme ihtimaline ışık tutuyor.

Sessiz sakin bir anlatımla, hikayenin altını çizmeden, kişileri, ilişkileri, geçmişi ve şimdiyi anlamlandırmayı seyircisine bırakan, bunu yaparken de yalınlığından ödün vermeyen bir film Nothing Personal. Bir kaçış hikayesinden çok, tanıma, bulma ve ‘hayatın her anında olduğu gibi’ dercesine bir kaybetme öyküsü. Üstelik, kaybetme anını bir başlangıç olarak görmesiyle de fazlasıyla gerçekçi ve umut verici. Hayatın her anında karşılaşılabilecek o insanların gerçekliğine inananlar için de, uzun süre akıldan çıkamayacak kadar da etkileyici bir yapım.

***

Gizem Bayıksel

gizembayiksel@gmail.com

twitter

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5