Monsieur Lazhar (2011): Modern Etik Problemi

Melik Külekci
Melik Külekci
28 Aralık 2012

2012 Amerikan Film Akademisi ödüllerinde En İyi Yabancı Dil dalında beş aday arasında özellikle iki film öne çıkıyordu. Biri Asghar Farhadi’nin ‘Jodaeiye Nader az Simin’ (a separation) diğeri de Kanada yapımı olan Philippe Falardeau’nun ‘Monsieur Lazhar’ filmi. Falardeau, 2006 yılında çektiği ‘Congorama’ isimli filmi ile dikkat çekerek, Kanada sinemasında ‘gelecek vadeden’ yönetmenler arasında gösterilmeğe başlamıştı. 2008 Yılında ise ‘C’est pas moi, je le jure’ ile kamerasını ‘sorunlu’ çocukların ‘renkli’ dünyasına çeviren yönetmenin hatırı sayılır bir hayran kitlesi oluşmuştu bile.

monsieur lazhar

Falardeau, Monsieur Lazhar’da intihar eden öğretmenden sonra gelen Cezayir kökenli Bachir Lazhar ( Mohamed Fellag) isimli ‘öğretmenin’ öğrenciler ve veliler ile uyum sürecini anlatırken, ülkesinin iç meselesi olan bir konuyu deşiyor. Filmden anladığımız kadarıyla Kanada’da öğretmenlerin öğrencilerine dokunmaları yasak. Sarılmaları, beden dersinde takla atmalarına yardımcı olmaları vs. gibi hiçbir şekilde öğrencileri ile temasları söz konusu değil.

Öğretmenlerinin intiharı ile sarsılan öğrenciler ile Bachir Lazhar’ın hikayesi mesafeli bir sinema dili ile anlatılırken, Lazhar’ın göçmenliği onaylanmadan kendisini öğretmen olarak tanıtıp göreve başlaması, modern etik anlayışı sorgulamamıza neden oluyor. Lazhar’ın yasaları hiçe sayarak, hakkı olmadığı bir alanı işgal etmesinin ‘öz çıkar’ veya ‘ben sevgisinden mi?’ yoksa ‘başkalarının iyiliği için mi?’ yaptığını kestirmek pek kolay değil Aslında Falardeau’nun, Lazhar etrafında sorguladığı modern dünya etiğinin tam da bu problemlerin çevresinde geliştiğini söylemek yanlış olmaz.

Tanrı’nın iradesi ya da erdem, modern insanın sorularına çözüm olacak ‘ulaşılabilirlik’te olmadığından etik norm ve kuralları, insanın kendi doğasından türetmek gerektiğini hatırladığımızda, Lazhar’ın pedagojik formasyona sahip olmadan, öğrencilerin yaşadığı travmaya yardımcı olmak istemesini etik açıdan yasalara göre mi, yoksa insanın doğal olarak başkalarının iyiliğini de isteyebilecek özellikte olduğunu kabul ederek mi açıklayacağız? Falardeau bu noktada modern etik anlayışı ile çelişkiye düşmek yerine, insan ve yasalar arasındaki ince dengeyi dokunaklı bir üslupla anlatırken, Lazhar kendi ile ilgili hiç bir şüpheye düşmez. Ne de olsa onun öğrencilere, öğrencilerin de ona ihtiyacı vardır. Üstelik film boyunca, intihar eden öğretmeni suçlar; ‘bir insan neden hayatına son vermek ister ve bunu neden sınıfta yapar?’ sorusunun cevabını bulmaya çalışırken söz yine modern etik anlayışla oluşturulduğu düşünülen yasalara gelir. Bir öğretmenin öğrencisine sarılmasını suç sayan yasalar ile insan doğası arasında nasıl bir ortak paydaya varılabilir?

monsieur lazhar 2

Falardeau, Kanada’da küçük bir sınıfta dünyanın bütün dertlerini toplarken, Cezayir’deki radikal İslamcı terörden, Şili’de işkence gören devrimcilerin hikayesine dokunur. Lazhar’ın öğrencilere Balzac’ın ‘Tılsımlı Deri’ romanından dikte yaptırması ise tesadüf değildir. İntihar etmek için havanın kararmasını bekleyen Raphael isimli genç ressamın antika dükkanına girmesi ile başlayan olayların anlatıldığı roman ile intihar eden öğretmen arasında bir bağ kurmak ister Falardeau. Lazhar ise dikte için yanlış bir metin (dil açısından) seçtiğini sonraki sahnelerde kabul eder ve intihar eden öğretmenin eşyaları arasında kocasına bıraktığı La Fontaine’nin masallarına yönelir. Burada kurdun her zaman kuzuyu alt ettiğinin farkına varan öğrencilerin filmin asıl meselesi olan ‘etik’ sorusunu Lazhar’a yöneltmesinden sonra Falardeau, benzer bir soruyu izleyiciye sorar: Yasalar karşısında suçlu olmak yerine intiharı seçen öğretmen ile güçsüz olduğu için masallar da bile kaybeden kuzu arasında ne fark vardır?

Melik Külekci
melikkulekci@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5