Michael (2011): Göstermeden Anlatmak

Güzin Tekeş
Güzin Tekeş
12 Şubat 2013

Gözlüklü, orta yaşlı, son derece sıradan bir adam yine sıradan bir iş gününün ardından evine gelir. Paketlerini yerleştirir, sofrayı hazırlar ve bodruma inen ses geçirmez malzemeyle kaplanmış kapıyı açar. Merdivenleri iner, sadece dışarıdan kilitlenebilen mavi boyalı başka bir kapıyı açar. Sinir bozucu bir bekleyişin ardından içerden 10 yaşında dünyalar güzeli bir oğlan çocuğu çıkar. İzleyici, sinemaya filmin konusunu bilerek gelmiş olsa da bu andan itibaren nefesi daralmaya başlar, zaten “pedofili” gibi son derece hassas bir konuyu işleyen bir filmin, gösterecekleri konusunda fazla ileri gitmeyeceğini düşünerek kendini rahatlatmaya çalışır. Yönetmenin birçok şeyi göstermeden anlatacağı kesindir ama hayal gücünün gösterilmeyeni tamamlaması kaçınılmazdır.

Daha önce Michael Haneke ve Ulrich Siedl gibi usta yönetmenler ile yaptığı çalışmalardan tanıdığımız Markus Schleinzer’in ilk yönetmenlik denemesi olan “Michael” oldukça cesur bir film. Duygu sömürüsü tuzağına düşmeden, müzik ve ışık oyunlarına yüklenmeden kurgulanan film, istismara maruz kalan çocuğun değil, istismarcısının hikâyesini anlatıyor. Daha filmin konusu anlaşıldığı anda istismarcı Michael’a karşı hissedilen nefret, film boyunca değişmese de onu tanıdıkça, bize ne kadar benzediğini gördükçe, hissedilen rahatsızlık ikiye katlanıyor. Michael o kadar sıradan biri ki iş arkadaşınız, yan komşunuz hatta bir akrabanız olması bile mümkün. Nereden bakarsak bakalım, insan vicdanı böyle canavarlarla içi içe yaşadığımız gerçeğini kolay kolay kabul edemiyor. İşte bu yüzden, film boyunca Michael’a duyduğunuz öfke an be an katlanıyor.

michael

Diğer yandan, istismara maruz kalan küçük çocuğun, film boyunca izlediğimiz itiraz etmeyen, kabullenmiş tavrı insanın tüylerini diken diken ediyor. Uzun süredir devam ettiğini anladığımız bu istismar ilişkisinde, bazı şeyler çocuğun zihnine o denli işlenmiş ki Michael’in her isteğini kayıtsız bir tavırla yerine getiriyor. Parkta gezmeye çıktıklarında çizdikleri baba-oğul tablosu ve çocuğun yanlarından geçen gerçek bir baba-oğla bakarken zihninde canlanan sorular o kadar ustalıkla peliküle aktarılmış ki paranoyaklaşmamak mümkün değil. Hatta bir ara bu paranoya öyle bir noktaya varıyor ki yönetmenin, bu tarz eğilimleri olanlara yol gösterdiği endişesine kapılıyorsunuz.

Basit ama bir o kadar da katı sinematografisi, Avusturya’da yaşanan gerçek bir olaydan esinlenerek yazılan filmin en büyük artısı. Film boyunca neredeyse hiç hareket etmeyen kameranın filmin sonunda Michael’in annesiyle beraber merdivenlerden inip çıkması ve son sahnenin seyirciyi kıvrandırarak finale ulaşması yönetmenin gelecekte yapacağı işler için umut vaat ediyor doğrusu. Ancak senaryo üzerinde yeterince kafa yormayıp trafik kazası fikrini iki kere kullanmasının yanı sıra hikâyeye hiçbir katkısı olmayan uzun kayak tatili sahneleri yönetmenin büyük bir şansı kaçırmasına sebep oluyor. Yine de “Michael”, beyazperdede sık görmeye başladığımız çocuk istismarı konulu filmler listesine üst sıralardan giriş yapıyor.

 ***

Yönetmen: Markus Schleinzer

Senaryo: Markus Schleinzer

Yapım: Avusturya, 2011

Oyuncular: Michael Fuith, David Rauchenberger, Christine Kain

Süre: 96′

***

guzintekes@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 51 vote, average: 3,00 out of 5