Nocturama (2016): Alegori Değil Labirent

Bertrand Bonello, Nocturama’yı Paris’te aynı yıl şehri kana bulayan iki büyük terör saldırısının (2015, Ocak ve Kasım saldırıları) arasına denk gelen bir süreçte çekti. Filmin post-prodüksiyonunu tamamlayıp 2016 programı için Cannes’a yolladığında ise festivalin olumsuz cevabı gecikmedi. Zira Fransa’nın ve Avrupa’nın ‘terör’ hususunda aşırı ‘hassas’ olduğu o günlerde direkt olarak mezkur hassasiyet üzerine (hem de alabildiğine soğuk ve mesafeli bir tavır takınan) bir filmi göstermek güneşle, kumla, smokinle özdeşleşen Cannes açısından pek de akıl karı olmayacaktı. Nihayetinde Nocturama, festival yolculuğuna Sonbahar sezonunda Toronto ve San Sebastian ile başlayabildi. Devam eden süreçte de hep biraz ötelenen, hakkında konuşulmak istenmeyen, meselesi nedeniyle göz ardı edilen o ‘sakıncalı’ filmlerden biri oldu. Böyle politik açıdan mayınlı bir devirde kim Paris’i ateşe veren bir grup ‘terörist’ hakkında yapılmış soğukkanlı bir filmi isteyip tartışmak isterdi ki?

Zamanlaması yanıltmasın, Nocturama, ‘güncel’ terör konseptiyle hemhal olan bir film değil (en azından kağıt üzerinde değil). Yani, odakta Radikal İslam, IŞİD, göçmen fobisi, Avrupalılığa saldırı filan yok. Tektipleştirilmiş, bir boşluğa güvenli biçimde oturtulmuş bir terör mefhumu da yok bu filmde. Aksine, Bonello, filminde terörün üreticisi haline gelen ve Paris’i kaosa sürükleyen kişileri gençlerden ve alabildiğine çeşitlilik ihtiva edecek şekilde seçiyor. Kadın, erkek, siyah, beyaz, zengin, yoksul, göçmen, arı… Suçlu gibi görünmüyorlar, bu işte bir yanlışlık var (!), bu gençler bir üniversite broşüründen fırlamış gibiler. Üstüne üstlük politikayla ilişkileri de ne kadar derinlikli, tamamen meçhul. Evet, halen bir ütopyanın hayalini kurabilecek yaşta, güçte ve heyecandalar; ancak onları böylesi bir şiddet eylemine yönlendirebilecek ideolojik adanmışlıktan da gördüğümüz kadarıyla uzaktalar. Ya da bunlar sadece bazı sayıklamalar… Pek de emin olmamalıyız sanki. Bunların tam aksini iddia etmek de mümkün. Şimdilik şunu kabul etsek yeter: Bu filmde bütün ilkel beklentiler Bonello tarafından hızlıca kovalanıyor ve bu gençlerin üzerine politik ya da apolitik bir hiçbir motivasyon yıkılmıyor. Her saniye ağırlığını daha çok hissettiren bir belirsizlik duygusu dışında hiçbir etiket bahşedilmiyor repertuvarımıza. Kafamızdaki soru işaretlerini matematik sorusu çözer gibi cevaplayamıyoruz bu sefer. Bu kez başımızda bekleyen bir öğretmen yok, bu bir alegori değil, olsa olsa çıkışsız bir labirent…

