Neon Demon (2016): Zevk ile Sığlığın Ahengi

Kaan Karsan
Kaan Karsan
06 Ağustos 2016

Hiç şüphe yok ki birileri yönetmenlerin katılacağı bir ego yarışı yapmaya kalkışsa, Nicolas Winding Refn favorilerden biri olurdu. Bu tespiti yapmak için bütün filmografisini ezbere bilmeye, filmlerinin kamera arkasını izlemeye ya da eşi tarafından hakkında yapılmış belgeseli (My Life Directed By Nicolas Winding Refn) izlemeye dahi gerek yok. Son filmi Neon Demon’ın açılış jeneriğine mahmur gözlerle bakmak kafi. Zira bu aşamada filmin adının Nicolas Winding Refn olduğunu zannetmeniz işten bile değil. Yönetmenin filmden evvel akıllara kazımak istediği şey kendi imzası, fragmandan itibaren izzetli bir şekilde pompalanan ‘italik’ NWR imajı. Neon Demon, sırf bu tarafıyla bile bir sinema eleştirmeninin kılıç kalkan kuşanıp izlemesi gereken bir film belki de.

Bu aşırı özgüvenin her zaman iyi sonuçlar vermediğini tahmin etmek için de alim olmaya hacet yok. Only God Forgives’de Ryan Gosling’in hiçbir yere sığmayan biçareliğini boşuna tecrübe etmedik herhalde. Sadece karakterleri değil, direkt olarak senaryonun kendisini metalaştıran bu film, en iyi ihtimalle ‘bize bir şey anlatmaya çalışıyor’du. Aynı donukluk Neon Demon’da da mevcut; ancak büyük bir farkla. Fena halde şok edici ama Nicolas Winding Refn, yeni filminde ‘akıllı’ geçinmiyor, hatta bir adım daha öteye giderek, kendisinin bu yeni versiyonuyla eğleniyor ve bu şekilde ego merkezliliğini izleyen için keyifli hale getiriyor.

neon_demon_1

NWR, yılın belki de en tek boyutlu, en düz, en sığ ve bunun en farkında hikayelerinden biriyle çıkıyor karşımıza. Çoğu zaman neredeyse duyulur şekilde ‘Aman kim uğraşacak şimdi metaforla’ diye söylenip olabilecek en bodoslama şekillerde ifade ediyor kendini. Oteldeki ‘davetsiz misafir’ sahnesi ya da -‘sürprizbozansız’ işaret etmek gerekirse- finale doğru havuzda başlayıp havuzda biten sekans bunun en net örnekleri. Zaten filmin poster çalışmalarından birinde neredeyse Nicolas Winding Refn isminden daha büyük puntolarla yazılmış bir cümle, her şeyden öte filmin derinlik yoksunluğunu güle eğlene afişe ediyor: “Güzellik her şey değildir, tek şeydir”. Bu cümlenin film içerisinde dile geldiği an ve bu anın bağlandığı noktayı özetleyebilecek tek şey farkındalıklı bir ‘yüzeysellik’. Neon Demon yüzeysellikle uzlaşmak, yüzeysellik sayesinde eğlenmek üzerine bir film.

Peki -dürüstçe ifade etmek gerekirse-, filmin şefkatle kucakladığı bir “aptallık” neden katlanılır ve özel? Bir alt katmanına bir türlü geçemediğimiz bir filmle, sığlığından yüzemediğimiz bir denizle neden ilgili olmalıyız? Bu soruların cevabı elbette ki öznel olmaya, kişisel beklentiler karşılığında karşılık bulmaya mahkum ve bu bakış açısının devreye girdiği nokta. Bir an için Refn’in şu hikayeyi ciddiyetle çektiğini farz edelim: Henüz reşit bile olmayan genç ve güzel bir kız küçük bir kasabadan Los Angeles’a gelir ve hızlıca fark edilir. Kurtlar sofrasında yükselmek için evrim vergisi sermayesi sadece yolculuğun başında yeterli gelecektir. Büyük acılar çeker, kendini bir tehdit gibi görenlerle rekabete girmek zorunda kalır. Onu bir nesne olarak gören sektörün tek amacı optimum faydayı gütmektir. Bu filmin iyisini ve kötüsünü defalarca izledik. Bu sebeple Refn, bu hikayeyi üzerinden ‘kapitalizm 101’ okumaları yapmaya mahal vermeyecek, yapanı da filmden daha sığ bir düzeye düşürecek bir bakışla anlatıyor. Filmin açısı, mesele ettiği sektörün ikliminden ziyade vaat ettiği tecrübeye endeksli. Ya sevin ya terk edin, bu kez mesele anlam değil metot. Filmden keyif alabilmek için teslim olmak, içinde kaybolmak ve tanık olunan hiçbir şeyi ciddiye almamak şart.

neon_demon

Refn’in Cannes’da dakikalarca yuhalanan yeni filminde aptallık, bir ‘göz’ün müthiş görsel zevkleriyle ahenk içerisinde. Bu iki kavram birbirine bu kadar yakışır şekilde nadiren (Akla ilk gelen diğer örneklerden biri elbette ki Paul Verhoeven’ın zamanında eleştirmenler tarafından yerin dibine sokulan ve daha pek çok açıdan Neon Demon’a benzeyen kült Showgirls’ü) bulunur. Açılış sekansına bütün duyularla sarılmak ya da aynalarla sonsuzluğa uğurlanan açı-karşı açılarına diyaloglarından daha fazla odaklanmak gerekiyor. Becerikli ya da derinlikli değil ama özellikli ve ‘güzel’, tıpkı filmde rol alması bir tesadüf olmayan Keanu Reeves’in oyunculuğu gibi.

Sadece soruyorum sinemayı en çok da görsel bir sanat olarak seviyorsak, Neon Demon’a kayıtsız kalmamak ayıplanmaya namzet bir eylem mi olur?

Kaan Karsan
twitter

***

Türkçe Adı: Neon Şeytan

Yönetmen: Nicolas Winding Refn

Senaryo: Nicolas Winding Refn, Mary Laws, Polly Stenham

Yapım: Fransa, Danimarka, ABD, 2016

Oyuncular:  Elle Fanning, Christina Hendricks, Keanu Reeves, Bella Heathcote, Karl Glusman, Jena Malone 

Süre: 118′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 5
Araç çubuğuna atla