Last Vegas (2013): Bu İhtiyarlar Bir Harika Dostum!

Salihcan Sezer
Salihcan Sezer
05 Kasım 2013

Filmimiz başlıktaki mottoyu dedirtmeye çalışıyor. Dedirtiyor mu? Yüzümüzde aptal ya da acı bir gülümsemeyle salonu terk ediyor muyuz? Normalde gerçekten bir harika zaten bu ihtiyarlar: Robert De Niro, Michael Douglas, Morgan Freeman ve Kevin Kline. Sevelim, sevmeyelim ancak kariyerlerine, bu sektör için verdiklerine, emeklerine, hafriyat yapar gibi kamyonlarına yükledikleri ödüllerine bakarsak; saygıyı hiç değilse dibine kadar hak ediyorlar. Çünkü ne olursa olsun ‘saygı’ yalnızca eski bir manken soyadı değil. Çünkü sonlu şeylerde neşe ve hüzün hep iç içe. Last Vegas ise bir toplam; hüzün kısmına, dramaya pek inmeden ‘ustalara saygı’ kuşağında sunulmuş bir eğlence çabası.

Çocukluktan beri arkadaş olan bu dört alaycı, komik, kafa ihtiyardan biri, zengin ve refah içerisinde yüzeni Billy (Michael Douglas), kendisinin yarı yaşında bir kızla evlilik arefesindedir. Takımın geri kalanıysa yaşlılıktan, ilaçlardan, ameliyattan, rutinden ve kendilerini çocuk yerine koyan evlatlardan iyice bunalmıştır; gönlü hovardalık yapmak istemektedir. Amerikan filmlerinden artık alışık olduğumuz ve oradan özenilerek bizde de görülmeye başlanan ‘bekarlığa veda partisi’ için Las Vegas’a gidip çılgınlar gibi eğlenip dağıtmayı kafaya koyarlar. Yolları kumarhanede şarkı söyleyen, kendi yaş gruplarına yakın bir kadınla (Mary Steenburgen) kesişir. Billy ile Peddy (Robert De Niro) arasında bir rekabete dönüşecek bu kesişme, geçmişteki bir takım sırları da gün yüzüne çıkaracaktır. Aksi yönde bir iddiası ve çabası bulunmasa da, çok bildik bir gidişatı var filmin. Etkileyici olabilecek geçmişte kalmış bir aşk hikayesinin ardına düşmüyor, filmin başında ağza bir damla bal çaldığı çocukluk günlerine flashbacklerle altı doldurulabilecek sulara inmiyor, tezatlardan etkilenen dostlukların iniş ve çıkışlarını ve her birinin kendi gerçekleriyle yüzleşmelerini hakkıyla işleyemiyor. Eğlencesinden kaybedeceği korkusuyla seçilmiş bu tercihleri, filmin duygusal anlamda tatminini ya da katharsisini eksik bırakıyor o yüzden. Filmi izlerken aynı hikayenin mahir ellerde çok daha sarsıcı ve eğlenceli olabileceğini, şimdiyse biraz boş ve neredeyse ‘safi geyik’ olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Sözgelimi yine De Niro’nun oynadığı Silver Lining Playbook, bir kitaptan uyarlansa da sıradan kalabilecekken yönetmenin kabiliyeti sayesinde ciddi bir başarıya dönüşmüştü. Oysa kadronun, prodüksiyonun, maddiyatın hiç mi hiç esirgenmediği Last Vegas; en fazla pazar öğlenleri televizyonlarda rastlayıp, programsızlığa göre sarabilecek sınıfta; sadece eğlenceye odaklanılırsa keyif alınabilir. Oyuncuların unutkanlık, ağırlık gibi yaşlılık halleriyle, çeşitli lakaplar ve sosyal statüler üzerinden birbirleriyle, alışkın olmadıkları ortamlardaki genç, seksi kızlar veya drag queenlerle girdikleri diyaloglar kanımca gayet komik olsa da; bu tür büyük isimler söz konusu olduğunda hikaye ve his bakımından beklentiler haliyle daha büyük oluyor.

K72A3158.CR2

Space Cowboys, The Expandables gibi ‘hadi eski tüfekleri topluyoruz ve onların sinerjisini değerlendiriyoruz’ türünün pek de parlak olmayan son halkası Last Vegas. Günümüzde bir fenomene dönüşmüş Hangover serisine benze(til)memek için özellikle çırpınsa da, tipik bir Vegas rüyası pazarlamasının ve pompalamasının ötesine geçemiyor. Oyunculuklar açısından ustalar arasında pek fark yok ama Robert De Niro performansıyla biraz daha öne çıkmış. Party rockçı, LMFAO‘nun iki bonusundan biri Stefan Gordy‘nin sahnesi kısa da olsa; misafir kadrodan hınzır-delidolu-yaramaz bir katkı verirken; tek espride bırakılan 50 Cent‘in dahli çok zorlama. ‘Gişede tutarsak belki devamını çekeriz’ kapısını da açık bırakan film, Nostradamus kesilmek istemem ama bu olasılığında çuvallayacak. Filmin başlarında Archie (Morgan Freeman), bir country klasiği olan ‘you are my sunshine’ı okur torununa. Johnny Cash de yorumlamıştır aynı parçayı, hatta ölmeden önce ‘hurt’u de. Klibiyle birlikte kendi kariyerine, geçmişine, eşine unutulmaz bir veda niteliğindeydi. Bu harika ihtiyar delikanlılara uzun ömürler dilerim, alınacak daha çok yollar var. Her ne kadar, eski bir deyimle de ‘ömür bitiyor, yollar bitmiyor’. Ancak  ne veda kokan isminin, ne de bu isimlerin ağırlığının önemini kavrayabiliyor.

**

Yönetmen: Jon Turteltaub

Senaryo: Dan Fogelman

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular: Robert De Niro, Michael Douglas, Morgan Freeman, Kevin Kline

Süre: 105′

**

Salihcan Sezer

salihcanzer@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5