Los amantes del Círculo Polar (1998): Kocaman bir döngü


Ezgi Küçüktuğsuz
27 Eylül 2011

“Geceler boyu güneşi izlemek”  imkansız mıdır sorusuna cevap.

Bazı filmlerin bazı sahneleri vardır -gel bize bazı bazı?- sadece o sahne için, sadece bir kare için dahi sevebilirsiniz hani. Elbette bu demek değildir ki filmin bir tek o karesi/kareleri güzel, hayır, sadece insan o karelere vurulur. 

Daha sonra üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin o kısımlarla hatırlarım ben filmleri. Zamanla diğerleri solsa da o “an“lar solmaz aynı canlılıkla kalır zihnimde.

Bu, o tarz filmlerden işte, aşık olunası kareler bulunduran içinde. Kutup dairesi aşıkları, aşk filmlerinden hiç hazzetmeyen benim gibi bünyeler tarafından ihmal edilmiş bir film. Oysa yanılgı bu, çünkü bu film salt aşk filmi değil. Romantizm odaklı bakınca o şekilde de algılanabilir evet, ama ben öyle düşünmüyorum. Bu bir “döngü” filmi.

Kutup dairesi de bu döngünün parçalarından, hatta oyunculardan biri. Hikaye, daha kahramanlarımız mini miniyken birbirlerine aşık olan ve çeşitli “tesadüflerle” temiz aşklarına sahip çıkmaya çalışan iki gencin başına gelenlerden ibaret diyerek filmi baltalayacak kadar sıradan bir şekilde özetlenebilir. Ancak olay öyle değil. Hikaye, dinlediğimiz ve gördüğümüz hikaye aslında o iki gençten ibaret değil, onlar hikayenin parçaları. O hikaye ki içinde kağıt uçaklar, palindromlar, bir sandalye, ren geyikleri, tokat, kutup çizgisi, düşmeler, paraşüt, soğuk, cesaret, bir yatağın altı, kırmızı bir kalp, birbirini ebeveyn yerine koymalar, ve içindeki duyguyla baş edemeyip saçmalamalar barındırıyor.

İç içe geçmiş daireler şeklindeki filmin şiir gibi akıp giden karelerinden hariç, her biri alıntı yapılacak kadar güzel diyalog ve replikleri de var, üstelik hiçbiri de söyleyen karakterin ağzında eğreti durmuyor. İç içe geçmiş daireler dememin en büyük sebebiyse kendi içinde, kendine gönderme yapan hali. Diyaloglarda geçen cümleler bazı sahnelere, bazı sahnelerdeki ayrıntılar ise yine alıntılara veya hikayenin bir diğer kısmına “göz kırpıyor” ve bu da benim gibi detaycı tiplere bayram oluyor. Gerçi çoğunu ilk seferde yakalamak zor olacağı için birden fazla kez izlenmesi gereken filmler kategorisine de girmiş oluyor böylece.

Ha bir de “tesadüfler” mevzusu. Ah şu tesadüfler ki amansız romantikleri hep iç geçirtir. İnanmak inanmamak kısımlarını geçtim insan öyle kaptırıyor ki kendini, “acaba” diyor insan, “acaba bizim hayatımızda da oluyor mu böylesi” . Olasılık hesabıyla o kadar imkansıza yakınsayan şeyler yaşıyoruz ki aslında günlük hayatımızda, bir çoğunun farkında bile değiliz.

Sembolizm yüklü güzelim filmi böyle yüzeysel anlattığım için kendimden utanır gibi olsam da artık çok geç, toparlamaya çalışırken bir de  “ispanyolca nasıl da melodik bir dil, öylece dinleyesi geliyor insanın ve filme lezzet katan unsurlardan biri olduğu kesin” diyeyim de tam olsun, içimde kalacaktı yoksa.

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5