Tokyo Godfathers (2003): Kendini Tekrar Eden Hollywood Filmlerine, Detaycı Animelerin Cevabı

1948 yapımı 3 Godfathers isimli western türü filmden yola çıkılarak yapıldığı dile getirilen, yönetmenliği Satoshi Kon’a ait (gene yönetmenliğini yaptığı ‘98 yapımı Perfect Blue ve 2001 yapımı Millenium Actress’den hatırlayacaksınızdır.) 2003 Madhouse yapımı uzun metraj bir film: Tokyo Godfathers. Belki, etkilendiği western gibi bir John Wayne içermese de karakterleri, arka plan şehir görüntüleri, çoğu animeye göre gerçekçi olan karakter ve mekan çizimleri ile aynı oranda olağanüstü tesadüflerle dolu sahneleri, müzikleri ve alıntı yapıp Facebook profilinize döşeyebileceğinizden daha güzel diyalogları ile şu “mucizevi yılbaşı filmleri”nden biri haline geliyor. Gene de çoğundan daha orijinal olduğunu iddia edebilirim.

Her yerde görebileceğiniz, “ve olaylar gelişir..” cümlesi ile sonlanabilecek bir tanıtım yapalım kısaca: Hana, Gin ve Miyuki, üç adet evsiz olarak, Noel arifesini geçirmeye çalışmaktadırlar. Evsizlere verilen yemek için kuyrukta beklerler, biraz ortalıkta aylaklık ederler ve nihayetinde sıra –Miyuki’ye verilecek Noel hediyesi için- çöpleri karıştırmaya gelir. Çöplerin arasında buldukları, terk edilmiş minik bir bebek, onlar için –özellikle de Hana için- bir Yeniyıl armağanı olduğu kadar, biraz da başa bela olur. Ve olaylar gelişir… (Böyle bitirmeseydim, içimde ukde olarak kalacaktı.)

Not: Yazının bundan sonrası, film hakkında spoiler içermektedir. İzlemediyseniz, okumanızı tavsiye etmem. (Gerçi ben olsam meraktan ölür, okurdum. O yüzden bu notu kaale almasınız da olur.)

 

Sadece konuya bakarsak, sanki bir Hollywood-Noel-aile filmi, değil mi? Siz öyle sanın!

Öncelikle karakterler açısından bakmamız gerekir Tokyo Godfathers’a çünkü bu kendine has karakterleri, özellikle de aile yapısını korumaya özen gösteren (!), muhafazakâr Hollywood yapımı Noel filmlerinde bulamazsınız!

Gin: çoğunlukla alaycı, biraz sapık (Japonların lolita sevgisine bir gönderme de görebilirsiniz, Miyuki ile kavga ettikleri sahnelerde) biraz hüzünlü, biraz alkolik ve alabildiğine güldüren bir kumarbaz kendisi. Belli etmese de Hana ve Miyuki’yi çok sever aslında. Ve aynen diğerleri gibi bir yandan geçmişinden dersler çıkararak, kendi benliğini bulmaya diğer yandan Hana ve Miyuki ile ailesizliğini gidermeye çalışır.

Hana, tek isteği bir kadın ve bir anne olmak olan, eşcinsel crossdresser kahramanımız. Kendi Bebek İsa’sını –çöpler arasındaki minik bebeği- bulduğu için o kadar şanslı hisseder ki bebeğe bakacaklarına dair, Miyuki ve Gin adına da karar verir. (İçten içe Gin’e âşık olması da cabasıdır.) Muhteşem ifadeleri ve höykürerek ağlaması, bir drag queen’mişcesine sergilediği dramatik tavır ve ifadeleri –ki hikâye ilerledikçe, eski meslek hayatı ile bağlı olarak, bu yönünü de görürüz Hana’nın-, sürekli dudağında olan kırmızı ruju ve yüzündeki sahne makyajı, bir kadından daha çok kadın olması ve doğal olarak, bir erkeğin vücuduna sahip olmasına rağmen rahatlıkla kırıtabilmesi, üstelik onca yokluğun içinde bile şık görünebilmesi ile idolüm olmuştur.

Miyuki ise, bir kavga sonucu babasını bıçakladıktan sonra evden kaçan liseli bir kızdır. Sürekli olarak “bir kadın gibi davranması için” Hana tarafından uyarılır ama, o, bu uyarıların hepsini kulak arkası eder: bacaklarını sonuna kadar açarak oturur, küfreder, daimi olarak siniri burnundadır, kavga eder, apartmanların çatısından, aşağıdaki insanların kafasına tükürür, üstelik bunun da çetelesini tutar. Hana’yı biraz mantıksız bulduğu aşikârdır. Her ne kadar, ailesi tarafından ilgi görmediğini sık sık belirtse de, bir yandan da Gin ve Hana’nın gidebilecekleri bir yerleri olmadığını, kendisinin ise evine geri dönebileceğini iddia eder, ama Gin’in de dediği gibi: “Tüm evsizler eve geri dönebileceklerini iddia eder.”

