Cloudy with a Chance of Meatballs (2009): Kıymeti Bilinmemiş Filmler Kuşağından


Ezgi Küçüktuğsuz
04 Nisan 2011

Eşek kadar olmasına rağmen çizgi film izleyen, animasyon filmleri çok seven birinin animasyonu çocuk işi olarak görenleri anlaması çok zor. Hele de bunu “bunlar için büyümedin mi artık yeaa” diye burun kıvırarak, küçümseyerek yapanların ağzına ağzına vurasım geliyor.

Seslendirenler arasında James Caan,  Anna FarisMr T vee Neil Patrick Harris gibi isimlerin olduğu Cloudy with a Chance of Meatballs , animasyon dünyasında kesinlikle hak ettiği değeri görememiş bir film bana göre. Moda deyimle “underrated” kısacası. Gördüğüm kadarıyla artık kült olmuş animasyonlarla karşılaştırılmış genel olarak, ki bu da son derece yanlış bulduğum bir tavır zira nasıl her çıkan filmi kendi türünün klasikleşmiş ürünüyle karşılaştırmak mantıksızsa, bu da öyle. “Bir alex değil” geyiği misali, gereksiz.

Film, başrol sempatiği Flint’in küçüklüğünden beri sahip olduğu hayalleri gerçekleştirmek isterken, içinde bulunduğu toplumun onu tuhaf bulduğu için yaşadıkları diye -iyice- genellenebilir. Çünkü insan, yaşadığı çevreden ne kadar farklıysa o kadar tuhaftır bilirsiniz. Ufaklığından beri bir bilim adamı olmak isteyen Flint zor zamanlar geçirir, onu anlayabilen ve takdir eden tek kişi olan annesini de kaybedince tavırlarıyla tipik bir türk babasını hatırlatan babasıyla kalakalır.

Artık abuk subuk icatlar yerine “düzgün” bir iş sahibi olmasını isteseler de bizimki kendini durduramaz, olaylar gelişir. Allahım hep bu kalıbı kullanmak istemiştim, klavyeye damlayan göz yaşlarımı sildikten sonra devam ediyorum.

İnsanın takdir edilme, sevilme -en azından kabul görme- arzusu enteresan. Düşününce, çoğu zaman farkında bile olmayarak yapıyoruz bunu.

Sosyal mesajı geçip renkli, eğlenceli kısma gelirsek; diyaloglar şahane, bol bol ince espriler ve şaşırtmacalar mevcut, ayrıntılar güzel. Filmin ilk olarak 7. dakikasında olmak üzere üç beş yerinde geriye alıp alıp tekrar güldüm. Yine olsa yine gülerim. Karakterler zaten şahane, -Flint’e aşık olduğumdan demiyorum valla- duygularını ve sevgisini anlatmakta zorlanan baba ve inek olmamak için “yeni bir görünüş ve yeni bir karakter” seçen esas kız, zenci polis tiplemesi filan “kahraman ve geveze yapışkan komik ikinci adam” klişesinden yeğ geldi bana. Ha tabi bir ekürisiz olmaz, Steve adlı maymun var ama o saylanmaz.

Kısacası özellikle çocukluğuna bittiğim sempatik başrol oyuncusu olsun, mimikleri oldukça başarılı diğer karakterleri olsun, insanı gülümseten fikir ve ayrıntıları, dev jöle ve maymun düşüncesi çevirme aleti olsun gülümseyerek izlenesi eğlencelik, lezzetli bir film olmuş. Göklerden yiyecek yağıyor nasıl lezzetli olmasın.

Babaların teknolojiyle verdiği savaş ve insanların kedili video manyaklığına göz kırpması da bonus olmuş, cuk oturmuş.

E bu kadar lafını ettim bir de trailer vereyim de tam olsun değil mi?

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=UEyjj-L5Mv8]

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5