Kedi (2016): Miyavlama Değil Mesele

İnsanlar ve kediler sokakların kime ait olduğu kavgasına tutuşacaksa şayet, o kavgayı kazanacak kadar oralı olan kedileri vardır İstanbul’un. Kendi yaşı oranında katlar insan ömrünü. Kendi yaşadığı kadarıyla küçültür sizin mahalledeki deneyiminizi. İcabında daha lezzetlisini yer, daha sıcak yeri kapar, daha çok şefkat görür.

Çirkinlikleri de barındıran bir hakikatin içinden bazen sadece iyi ve güzel olanın hikaye edilmesi insanı mutlu ve memnun edebiliyor. Yani kedilere yemek bırakılıyor diye çıkan mahalle kavgalarının, yolda gördüğü kediyi tekmeleyen koca koca adamların, kediye ıstırap çektirmekten zevk alan çocukların sahasına girmeden bir anlatı kurmak tercihi seyirci için de keyif imkanına dönüşebiliyor. Malum, biz mutlu ve komikli kedi videolarının hastası dünyalılarız. Ceyda Torun da bu farkındalık, kedi severlik ve sinemacılık ortaklığıyla girişmiş Kedi belgeseline. Sokakları mesken tutanlarla, sıcak ve sevgi dolu evlerinde gittikçe insanlaşan kedilerin arasından tatlı bir soluk çıkarmış hepimize.

Başrolde kediler var, sokak kedileri. Hepsi şahsına münhasır, etrafça tanınan, tavrından taviz vermeyen mırnavlar. Varlıkları şehrin dokusuna işlemiş. “Sensiz olmaz” dedirtecek kadar varlar. Bir “miyav”lama meselesi değil bu. Bu yeryüzü sadece insanlara ait değil vurgusu bi yerde. Hiçbir canlının cesaret edemediği bir cüretkarlıkla ortalıkta gezen, sempatiyi üzerine çeken, sahibini kendine, kendini yaşadığı yere benzeten, iyi kötü hayatın göbeğinde olan canlılar sözünü ettiğimiz. Hakikate bulaşırsak, kedilerin çok fazla ıstırap çektiğini de söylemeden geçemeyiz. “Çocukluk” işkencelerine hedef olan, yetişkin tahammülsüzlüklerine maruz kalan, iki kap su, iki lokma yemek fazla görülen, kıyımında sorumluluk üstlenilmeyen, dokuz canını çıkarmaya ant içmişlerle de muhatap kalmak zorunda olan canlılar sözünü ettiğimiz. Ceyda Torun da bütün bunların farkında elbette, ama filmi için seçtiği sahaya bunları koymayı tercih etmemiş. Hikayesini daha umutlu, daha kucaklanası bir yerden kurmayı seçmiş. Fakat önünüze konulan ne olursa olsun, izlerken kendi versiyonunuzu üretip araya “kötücül” olanı yerleştirdiğiniz bir seyir süreci de yaşayabiliyorsunuz. Bildiğiniz bir kentin, geçtiğiniz, konakladığınız mahallelerin güzel canlılarının kapı komşularının zalim olabildiği gerçeğini aralara sıkıştırıp tadınızı kaçırabiliyorsunuz. Kendinizi seksen dakikalık bir teslimiyete bırakmak ve filmin tadını çıkarmak varken, kuyruğu kesilenleri, cinsel saldırıya uğrayanları, gözü oyulanları, tekmelenenleri, önündeki suyu bile isteye devrilenleri hatırlıyorsunuz. Filmi Türkiyeli bir grup olarak Auckland’da bir sinemada İstanbul’a “yabancı” olanlarla izledik. Kentlinin zarafetinden, merhametinden etkilenmiş olan bir çoğunluk olarak çıkıldı salondan. Bu hissiyat şehrinizin, komşunuzun bıraktığı güzel intibadan sebep size de iyi gelen bir duyguya dönüşebiliyor. Çünkü biliyorsunuz ki önünüze konulanlar da hakikatin bir parçası ve bu parçanın bulunduğu noktada hayat çok daha tahammül edilir düzeyde.

Filmdeki kediseverler arasında oyuncu Laçin Ceylan, yazar Mine Söğüt gibi isimler de var. Fakat akış içinde onların kim olduğuna dair herhangi bir açıklamaya girişilme gereği duyulmaması filmin güzel ayrıntılarından. Kedilerden kimsenin rol çalmasına izin vermemiş Tosun. Kedilere sevgisini vermiş, sorumluluğunu üstlenmiş olanlara değil, bu güzel insanların hayatındaki kedilere odaklanmış. Hayatın her anına sızdıkları tempodan hareketle kedileri takibe almış. Bu noktada hedeflediğinden şaşmama becerisi olduğunu söylemek mümkün. Bu arada film Auckland’ın alternatif gösterim mekanlarından biri olan Academy Cinema’da bu hafta itibariyle yeniden gösteriliyor. Sokak kedisiyle karşılaşmanın mümkün olmadığı bir kentten, sokak kedilerinin birey olarak her yerde dolaştığı bir kenti seyretme deneyimi yaşıyor buralı seyirci. Kendi durduğu yerden sempatiye sempati katıyor. Bu aralıklarla empati kurmamız pek mümkün olmasa da, Aslan Parçası, Bengü, Psikopat, Gamsız ve bütün kedilere selamımız ortak.

Fatma Onat

***

Yönetmen: Ceyda Torun

Yapım: Türkiye / ABD, 2016

Süre: 80 Dakika

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5