Karakterlerin kendileri dışında, bir parça da çizimleri hakkında fikir belirteyim: hiçbir “insan oyuncu”da bulamayacağınız mimikleri, karakterlerimizin yüzlerinde görebiliyoruz, ki bu da çizimlerin ne kadar güzel olduğunu gösteriyor, zaten animeler de abartılı ifadelerin yuvası değil midir? Üstelik, haftalık izlediğimiz, seri animelerdeki uzun bacaklı, koca göğüslü ve gözlü anime kızları ya da bol kaslı, çam yarması gibi anime erkekleri yerine, gayet sıradan insan tiplemeleri yaratılmış, zaten hikayenin gerçekçiliği de –üstelik de, olağanüstü sahnelere rağmen- burada yatıyor. Yanı sıra, arka planlar çok detaylı ve özenli, hatta ufak sürprizler de var: örneğin, bir sahnede, üç evsizimiz, film satılan bir dükkânın karşısındaki kaldırımda tartışırlarken, arkadaki vitrinde Satoshi Kon’un diğer filmlerinden afişleri görüyoruz: Millenium Actress ve Perfect Blue. Ayrıca, Hana’nın arkasında duran bir grup insana, o konuşurken araba çarpması, çeşitli dükkanlara birkaç kez araba/kamyon vs. girmesi gibi, aslında her gün yaşanan ama, bana hala tuhaf gelen olayların da arka planda akmaya devam etmesi, gözümde Tokyo Godfathers’ı, diğer pek çok animeden ayırıyor: hikaye, çoğu animede olduğu gibi, günlük yaşamdan soyutlanarak, tek bir eksende gitmiyor burada. Nasıl ki her günü, kendimizden bağımsız çeşitli olaylara şahit olarak ya da bu olayları fark edemeyerek geçiriyorsak, kahramanlarımız da bizim gibi bir hayat sürüyorlar iki boyutlu halleriyle.

Hikayeden biraz daha bahsedeyim: sürekli olarak göze sokulmayan ama, ince espriler olduğu kadar (mesela yaralı bir halde ölmek üzere olan Gin’in, karşısına çıkan melek ile konuşması -ki bu melek, aslen konsomatris ya da striptizcidir- ya da Hana’nın taksi şoförüne asıldığı sahneler gibi), hüzünlü ve duygusal sahneler de var tabi. Gerek karakterlerin geçmişinden gelen anılar (Miyuki’nin ailesi tarafından ilgi görmemesi, Hana’nın çalıştığı gece kulübünden ayrılması) gerekse ana hikaye ile birlikte gelişen olaylar (birbirlerinin dilini bilmeyen Miyuki ile İspanyol kadının ettiği muhabbet, Gin’in kızı ile karşılaştığı sahne) gibi, birbiri içine geçen yan öykücükler de var bütün bir filmde.

Tabi, gene Hollywood filmleri ile örtüşen bazı tarafları yok değil Tokyo Godfathers’ın: Örneğin Noel filmlerinde iyice baskın çıkan Hristiyanlık ögeleri: Bebek İsa’nın gelişi ve yokluk çeken herkese yardım etmesi. Bu filmin ekseni de, zaten bu konu üzerine oturtulmuş: buldukları bebek (Bebek İsa örneği) yokluk çekenlere (evsiz ve ailesiz olan Miyuki’ye, Hana’ya ve Gin’e) yardım ediyor bir nevi. Belki bunu –bir bebek oluşunu göz önüne alırsak- bilerek ve doğrudan yapmıyor ama, bir şekilde bu “muhteşem üçlü”nün hayatına dokunuyor minik parmakları ile. Bu arada, bizim üçlü de, Noel’in, sadece Amerika’daki değil, tüm dünyadaki anlamını kavrıyorlar: “Her yeni yıl yeni şanslar getirir, üstelik bunu ailenizle karşılamak en güzelidir.” Tabi konu Tokyo Godfathers olunca, aile kavramı da biraz esniyor: Miyuki, Hana ve Gin’in, bir aile haline gelmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, onları bir araya getiren ne olursa olsun: ister yokluk, ister ihtiyaçlarını karşılama, ister sevgi.

Evet, biraz duygusal bir inceleme oldu sanırım ama, suç bende değil, yaratanda. Ve ben derim ki, hazır havalar da soğumuşken, sıcak ve “kendinden kedili bir battaniye” edinin, kediciğinizin mırıltıları arasında, kakaonuzu yudumlayarak yayılın ve bu filmi izleyin. “Kendini iyi hisset.” filmlerinden sadece bir tanesi gibi görünse de, unutmayın ki, Tokyo Godfathers, pek çok animeden sadece biri ve biliyorsunuz ki, animelerin de her daim bilinenden farklı tarafları oluyor, pek çok gişe filmine göre. Her ne kadar, gene bir Hollywood filmi temel alınarak, yapılmış olsa da –ki, eski Hollywood filmlerinin, günümüzde çekilenlere göre ne kadar orijinal konulu olduklarına dair, hemfikir olabiliriz-, Tokyo Godfathers, Japon kültürünü de bünyesine katıyor. Böylece, bir yandan ufak tefek detayların, günümüz Hollywood filmlerine göre, nasıl da kaliteli bir yapım çıkarabileceğini keşfedebiliyoruz, bir yandan da, eski Hollywood filmlerini anabiliyoruz saygıyla.

Kıssadan hisse: “Sonuçta, kimse yalnız bir ada değildir.”*

*Tokyo Godfathers’dan alıntıdır.

Not: İşbu inceleme, animeou dergi Kasım-Aralık 2010 Sayısında matt mahlâsı ile yazdığım yazıdır.

Not: Yazı, elenormarin tarafından yazılmıştır.

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5