Nebraska (2013): Tekdüzeliğin Mizahı

Alexander Payne, 1996 yapımı Citizen Ruth’dan bu yana Amerikan bağımsız sinemasının önde gelen isimlerinden biri olmayı başardı. Gerek eleştirel kitleden aldığı olumlu tepkilerle, gerekse ABD gişelerinde elde ettiği ve bir bağımsız için küçümsenmeyecek derecede başarılı rakamlarla edindiği bu statüsünü, Sideways, About Schmidt ve The Descendants gibi yapımlarla aldığı Oscar adaylıklarıyla korudu. Benim Payne sinemasıyla aram (aslında zamanında tadına doyamadığım Sideways de dahil olmak üzere) hep çekimser bir çizgide ilerlemiştir. Duygusal ve sosyolojik bazda, komplike karakter ilişkilerinden yola çıkarak anlattığı ve “acaba bu karakterlerle az buçuk dalga mı geçiyor, yoksa onları oldukları gibi mi yansıtıyor?” çelişkisinin yerleşik olduğu ironik öyküler aslında tam bana hitap edecek materyal sunadursun, Payne nedense samimiyeti konusunda kendimi hiç bir zaman ikna edememiş olduğum bir yazar/yönetmen, uzun lafın kısası. Son filmi -ve bu senenin Oscar adaylığı umutlularından- Nebraska, sanırım bu mesafeli duruşumu yeniden gözden geçirmem gerektiğini hatırlatan ve kendimi içerisinde yüzde yüz serbest bırakarak emin ellerde hissettiğim ilk Payne filmi. Tam olarak ne anlattığını bilen bir yazar/yönetmen takımının elinden çıktığını her şekilde hissettiren, dürüst ve duru bir film Nebraska.

nebraska 1

Filmin öyküsü, kağıt üzerinde ancak kısa bir filmlik malzeme çıkarabilecek nitelikte görünse de mekana ve karakterlere yaklaşımındaki sabırlı ritmiyle, aynı zamanda Payne/Nelson ikilisinin detaycı ve incelikli gözlüğüyle, iki saati hiç sıkmadan, rahatlıkla dolduruyor. İlerlemiş olan yaşının ve bunun yanısıra hayat boyu alkol düşkünlüğünün sıkıntılarını çekmeye başlamış olan Woody Grant (harikulade bir Bruce Dern), postayla kendisine gelen ve sadece bir pazarlama ürünü olan ustaca yazılmış bir çekiliş mektubuyla, bir milyon dolar kazandığına inanır ve ödülünü tahsil etmek için yaşadığı eyalet olan Montana’dan, Nebraska eyaletinin Lincoln şehrine yürüyerek gitmeye karar verir. Kız arkadaşından yeni ayrılmış olan oğlu David (Will Forte); sürekli söylenen, güçlü ve çilekeş annesi Kate’in (bütün filmi kendine mal etmeyi başaran bir performansla June Squibb) abartılı itirazlarına rağmen, bunu babasıyla yeniden iletişim kurabilme fırsatı olarak görür ve Woody’yi kendisi götürmeye karar verir (ki Nebraska’nın önemli bir kısmı bu şekilde bir yol filmi aslında). İkili Lincoln’a varmadan Woody’nin kardeşinin ailesiyle oturduğu kasabaya uğramaya karar verir ve David’in kardeşi Ross’in (“Breaking Bad” hayranlarının hemen tanıyacağı Bob Odenkırk) ve anneleri Kate’in de aralarına katılmasıyla bütün aile yeniden bir araya gelir. Woody’in milyon dolarlık ödül haberinin kısa sürede yayılmasıyla Grant ailesi kasabanın kahramanları haline gelir; aynı zamanda bu vesileyle eski defterler, borçlar ve hesaplaşmalar da açılır.

