Il deserto rosso (1964): Michelangelo Antonioni ve Kızıl Çöl

Michelangelo Antonioni’nin bu son derece pesimistik ve karanlık filmi yönetmenin dünyanın gidişatına karşı sitemini en sert şekilde perdeye yansıttığı yapıtı belki de. Kızıl çöl izleyicisini birçok olguyu sorgulamaya ve çevresine daha farklı gözlerle bakmaya iten etkileyici bir sinema şaheseri.

Antonioni’nin filmlerinde genellikle ana karakterin içinde bulunduğu durum filmin konusunu ve gerilimini oluşturur. Kızıl Çöl’de ana karakter Giuliana(Monica Vitti) bir trafik kazası geçirmiştir ve bu kaza sonucunda herhangi bir fiziksel yara almamıştır fakat akli dengesini yitirmiş ve çevresine karşı aşırı bir tedirginlik ve korku duymaya başlamış, nevrotik bir karakterdir. Antonioni filmin jeneriğinden itibaren sanayileşen dünyanın çirkinliğini vurgular. Dış mekan çekimlerinin neredeyse hepsinde kapitalist düzenin fabrikalaştırdığı dünyanın kirliliğini ve çürümüşlüğünü gözler önüne serer yönetmen. Devasa bacalar, fabrika atıkları, çelik direkler, sarı duman, gri duvarlar ve onların arasında yaşamaya, hayata tutunmaya çalışan bir kadın oluşturuyor filmin temelini.

Antonioni’nin kamerası kurulan karanlık atmosferin içinde Giuliana ve oğlunu takip eder, daha sonra onları bırakıp bir fabrika görüntüsüne döner, ordan da kimyasal atıklarla bezenmiş duman dolu bir manzaraya kesme yapar. Yönetmen  karakterleriyle içinde bulundukları atmosferi ilişkilendirmek için kameranın çevrinme hareketini sık sık kullanıyor. Aynı zamanda geniş açılı çerçeveler oluşturuyor yönetmen ve Giuliana ve oğlunu devasa fabrikaların önünde küçücük halde görüyoruz. Kullandığı bu tekniklerle artık gelişen ve giderek sanayileşen dünyanın insanlara sağlıklı ve huzurlu yaşama imkanı tanımadığını söyler yönetmen izleyicilerine. İnsan mekanizmasını zehirleyen, insani değerleri tüketen, maddiyata ve yabancılaşmaya doğru iten materyalist bir gidişattır bu ve insanlık için yönetmene kaygı verir. Antonioni’nin filmlerinin ortak teması olan iletişimsizlik sorunu bu filmde de filmin merkezinde duruyor. Giuliana’nın Corrado’yla olan ilişkisi başlı başına bir iletişimsizlik ve anlaşmazlık hikayesidir, Corrado Giuliana’ya neden korktuğunu sorduğunda Giuliana ‘’Sokaklardan,fabrikalardan,renklerden,gökyüzünden,insanlardan’’ cevabını verir ve Corrado’dan kendisine yardım etmesini ister. Fakat Corrado Giuliana’nın korktuğu insanlardan biridir ve aklında onunla yatmaktan başka bir düşünce yoktur. Giuliana da çaresiz kendini onun kollarına bırakır.

Kızıl Çöl Antonioni’nin ilk renkli çektiği filmi ve renkler filmin izleğinde önemli yer tutuyor. Örneğin çağdaş dünyada bozulmanın ve çürümenin simgesi olan sarı renkte bir dumanın gökyüzüne yayıldığını görürüz. Bir başka sahnede karakterler Max’ın kulübesinde otururken sarı bayraklı bir gemi yaklaşır onlara doğru. Sarı bayrak ta gemide bulaşıcı hastalığın olduğuna işarettir. Filmin ikinci karakteri Corrado(Richard Harris) Giuliana’yı dükkanında ziyaret ettiğinde Giuliana duvarlarını mavi ve yeşil renklere boyayacağını söyler, yani kendisi için dış dünyadan farklı canlı bir dünya yaratma hayalindedir Giuliana. Daha sonra Giuliana’nın Corrado’nun oteline gittiğinde bembeyaz uzun bir koridor boyunca yürüdüğünü görürüz. Bu beyaz uzun koridor karakterin içinde bulunduğu boşluğu aksettirmek için seçilmiş gibidir. Kırmızı renkse filmde çok ön plandadır ve dünyanın dönüştüğü bataklığın simgesidir. Giuliana içinse tehlikeyi ve korkuyu çağrıştırır kırmızı.

 

Antonioni Kızıl Çöl ile özgün sinema dilini daha da zenginleştirmiş ve etkin bir şekilde kullanmaya başlamış bir yönetmen olarak çıkıyor izleyicilerin karşısına. Kızıl Çöl’e yapılabilecek yegane eleştirilerden biri Antonioni’nin ana karakterin psikolojisine çok değinmemesi olabilir. Ana karakterin psikolojisine değinildiği takdirde filmin daha derinlikli  olması sağlanabilirdi fakat bu haliyle de film bir meselesi olan, etkileyici bir hikayenin etkileyici bir şekilde anlatılmasından oluşan bir başyapıt. Kızıl Çöl usta yönetmenin sinemada teknik anlatım açısından sinemada çığır açtığı; Monica Vitti’nin başarıyla çizdiği efsanevi Giuliana karakteriyle ve o kapkaranlık atmosferiyle hafızalardan çıkmayacak bir film.

 

Bu yazı doganaybc tarafından kaleme alınmıştır.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5