Lasse Persson: ‘Tranimation’la Sınırları Aşmak

Gizem Bayıksel
Gizem Bayıksel
18 Mayıs 2012

İsveçli yönetmen Lasse Persson ‘alter egosu’ olarak nitelendirdiği Lisa Tulin kimliğiyle, 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali dahilinde seyircisi ile buluştu. Festivalde ‘tranimation’ adını verdiği canlandırma filmleri de gösterilen Persson/Tulin, filmleri üzerinden bir de atölye çalışması gerçekleştirdi.

Günümüzde canlandırma sinemasının birçok örneği dijital platformlarda yapılırken, Lasse Persson, kendi çalışmalarını el çizimleri üzerinden şekillendirmeyi seçen bir yönetmen. Filmlerinde ağırlıklı olarak toplumsal cinsiyet rollerine odaklanan Persson, kadınlık ve erkeklik algısı üzerinden toplumca belirlenmiş sınırları kimi zaman esnetmek, kimi zaman da aşmak amacıyla izleyicisine mizahı elden bırakmayan güçlü mesajlar veriyor.


‘Alter egosu’ olarak nitelendirdiği Lisa Tulin kimliği ise, ‘karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giymek’ olarak tanımlanan crossdresser hayatının bir parçası. Sinema hayatı ile crossdresser kimliğini iç içe geçirmemek için filmlerinde Lasse Persson adını kullanan, söyleşilerinde ise Lisa Tulin kimliğiyle seyircisiyle buluşan Persson/Tulin, filmografisinde yer alan altı kısa filmi dışında çeşitli çizgi dizi serilerine de katkıda bulunuyor.

Uzun burunlu küçük bir adamın, bir lokantaya girip garsona ne olduğunu anlayamadığı ‘bal kaymak’ı sipariş etmesinin ardından yaşananları anlatan “Honey Bunny” ile, bize sunulanla olmak istediklerimiz arasındaki ilişkiye değinen Persson, farklı ten rengine sahip dört kadının, yerden oldukça yüksek bir gergin ipte dans ederken anlaşmazlığa düşmelerini anlatan “Hand in Hand” filminde, bir arada var olmayı asıl zorlaştıran şeyin ön yargılar oluşuna değiniyor. “…and Half the Kingdom”da ise, bir masal dünyasına odaklanıyor ve arılarla kurbağanın arasındaki çekişme üzerinden oldukça rahatsız edici bir konuyu beyaz perdeye taşıyor.

Lasse Persson, 2005 yılında Berlin Film Festivali’nin ‘Panorama’ bölümünde aldığı “en iyi kısa film” ödülü ile filmografisi içerisinde de en çok hatırlanan filmi olan Bikini’de, açılmaktan, yani kabinin dışına doğru açılmaktan korkan bir gencin hikayesini müzikal canlandırma yolu ile anlatıyor.

Gerek Lisa Tulin kimliği, gerekse Lasse Persson olarak ürettiği canlandırma sineması ile, öğretilmiş rollere karşı çıkan ve olmak istediklerimizin belirgin şekilde çizilmiş sınırların ardında kalışına dikkat çeken Persson/Tulin, cinsiyetsiz ve kimliksiz bir sinema arzusunda olan sinemaseverler için de merakla takip edilesi bir filmografinin müjdesini veriyor.

Gizem Bayıksel

gizembayiksel@gmail.com

twitter