Mama (2013): Uzunca Korkutmak

Kaan Karsan
Kaan Karsan
15 Ocak 2013

Mama’ya karşı bir heyecan duymanın yolu yönetmenin aynı adlı kısa filminden geçiyordu. Büyük bir kısmı tek plan çekilmiş kısa film yönetmenin harika kamera kullanımıyla maharetlerini müjdeliyordu. Andres Muschietti’nin keşfedilmesi ve Guillermo del Toro desteğini arkasına alması çok uzun sürmedi. İki dakikalık kısa, bir mesele etrafında uzun metraja çevrildi ve karşımıza geldi. Korku sinemasının yaratıcılık hezeyanları içerisinde kavrulduğu şu dönemde, sektörün yetenekli bir yönetmen kazanmasını sağlama ihtimali bile merak uyandırıcıydı.

Mama, isminden de belli olduğu üzere tüm dinamiklerini, içgüdüsel olarak annelik ve anne olma mevzuları üzerine inşa eden bir film. Ormanın derinliklerindeki bir kulübede tam beş senesini tuhaf bir yaratığın ‘anneliğinde’ geçiren iki küçük kızın modern dünyaya geri dönmeleri tezatından yola çıkıyor. Karanlıktaki beş senede insani kimi hislerini yitiren küçük kızlar, kendilerini bir anda şehirdeki insanın gözetiminde buluyorlar. Elbette ki ormanın derinliklerinde onları sahiplenen o tuhaf, ölümcül ve ürkütücü yaratık da onlarla birlikte geliyor. Mesele bu noktaya müteakip geleneksel ‘perili film’ formatına yakınsayarak evriliyor.

mama 1

Andres Muschietti’nin filmini farklı yapan birçok tercihi var. Bunlardan ilki ve en önemlisi çoğu korku filminin ‘flasbackler silsilesi’ kisvesinde ve bir sürpriz mahiyetinde sona sakladığı her şeyin ‘gizemli’ başlangıcını cümlesine başlarken takdim etmesi… Küçük kızların ne gibi bir olayın akabinde şehirden ayrı kaldıkları ve kimin tarafından yetiştirildikleri soruları filmin ilk kısmında cevaplanıyor. Bu da Muschietti’nin gerilim odaklı öyküsünü sağlam bir temel üzerinde inşa etmesine yardımcı oluyor. Film, dünyasını sadece gerilim yaratmak için kurmuyor ve işin öyküsel yanını asla unutmuyor. Bu filmin dramatik yapısının da dakikadan dakikaya daha da kuvvetlenmesini sağlıyor. Zira bir ‘hayalet anne’ ile ‘anneliğe’ hazır olmayan anne arasındaki zıtlık, gerilimi dakikadan dakikaya tırmandırıyor. Bu tip filmlerin üzerinden davrandığı temel izlek olan ‘insanın öyküsü’ konusu, Muschietti’nin tercihleri ve cesareti sayesinde hayaletin öyküsünü de unutmuyor. Karton ve oldurulmuş bir hayaletten çok gerçekliğini hissedebildiğimiz bir lanet ile tanışıyoruz.

Sıradan gerilim filmlerinin klişelerine sadece muhtelif ses efektlerini kullanırken başvuran Muschietti’nin belli bir eşiği aşmasındaki diğer etken ise başarılı kamera kullanımı ve kurduğu mizansenler… Bu filme rehberlik eden kısa filmini film içerisinde yeniden çeken yönetmen, filmin bütününde abartıya kaçmadan yeteneklerini sergiliyor ve seyircisini her daim diken üstünde tutuyor. Kısasından uzununa filmin her planı istikrarlı bir tempoya hizmet ederken kimi anlarda yaratılan atmosfer filmin destekçisi Guillermo del Toro’nun da ilk dönem metotlarını çağrıştırıyor. Mama, korku filmlerinin her türlüsüne alışık bir seyirciyi bile etkileyebilecek kimi anlara sahip. Muschietti, bir türlü yaratıcılık kavramına haiz olamayan 2000’ler korku/gerilim sinemasının mirasçısı olarak elinden gelenin en iyisini yapıyor ve takdir toplamayı hak ediyor.

mama 2

Mama’nın dört başı mamur bir film olmasını engelleyen unsurlar ise senaryo sayfalarında patlak veriyor. Kimi yersiz, gereksiz karakterler ve yan hikâyeler ana meselenin sahip olduğu tesiri hafifletiyor. Açıkçası teknik açıdan neredeyse ‘kusursuz’ olan bir ilk film olan Mama’nın en acemi devinimlerinin metinsel düzlemde olması pek de şaşırtıcı değil. Zira çıkış noktası ne kadar parlak da olsa ‘iki dakikalık bir kısa’nın etrafından dolaşan bir fikir var ortada. Filmin yaratıcı ekibi, belli ki bu filmi kısadan uzuna dönüştürmenin arifesinde kimi mantık hatalarına mahal verecek nedensellik sorunları yaşamışlar.

Neredeyse dramatik bir korku filmi olarak addedebileceğimiz Mama’nın başrolünde karşımıza çıkan Jessica Chastain ‘zoraki anne’ kıyafeti altında her zamanki kadar şık görünüyor. Chastain’in farklı rollerin altından alnının akıyla çıkan performansları devam ederken yükselişte olan aktrisin ivmesini sekteye uğratmıyorlar. Chastain’i rahatlatan iki performans ise filmin ‘nedeni’ olan iki karakteri canlandıran iki küçük oyuncudan geliyor. Megan Charpentier ve Isabelle Nelisse’nin ‘korku’ duygusunu bize hissettiren performansları fazlasıyla görülmeye değer.

Mama, kimi falsolarıyla daha uzun bir müddet hatırlanacak bir film olma fırsatını tepiyor olmasına rağmen sıkıcı bir korku formülüne başvurmuyor ve farklı olmayı başarıyor. Zaten bu farklılık duygusunu cesur finaliyle de veriyor. Korku sineması muhtemelen ileride adından daha da çok bahsettirecek bir yönetmen kazanırken kimi bakış açılarından filmin 2000’li yılların en iyi korku filmlerinden biri olduğunu söylemek mümkün.

**

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

Yönetmenin aynı isimli kısa filmine ulaşmak için: link

 

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
2 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 5