Nebraska (2013): Seyahate Doğru

Ahmet Tuğcu
Ahmet Tuğcu
02 Mayıs 2014

Hayatın monotonluğunun içine sıkışan, Alzheimer hastası yaşlı bir adam olan Woody Grant, bir gün –internette her gün karşımıza çıkan- milyonlar kazandınız temalı bir mektup alır. Bu mektup onu yüzlerce mil uzakta, hak ettiğini düşündüğü büyük ödülü alma yolunda sefere çıkarır. Ama ortada bir sorun mevcuttur. Woody, gerek yaşı, gerekse de ehliyetinin olmaması sebebiyle bunca mesafeyi yürümek suretiyle bitirmek niyetindedir. Zaten ailesiyle, huysuzluğu ve içki sorunu nedeniyle iyi ilişkiler yürütemeyerek, bu defa sınırları epey zorlamıştır. Büyük oğlunun umursamazlığı ve karısının bitmek bilmeyen serzenişleri arasında kalan Woody, tüm aileyi uzun ve sürprizlerle dolu bir maceranın içine sürükler.

Her ne kadar ilişkisi çok başarılı olmasa da, babasının inadından vazgeçmeyeceğini anlayan küçük oğul David, şoförlük vazifesini üstlenerek, annesinin tepkisini çekmeyi göze alarak harekete geçince, Nebraska’ya doğru yolculuk başlar. Yol üstünde atlatılan badirelerden öteye, Woody doğup büyüdüğü yerde, eski dostlarının olduğu ortamda yüklü miktarda para kazandığını ağzından kaçırınca, etrafındaki insanların gözünde adeta dolar ibaresi yanıverir.  Zaten vurdumduymaz bir insan olan Woody, oğlunun işini epey zora sokacaktır.

nebraska 1

Senaryo olarak zaten seyirciyi kendisine bağlayan film, yönetmenin yalın anlatımı ve usta oyunculuklarla tadından yenmez hâle geliyor. İçinde barındırdığı mizahi unsurlarla kimi zaman komedi filmlerine taş çıkartan, bir baba oğul ilişkisinin samimiyetini göstererek de, duygusal yönü ağır basan filmde, eleştirel öğeler de gözden kaçmıyor. İnsanın paraya verdiği değerin, insani değerlere nasıl ağır basabileceğinden, menfaatler uğruna eski küçük hesapların nasıl kolayca açılabileceğine kadar bir yığın detaya parmak basan yönetmen; bunu yaparken mizah unsurunu da göz ardı etmiyor. Zaten böyle yalın anlatımlı, drama filmlerinin en güzel süsü de bu unsurlar oluyor. Çocukların babalarını mutlu etmek için yaptıkları, annenin sürekli söylenip durması ve babanın donukluğu… Her şeyiyle çok eğlenceli, bir o kadar da enteresan bir aile Grant’ler.

Aile kavramı, Hollywood sineması için sıkça tercih edilen senaryo öğesi olmadığı gibi; çoğu zaman uygulandığı filmlerde işleyiş doğru şekilde aktarılamadığından durağanlığı filmin tüm detaylarının önüne geçip boğucu atmosfer yaratabiliyor. Dolayısıyla büyük bir potansiyel taşıyan, anne-baba-çocuk ilişkisinden fazla sayıda sarsıcı film ortaya çıkmıyor. Bu gibi faktörler göz önünde tutulunca, bu dengeyi en iyi tutan yönetmenlerden Alexander Payne’in başarısı bir kez daha ortaya çıkıyor.

nebraska 2

Sadeliğiyle öne çıkan filmde yönetmen, bu büyüyü bozmamak için siyah-beyazı tercih ediyor. Zaten durağan olan film, dramdan hoşlanmayanlar için monoton olarak kabul edilebilse de; türünden hoşlananlar için göz açıp kapayınca bitecek bir görsel şölene dönüşüyor.

Nebraska, sempatik karakterleri, müthiş oyunculukları, eğlenceli sahneleriyle ve mizahi unsurlarıyla izlenmeye değer filmler arasında yerini alıyor.  Bu hâliyle beyaz perdeye siyah beyaz bir samimiyet olarak kazınıyor.

Ve film bittiğinde şu replik kulak tırmalıyor:

A: Babanızın Alzheimer’ı mı var?

B: İnsanların söylediklerine inanır.

A: Çok kötüymüş.

Haksız sayılmaz, değil mi?

Ahmet Tuğcu

***

Yönetmen: Alexander Payne

Senaryo: Bob Nelson

Oyuncular: Bruce Dern, Will Forte, June Squibb, Bob Odenkirk

Yapım: ABD, 2013

Süre: 115

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5