İşlerin kilit noktasına gelmesiyle her Payne filminden bekleyeceğimiz, ancak genel anlamda alışılagelmedik, adeta sakar bir mizahın da dozu artmaya başlar. Bu daha önce dediğim “karakterlerle dalga mı geçiyor, yoksa onları oldukları gibi mi anlatıyor” kavramıyla el ele yürüyen bir mizah tarzı aslında. Payne beklenmedik diyaloglarda ve kişiliklerde mizah bulabilme konusunda usta gerçekten. Dolayısıyla aile fertlerinin kendi aralarında boş konuştukları sahnelerden tutun, paylaştıkları küçük sessiz anlarına kadar, her beklenmedik öğesiyle kahkahalarla güldürebiliyor sizi Nebraska. O kadar ki son derece depresif görünümlü bir orta Amerika tablosunda bile gülünecek malzeme bulabilmesiyle akla Coen Kardeşler’in Fargo’sunu getiriyor. Elbette ki Nebraska öykü olarak Fargo kadar karanlık değil; ancak bu küçük insanların başta komik gibi görünen dünyalarına bakıp, madalyonun diğer yüzünü düşünmemek ve az da olsa depresif bir hissiyata kapılmamak mümkün değil.

 nebraska 2

Bu noktada belirtmek gerekir ki Payne aslen Nebraskalı ve bu yapıtı, Citizen Ruth, Election ve About Schmidt’in ardından bu eyalette geçen dördüncü filmi. Bunun üzerinde çok fazla durmanın gereksiz olduğunu düşünenler olabilir, ancak Nebraska “bildiğini anlat” söylemini; duruluğu, içtenliği ve her şeyden öte, birinci el gözlemleriyle o kadar net ispatlayan bir film ki bu noktada ayrı bir parantez açıp buna değinmek şart. Zaten bu güne kadar vermiş oldukları çeşitli röportajlarda hem Nelson hem de Payne bu yöreyi, bu insanları iyi tanıdıklarına ve filmde geçen bir takım anektodal sahneleri bizzat görmüş ve yaşamış olduklarına defalarca değindiler. Özellikle Nelson, Collider ile yaptığı röportajında ailesinin Midwest’lı (Amerika’nın Orta-Batısı) olduğunu ve Bruce Dern’in canlandırdığı Woody karakterini kendi babasından esinlenerek yazdığını belirtmişti. Nebraska filminde aslında Alexander Payne’in yazar olarak adı geçmiyor. Ancak yine verdikleri röportajlarda belirttikleri üzere Payne senaryo gelişimi aşamasında Nelson’a çeşitli revizyonlar ve notlar vermiş, kendi dilinden sahneler eklemiş; bu doğrultuda değişiklikler yapmış.

Stüdyonun bütün itirazlarına rağmen Payne ve daha önce de birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Phedon Papamichael’ın ısrarlarıyla Nebraska önceden planlandığı üzere siyah-beyaz çekilmiş. Siyah-beyaz karelerin getirdiği fotografik nostalji, Orta Amerika’nın düzlüğüyle (ya da tekdüzeliğiyle) ve özellikle de çoğu yaşlanmakta olan kasaba ahalisinin yaşam temposuyla çelişmeyen, aksine bu unsurları ahenkle besleyen bir atmosfer yaratıyor.  Kimi zaman çoktan sona ermiş bir devire ait bir fotoğraf albümüne bakıyormuşsunuz hissini uyandırıyor Nebraska, uzun planları ve mekanı içine sindiren kadrajlarıyla. Filmin siyah-beyaz çekilmiş olması, beklenmedik bir şekilde, filmde yüksek dozda bulunan drama-mizah ikilemiyle de mükemmel bir uyum yakalıyor aslında. Öyle ki Woody’nin ve tüm ailenin bütün huysuzluklarına rağmen, öykünün masumiyeti ve görüntünün sadeliği o dünyaya çekiyor sizi ve piyangonun sahteliğini bilmenize rağmen “ya çıkarsa” dedirtiyor.

Tomris Laffly

***

Yönetmen: Alexander Payne

Senaryo: Bob Nelson

Oyuncular: Bruce Dern, Will Forte, June Squibb, Bob Odenkirk

Yapım: ABD, 2013

Süre: 115′

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5