Bonello, filmi yapısal olarak kalın bir çizgiyle ikiye bölüyor ve bu iki bölümde de zaman mefhumuyla farklı şekillerde uğraşıyor. İlk bölüme (yani gençlerin yaptıkları terör planını uyguladıkları bölüm) bir orkestrasyon, bir tasarım, bir armoni hissi hakim. Saatin tıkırtısı kulaklarda, işlemin matematiğine olan güven had safhada… Derken büyük bir ciddiyetle yapılmış şiddet planının sonucu olarak, meşhur Jeanne d’Arc heykeli, bir hükümet binası, bir de ofis ateşe veriliyor. Bonello bu aşamada teröristlerin oluşturduğu tahribata dair net bilgiler vermek yerine bazı imajları kazıyor zihinlere. Daha sonra gençler, şehrin ortasındaki bir alışveriş merkezinde, kendilerini dış dünyadan soyutlayarak saklanmaya başlıyorlar. Bu noktada ‘zaman’ duruyor, saatin tıkırtısı belirsizleşiyor, o ana kadar izlediğimiz film bitiyor. Birkaç dakika önce birer militan, her hareketi hesaplanmış soğukkanlı birer radikal olarak gördüğümüz bu gençler ansızın alışveriş merkezinin içerisindeki mankenlere dönüşmeye, etraflarındaki ürünlere ait olmaya başlıyorlar. Son teknoloji hoparlörlerden müzik dinliyor, binlerce avroluk televizyonlardan yaptıklarını neredeyse ilgisizce izliyor, şehrin en pahalı ve en rahat yataklarında keyif yapıyor ve kimsenin izlemediği bir tür ‘reality show’un içerisinde daha önce belki farkında bile olmadıkları bir şeyin parçası olmaya başlıyorlar. Bir bakıma Van Sant’ın Elephant’ı ve Romero’nun Dawn of the Dead’ine dönüşüyor Nocturama’nın ikinci yarısında.

Duran ve hareket eden zamanın iç içe geçeceği kan dondurucu üçüncü bölüm ise izleyicinin o ana kadar içinde boğulduğu belirsizlik hissini iyice katlayacak şekilde kurgulanmış durumda Nocturama’da. Bu bölümde Bonello, gösterdikleriyle, göstermedikleriyle, seçtiği ve seçmediği bakış açısıyla devletin terörü bu AVM’den kazırken şiddetli bir ‘tatmin’ duygusuna kapıldığını, kendini devlet gibi hissedebilmek için bu teröre neredeyse ihtiyaç duyduğunu ve hatta gücünü gösterirken tarifi zor ve bir hayli ‘erkeksi’ bir zevke teslim olduğunu ima edecek kulak kesilirseniz. Saat yine bir nesne olarak tıkır tıkır işliyor, yine bir tasarı, yine bir orkestrasyon, ancak bu kez özne farklı. Buradan hareketle bütün filmi bir tür ‘birkaç kendini bilmez zamane genci’ ve ‘insan yiyen vahşi kapitalizm’ retoriğine bağlayıp vicdanları nispeten ferah, aklı berrak tutmak da mümkün, Bonello’nun muhtelif çılgınlıklarla yoğrulmuş ‘21. Yüzyıl labirenti’ndeki kayboluşunuza boyun eğip bu filmin ‘burada’ bitmediğini kabullenmek de… Kesin olan tek şey, gözlerinizin gördüğüne zihninizin –olumlu ya da olumsuz anlamda- kayıtsız kalamayacağı.

Nocturama, 21. Yüzyılda, Batı, terörü tam olarak inceleyip, sınıflandırıp, siyaset bilimleri kitaplarında satır satır tanımlama arzusundayken cesur ve cüretkar bir tavırla bir tür nihilizmi, terör gibi meselelerde kimsenin elini dahi süremeyeceği türden bir belirsizciliğini beraberinde getiren bir film. Bakış açınıza göre, ya donduruyor izleyeni ya da yakıyor, ortasını bulup da güvenli sularda konuşlandıramıyor kimseleri. Kimileri filmin terörü ‘cool’ gösterdiğini iddia ederek –ister istemez- tehlikeli bir imaj çalışması yaptığını iddia ediyor olsa da, biz, fragmanında ve PR çalışmasında gördüğünüzün aksine (hatta bütün bunların büyük oranda izleyici için kurulmuş birer tuzak olduğunu da düşünebiliriz belki) hayatınızda gördüğünüz en çirkin, en az ‘cool’, hatta en aksak, en ‘detone’ filmlerden birini izleyeceğinizi söyleyebiliriz sanıyoruz ki. Negatif çağrışımlarla yüklü olan bu sıfatlar sizi yanıltmasın, Nocturama, olmak istediği şey oluyor, Paris yanarken -bu sizin için rahatsız edici olsa da- soğukkanlılığını dirayetle koruyor.

Kaan Karsan
twitter

***

Türkçe Adı: Nocturama: Paris Yanıyor

Yönetmen: Bertrand Bonello

Senaryo: Bertrand Bonello

Yapım: Fransa, Almanya, Belçika, 2016

Oyuncular: Finnegan Oldfield, Vincent Rottiers, Hamza Meziani

Süre: 130′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 5